USUL HUKUKU · TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ · BOZMA
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1538 E., 2026/4150 K. — Dava Türüne İlişkin Çelişkili Gerekçenin Bozma Nedeni Olması
2026/1538 E., 2026/4150 K. · 30 Nisan 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026
Kararın Özeti
Aynı gerekçede davanın hem kısmi dava hem belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi, işçilik alacaklarına ilişkin bu uyuşmazlıkta bozma nedeni sayıldı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ıslahla artırılan tutara zamanaşımı uygulanırken kullanılan nitelendirme ile gerekçenin devamının çeliştiğini belirtti. Davacının temyizi üzerine karar usulden bozuldu; davalının temyizi ise miktar nedeniyle reddedildi. Daire hangi dava türünün doğru olduğuna ilişkin nihai bir kabul kurmadı; denetim gerekçenin kendi içindeki tutarsızlığa yöneldi.
Hukuki İlke
Dava türüne ilişkin gerekçenin kendi içinde çelişmesi, bu dosyada tek başına usulden bozma nedeni kabul edildi.
Sonuç
Davalının temyiz istemi miktardan reddedildi; davacının temyizi yönünden bölge adliye mahkemesi kararı usulden bozuldu. Dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.
İlgili Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 294, 362, 366, 352/1-(b), ek madde 1/2
Gerekçenin açıklığı ve davalı temyizindeki miktar kesinlik sınırı değerlendirmesi.7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun — m. 20
Kesinlik sınırı için esas alınan tarihe ilişkin değişiklik atfı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Mevzuat Notu: Bu karardan sonra 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 31 Temmuz 2026) belirsiz alacak davası kaldırıldı; kısmi davada talebin tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabileceği ve artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılacağı hükme bağlandı. Karardaki ıslah ve zamanaşımı değerlendirmesi, kararın verildiği tarihteki hükümlere göredir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2226 E., 2025/2832 K.
DAVA TARİHİ : 05.04.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/156 E., 2023/122 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini belirterek her türlü davaya ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 500,00 TL kıdem tazminatı, 100,00 TL fazla çalışma çalışma ücreti, 150,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 100,00 TL yıllık izin ücreti alacağı, 100,00 TL asgari geçim indirimi alacağı, 150,00 TL hafta tatili ücreti alacağı, 250 ,00 TL ihbar tazminat alacağı olmak üzere toplam 1.350,00 TL alacağın işten çıkarılma tarihinden itibaren tüm alacaklara mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan bulunmadığı, belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun ek madde 3 ile geçici 8. maddesi gereğince davacının tazminat taleplerinin 25.10.2022 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı tespit edilmiş ve dava, kısmi alacak davası olarak değerlendirildiğinden dava tarihi itibarıyla hak kazanılan kıdem ve ihbar tazminatları hüküm altına alınması gerektiği, yıllık izin ücreti alacağının ispatlanamadığı, diğer taleplerin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatı yönünden dava dilekçesindeki talepler bakımından davanın kısmen kabulüne diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..Somut olayda, fesih ve muacceliyet tarihleri itibarıyla hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatı alacakları yönünden dava tarihi itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı ancak ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili ve asgari geçim indirimi talepleri yönünden de dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, tarafların bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir." ve "....Somut olayda; tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas alınacak ücretin tüm unsurlarını bilmesi davacı işçiden beklenemeyeceğinden, davanın belirsiz alacak (kısmi eda külli tespit) davası şeklinde açılmasında isabetsizlik görülmemiştir..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacakların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi hâlde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince kıdem ve ihbar tazminatları yönünden ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğunun belirtildiği görülmüştür. Dolayısı ile anılan alacaklar yönünden davanın kısmi dava olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. Gerekçenin devamında ise "...Somut olayda; tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas alınacak ücretin tüm unsurlarını bilmesi davacı işçiden beklenemeyeceğinden, davanın belirsiz alacak (kısmi eda külli tespit) davası şeklinde açılmasında isabetsizlik görülmemiştir..." şeklinde dava türü hakkında değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesi bölümünün kendi içerisinde çelişki oluşturulmuştur. Bu husus tek başına bozma sebebidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi — Kira Alacağında Gerekçe ve Hüküm Çelişkisi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Muvazaalı Alt İşverenlikte Toplu İş Sözleşmesi Alacakları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Belirsiz Alacakta Önceki İçtihada Güven ve Dava Tarihi
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
İlgili Hukuk Dalı
Medeni Usul Hukuku
Esas No
2026/1538
Karar No
2026/4150
Karar Tarihi
30 Nisan 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı İçtihat Arama
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI