İŞ HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
İşyerini Habersiz Terk ve Haklı Fesih
2026/1377 E., 2026/4119 K. · 30 Nisan 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026
Kararın Özeti
İşyerini habersiz terk edip bir daha dönmeyen işçi, kıdem tazminatı alabilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu dosyada işçinin izin almadan ayrılıp dönmediğini, ileri sürdüğü mazeretin de bunu haklı kılmadığını belirterek işveren feshini haklı saydı; işçinin kıdem tazminatına hak kazanmadığını açıkladı. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri ise sözleşmeyi işçinin haklı nedenle feshettiğini kabul ederek kıdem tazminatını yerinde bulmuştu. Daire, dosyada fesih bildirimi yokken tarafların feshin işverence yapıldığında uyuştuğunu belirterek bu kabulü dosyaya uygun bulmadı; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını bozdu.
Hukuki İlke
Daire, dosyada fesih bildirimi bulunmasa da taraflar feshin işverence yapıldığında uyuştuğundan işveren feshinin haklılığını inceledi; işçinin işverene bildirmeden ve izin almadan işyerinden ayrılıp bir daha dönmemesini, ileri sürdüğü mazeretin de bunu haklı kılacak nitelikte olmamasını gözeterek feshi haklı, kıdem tazminatı istemini yersiz kabul etti.
Sonuç
Daire, tarafların istinaf başvurularını esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu. Dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Daire, işçinin bütün temyiz itirazlarını, işverenin ise kıdem tazminatı dışındaki itirazlarını yerinde görmedi; uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasını da isabetli buldu. Bozma kıdem tazminatına ilişkindir; ilk derece mahkemesi bu istemi yeniden ele alacak, Daireye göre işveren feshi haklı olduğundan istem reddedilmelidir.
İlgili Mevzuat
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — m. 24/1
Dairenin, hukuk seçiminin zımnen de yapılabileceğine ilişkin bu hükme dayanarak uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasını yerinde bulduğu hüküm.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1494 E., 2025/2285 K.
DAVA TARİHİ : 11.07.2017
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/441 E., 2025/68 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.06.2010-01.10.2015 tarihleri arasında Nijerya’da bulunan şantiyelerde, 01.10.2015-10.06.2017 tarihleri arasında Kırgızistan’daki şantiyede çalıştığını, en son 2.900,00 USD ücret aldığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunulduğunu, davacının davalı nezdinde 18.06.2010 tarihinden 28.09.2015 tarihine kadar montaj işçisi olarak çalıştığını, en son ücretinin brüt 1.489,45 TL olduğunu, davacının yurt dışında iken hem davalı Şirketin ve hem de dava dışı Nijerya’da kurulu Şirketin işçisi olarak çalıştığı, ... and ... ... Limited Şirketinin davalı Şirketle her hangi bir bağının olmadığını, iş sözleşmesinin 28.09.2015 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra davacının davalı Şirkette çalışmasının söz konusu olmadığını, davacı Kırgızistanda çalışırken Nijerya şirketinin şantiyesinde ve bu şirket tarafından tedarik edilen şantiye evinde kalmakta iken, 07.05.2017 tarihi gece saatlerinde eve getirdiği yabancı kadın tarafından kendisine tecavüz edildiği iddiası ile şikâyet edildiğini, polis karakoluna götürüldüğünü, davacının elinde bulunan belgelere el konulduğunu, davacı Kırgızistan'daki ana işveren firmanın olaya müdahâle etmesi üzerine her ne kadar polis karakolundan çıkarılmış ise de apar topar karayolu ile ülkeyi terk edip Kazakistan'a geçtiğini ve oradan da uçakla Türkiye’ye döndüğünü, işvereni tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının, davalı Şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının fazla çalışmasının bulunmadığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışılmadığını, yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kısmen kabulüne, ihbar tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait yurt dışı projelerinde iki ayrı dönem hâlinde çalışırken iş sözleşmesini sağlık ve güvenlik nedenleriyle haklı olarak kendisinin feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, ihbar tazminatına hak kazanmadığı, davacının davalı işveren nezdindeki 2015 yılına kadar olan çalışmasına istinaden kıdem tazminatının ödendiği ve bu ödemenin kıdem tazminatından mahsup edildiği, hizmet süresinin davacı tarafça tanık beyanları ve yurda giriş çıkış kayıtları ile ispatlandığı, davacı tarafından sunulan 29.08.2016 tarihli belgeye göre davalı Şirketin ünvan ve iletişim bilgilerinin yazılı olduğu ve Ü.G'nin tarafından imzalanan belgede davacının Kırgızistan'a gideceğine ve oraya malzeme teslimatı yapılacağı belirtildiğinden davalının davacının Kırgızistan'daki çalışmalarının kendi Şirketleri bünyesinde olmadığına ilişkin istinafının yerinde olmadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davacı tarafça tanık beyanları ile ispatlandığı, ücretin eksiksiz ödendiğinin davalı işverence yazılı delille ispatlanamadığından ücret alacağının hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı, bilirkişi raporundaki hesaplamaların doğru olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Davalının temyiz dilekçesinin süresinde olmadığını,
b. Davacının bakiye ücret alacağının hatalı tespit edildiğini,
c. Dava dilekçesinde talep edilen alacakların net olarak talep edildiğini,
d. İhbar tazminatının reddinin hatalı olduğunu,
e. İndirim uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, Şirketler arasında herhangi bir bağ bulunmadığını,
b. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, tanıkların beyanına itibar edilmemesi gerektiğini,
c. Davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, kıdem tazminatı hesabının hatalı olduğunu,
d. Davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını ispat edemediğini,
e. Bakiye ücret alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bakiye ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı, davacının ücreti, hizmet süresine ilişkindir.
1.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. İş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukuki sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili dava dilekçesinde davacının iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından 10.06.2017 tarihinde haksız feshedildiğini ileri sürmüş, davalı vekili ise cevap dilekçesinde iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Mahkemelerce, güvenlik ve sağlık nedenleri ile davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği ve haklı olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dosya kapsamında davacı ya da davalı tarafça yapılan herhangi bir fesih bildirimi bulunmamaktadır. Ancak taraflar arasında iş sözleşmesinin işverence feshedildiği noktasında uyuşmazlık bulunmadığına göre iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği yönündeki gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şu halde işverence yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Dosya incelendiğinde 07.05.2017 tarihinde karakola intikal eden olayın gerçekleştiği, davacının 08.05.2017 tarihinde Kırgızistan'dan ayrıldığı ve Türkiye'ye döndüğü görülmektedir. Davacı işçinin polis baskını olayı ile ilgili olarak açıklama yapmak ve izin alarak Türkiye'ye dönmek yerine davalı işverene bildirmeden işyerini terk ettiği ve bir daha işyerine dönmediği e-postalardan ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Davacı acil sağlık problemleri nedeniyle Türkiye'ye geldiğini iddia etmişse de davacının Türkiye'de aldığı raporda belirtilen hastalığın 09.05.2017 e-postasında belirttiği hastalıktan farklı olduğu, 30 gün rapor almasını gerektirecek ciddiyette ve Türkiye'de bulunmasını gerektirecek nitelikte bir hastalık olmadığı görülmüştür. Davacının, 25.05.2017 tarihinde çalışma izninin biteceğini ve yenilenmesi gerektiğini bilebilecek durumda olmasına rağmen tekrar işyerine dönmek yerine Türkiye'de kalmaya devam ettiği de dikkate alındığında, iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle sonlandırıldığı ve davacının kıdem tazminatına da hak kazanamayacağı kabul edilmelidir. Açıklanan nedenlerle kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1377
Karar No
2026/4119
Karar Tarihi
30 Nisan 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI