top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Fazla Mesaide Desteklenmeyen Tanık Beyanı

 

2026/1482 E., 2026/3938 K. · 28 Nisan 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 18 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İşverene karşı kendi davası bulunan tanıkların anlatımı, fazla mesai yapıldığını tek başına ispatlar mı? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu anlatımlara ancak davalı tanıklarının beyanı gibi başka bir delil ya da olguyla desteklendiğinde itibar edilebileceğini belirtti; destek bulunmayan bu dosyada fazla çalışma ücretinin reddi gerektiğini açıkladı. Daire, çalışma saatlerine ilişkin kayıtlar imzasız olduğu için tanığa başvurulmasını yerinde buldu; ancak davacı tanıklarının hepsinin işverene karşı davası vardı, davalı tanıkları da fazla çalışmayı doğrulamadı. İşin niteliğini de gözeterek fazla çalışmayı ispatlanmış sayan bölge adliye mahkemesinin kararı oy birliğiyle bozuldu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, işverene karşı davası bulunan ve işçiyle menfaat birliği içindeki tanıkların anlatımının fazla çalışmayı tek başına ispatlamadığını, davalı tanıklarının anlatımı gibi başka bir delil ya da olguyla desteklenirse esas alınabileceğini kabul etti; bu dosyada destek bulunmadığından fazla çalışma isteminin reddini, imzalı aylık kayıtların bulunduğu dönemde ise tatil alacaklarının tanığa göre değil bu kayıtlara göre hesaplanmasını gerekli gördü.

 

Sonuç

 

Bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu; peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine karar verildi ve dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Davalının fesih, yıllık izin ve asgari geçim indirimine yönelik itirazları yerinde görülmedi; Daireye göre fazla çalışma ücreti istemi reddedilmeli, imzalı kayıtların bulunduğu dönemde hafta tatili ücretiyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti bu kayıtlara göre indirimsiz hesaplanmalı, kayıt bulunmayan dönemde ise hafta tatili ücreti reddedilip davacı tanıklarıyla örtüşen davalı tanık anlatımları nedeniyle ulusal bayram ve genel tatil ücretinde uygun oranda indirim yapılmalıdır. Davalı lehine vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin reddedilen miktarın tamamı gözetilmeden belirlenmesi de ayrıca bozma nedeni sayıldı.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2023/1441 E., 2025/1754 K.

 

DAVA TARİHİ : 22.10.2019

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kadirli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

 

SAYISI : 2019/339 E., 2023/275 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.11.2011-31.08.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde net 2.200,00 TL ücretle tır şoförü olarak çalıştığını, işverence sigorta girişinin geç bildirildiğini, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu, gece geç saatlere kadar yoğun çalışma yaptıklarını, çalışma şartlarından dolayı kendisinde oluşan sağlık sorunları nedeni ile iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, haftanın 7 günü 05.30-22.00, 23.00 saatlerine kadar çalıştığını, dinî ve millî bayramlarda da çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işyerini terk ettiğini, devamsızlık nedeni ile işverence haklı fesih yapıldığını, ücret bordrolarında görünen ücret seviyesinde çalıştığını, haftanın 7 günü çalışma yapılmadığını, 5 gün çalışma yapılarak 2 gün izin kullandırıldığını, günlük ortalama çalışma saatinin 5-6 saat olduğunu, çalışılan ulusal bayram ve genel tatil günlerine dair ücretler ile fazla çalışma yapılmış ise fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini, tüm yıllık izinlerin kullandırıldığını, ödenmeyen ücret alacağı ve asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmeyen ücret alacağı nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, dosya kapsamında davacının çalışmalarına ilişkin puantaj kaydı sunulduğu iddia edilmişse de, sunulan kayıtlarda davacının çalışma saatlerini gösterir puantajlarda davacının imzası bulunmadığından, ispat noktasında yeterli kabul edilmediğinden tanık beyanları doğrultusunda hesaplama yapıldığı, davacının ödenmeyen asgari geçim indirimi alacağı ve yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, ödenmeyen aylık ücret alacağının ise bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverence devamsızlık tutanakları tutulmuşsa da davacının fesih iradesinden sonra işe devamının kendisinden beklenemeyeceği, ayrıca davalı tarafından davacının işyeri kurallarına uymadığına ve işvereni tehdit ettiğine dair dosyaya sunulan birtakım tutanakların içeriğinin ispatlanamadığı bu nedenle davalı savunmasına itibar edilmediği, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği, davalı tarafından bir kısım döneme ilişkin davacının işe giriş çıkış kayıtları sunulmuşsa da kayıtların imzasız olduğu, işveren tarafından sunulan iş listesinde gidilen yerlerin ve sevkiyatların belirtildiği ve listenin aylık olarak tek seferde davacı tarafından imzalandığı, tanık anlatımları da dikkate alındığında kayıtların gerçek çalışmayı yansıtmadığı anlaşıldığından kayıtlara itibar edilmeyerek tanık anlatımlarına göre yapılan hesaplama esas alınarak verilen hükmün yerinde olduğu; davacı tanıklarının davalı Şirkete karşı dava açmalarının bu tanıkların beyanına itibar edilmeyeceği anlamına gelmediği, beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerektiği, tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılmışsa da davacının yaptığı işin mahiyeti, sefer yerleri ve sayıları nazara alındığında tanık anlatımlarıyla fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışması ile hafta tatilinde çalışma yapıldığı ispatlandığından bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerektiği; ancak davacı 04.11.2011-31.08.2019 tarihleri arasında toplam 7 yıl 9 ay 27 gün çalışmış olmasına rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda taleple bağlılık aşılarak sehven 01.11.2011-31.08.2019 tarihleri arasında toplam 7 yıl 10 ay çalışma süresine göre kıdem tazminatının hatalı olarak hesaplandığı, ayrıca asgari geçim indirimi alacağının fazlaya ilişkin kısmının, ücret alacağının da tamamen reddedilmesi karşısında bu reddedilen kısmın yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden tarafların sorumluluğunda dikkate alınmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine; davalının istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak sureti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

 

1. Çalıştığı süre boyunca davacıya asgari geçim indirimi alacağının ödendiğini, ödemenin banka kayıtları ile sabit olduğunu,

 

2. Dosyaya ibraz edilen kayıt ve belgelere aykırı hesaplama yapıldığını, kayıtlara göre davacının haftalık çalışma süresini dahi doldurmadığını, aylık ortalama 22 gün çalıştığını,

 

3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Yargıtay kararlarına göre bir şoförün günlük en fazla 9 saat çalışabileceğini,

 

4. Tüm davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olduklarını ve beyanlarının hayatın olağan akışına uymadığını,

 

5. Sunulan kayıtlara göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması gerektiğini,

 

6. Yıllık ücretli izinlerin eksiksiz kullandırıldığını,

 

7. Devamsızlık tutanaklarının davalı tanık beyanları ile doğrulandığını, davacının işi bırakmak sureti ile iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini,

 

8. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının ispatı ve hesabı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkindir.

 

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

 

2. Taraflar arasında fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ispatı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

 

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

 

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

 

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.

 

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

 

Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir.

 

Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.

 

Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.

 

Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde, davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı ancak karşılığı ücretlerin ödenmediği ileri sürülerek talepte bulunulmuş, iddianın ispatı amacıyla tanık deliline dayanılmıştır. Davalı işveren ise dosya içerisine bir kısım kayıtlar ibraz etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına göre davacının haftanın 7 günü çalışarak ayda 2 hafta 06.00-18.00 saatleri arasında, 2 hafta 06.00-21.00 saatleri arasında, son 2 yıl ise ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı ve dinî bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı tespit edilmiştir. Davalı işverence dosyaya ibraz edilen çalışma saatlerini gösterir kayıtlarda davacı imzası olmadığından fazla çalışma hesabında tanık beyanlarına itibar edilmesi isabetli ise de davacı tanıklarının tamamının işverene karşı açmış oldukları davalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tanık beyanları ile de davacının fazla çalışma yaptığı ispatlanamamıştır. Davacının fazla çalışma iddiasının ispatı bakımından, davacı ile menfaat birliği içinde bulunan tanıkların beyanlarından başka bir delil ya da olgu bulunmamaktadır. Bu durumda ispatlanamayan fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.

 

3. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı yönünden ise çalışma günlerini gösterir ve aylık olarak düzenlenen sefer kayıtlarında davacının imzasının yer aldığı görülmektedir. Aksi eş değer delille ispatlanamamış bu işyeri kayıtları mevcutken, davalı işverene karşı dava açtıklarını belirten ve davacı ile menfaat birliği içinde bulunan tanık beyanlarına itibar edilerek hesaplama yapılması hatalıdır.

 

Bu itibarla Mahkemece yapılması gereken iş; kayıt bulunan dönem yönünden kayıtlara göre hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının indirim yapılmaksızın hesaplanması, kayıt bulunmayan dönem yönünden ise, davalı tanık beyanlarına göre de hafta tatili günlerinde çalışıldığının ispatlanamadığı gözetilerek, hafta tatili ücreti alacağının reddine karar verilmesi; ulusal bayram ve genel tatil günleri bakımından ise davacı tanıklarının beyanlarıyla örtüşen davalı tanık beyanlarının bulunması nedeniyle uygun oranda indirim yapılarak hüküm kurulmasıdır.

 

4. Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan miktarlar dikkate alındığında, davacının 2.180,00 TL ücret, 27,82 TL asgari geçim indirimi, 31,58 TL kıdem tazminatı ve 230,75 TL hafta tatili ücret talebi (indirim hariç) reddedilmiş olmakla, toplamda reddedilen miktar üzerinden davalı lehine 2.470,15 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken 2.139,88 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi ile reddedilen miktarın 2.470,15 TL olduğu gözetilmeden yargılama giderlerinin hesaplanması da ayrıca hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

 

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

İlgili Hukuk Alanı

 

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

İş Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2026/1482

 

Karar No

2026/3938

 

Karar Tarihi

28 Nisan 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page