İŞ HUKUKU · ONAMA
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: Belirsiz Alacakta Önceki İçtihada Güven ve Dava Tarihi
2026/1456 E., 2026/4331 K. · 11 Mayıs 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 22 Ekim 2026
Kararın Özeti
Kıdem ve fazla çalışma alacağı davasında işveren feshe ve hesaba, işçi ise hesaplanan miktarla indirime itiraz etti. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, belirsiz alacak koşullarına ilişkin yaklaşımını açıkladı; ancak önceki görüşe güvenilerek açılan bu davada dava tarihini de gözeterek usulden ret meselesini bozma nedeni yapmadı. Diğer itirazları da uygun bulmayıp kararı onadı. Bu yaklaşım, her alacak için belirsiz dava açılabileceği anlamına gelmiyor.
Hukuki İlke
Belirsiz alacak davasına ilişkin içtihat değişikliğinin uygulanmasında bu dosyanın açılış tarihi ve önceki içtihada güven gözetildi.
Sonuç
Tarafların temyiz itirazları kabul edilmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy birliğiyle onandı; belirsiz alacak meselesi somut dosyada bozma nedeni yapılmadı.
İlgili Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 371, 370/1
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1065 E., 2025/1912 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/373 E., 2025/35 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.10.2007-12.01.2018 tarihleri arasında davalı Şirkete ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile şube ağı geliştirme mimari işler görev yerinde mühendis olarak çalıştığını, müvekkilinin işi gereği ayda ortalama 2-3 kez şehirdışına seyahat ettiğini, davacıya ödenmesi gereken işin niteliği gereği haftalık mesai dışında yaptığı fazla çalışma alacaklarının ödenmediğini, bu hususun uçak biletleri ve tanıklarca ispatlanabileceğini, müvekkilinin iş sözleşmesini bu nedenle 09.01.2018 tarihinde yasal ihbar süresine uygun olarak ve haklı nedenle feshettiğini, kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, davacının fesih sebebinde samimi olmadığını, iş sözleşmesini tek taraflı olarak fesheden davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, müvekkili Bankada ilke olarak fazla çalışma yapılmadığını, yapıldığı takdirde bordroya yansıtılıp ödendiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre davacının iş sözleşmesini fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma alacağının bulunduğu, alacaktan %30 oranında indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,
b. Davacının çalışma ücretlerinin ödenmediğini belirtmesine rağmen davalı işyerinde on yıl boyunca çalıştığını, söz konusu aykırılıkları ileri sürerek süresinde fesih yoluna gitmediğini, bu durumun davacının fesih sebebinde samimi olmadığını gösterdiğini, kanunda öngörülen hak düşürücü sürelerin geçirildiğini, davacı feshinin haklı nedenle fesih olarak kabul edilemeyeceğini,
c. İşyerinde fazla çalışma yapılmadığını, yapılırsa karşılığı ücretlerin bordrolara yansıtılarak ödendiğini, tanık beyanları görgüye dayalı olmadığı gibi çelişkili olduğunu, kaldırma kararına aykırı değerlendirme yapılarak karar verildiğini, ihtirazi kayıtsız imzalanan bordrolar karşısında davacının iddialarını yazılı delille ispatlayamadığını,
d. Diğer yandan davacının davalı Banka tarafından yürürlüğe konulan ve kendisine tebliğ edilen çalışma ve fazla çalışma sirküleri kapsamında fazla çalışma uygulamasına tâbi olmadığını, davacının bu düzenlemeyi bildiğini, buna rağmen fazla çalışma yaptığı yönündeki iddiaların mesnetsiz olduğunu,
e. Alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Davacının fazla çalışma ücretinin eksik hesaplandığını, eksik hükmedildiğini,
b. İspat koşullarına göre fazla çalışma alacağından indirim yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zamanaşımı, davacının iş sözleşmesini feshinde haklı olup olmadığı buna göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma ücreti talebinin ispatı, miktarı ve indirim hususlarına ilişkindir.
Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1456
Karar No
2026/4331
Karar Tarihi
11 Mayıs 2026
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI