top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  ONAMA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: Tedarikçiden Borç İsteme ve Fesih

 

2026/1700 E., 2026/4873 K. · 21 Mayıs 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 21 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İş verilmesinde yönlendirme yapan işçinin aynı tedarikçiden borç para istemesi, bu dosyada güveni kötüye kullanma ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık sayıldı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ses kayıtlarının çözümünü ve iş ilişkisini değerlendiren istinaf kararını onadı. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği kabul edildiğinden kıdem ve ihbar tazminatları reddedildi; manevi tazminatın reddi de korundu. Sonuç, arkadaşlar arasındaki her borç talebine değil, iş verme yönlendirmesiyle bağlantılı somut tedarikçi ilişkisine dayanıyor.

 

Hukuki İlke

 

İşçinin iş verilmesinde etkili olduğu tedarikçiden kişisel borç istemesi, somut olayın koşullarında işverenin güvenini kötüye kullanma ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir.

 

Sonuç

 

İş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini kabul ederek kıdem, ihbar ve manevi tazminat taleplerini reddeden bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle onandı.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 4857 sayılı İş Kanunu — m. 25/II-e
    Güveni kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 370/1, 371
    Temyiz denetimi ve onama.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2024/420 E., 2025/2438 K.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi

 

SAYISI : 2019/381 E., 2023/396 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2011-2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, ayrıca iş sözleşmesi feshedilirken işverenin sözlü saldırı ve kötü muamelesine maruz kaldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette kalite kontrol görevlisi olarak çalıştığını, sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğini, Şirketin tedarik edeceği ürünlerle ilgili olarak müvekkili Şirketten gizli olacak şekilde görüşmeler yaptığını ve bu görüşmelerde kendisine nakdi ve gayri nakdi pek çok menfaat sağladığını, Şirketin üretim ve mal kabulü ile ilgili gizli tutulması gereken bilgileri dava dışı şirket tedarikçileri ile paylaştığını, bu nedenlerle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 2011-2019 tarihleri arasında çalıştığı, davalı tarafından dosyaya sunulan davacıya ait Whatsapp ve ses kayıtlarından davacı ile tanık .... arasında iş verme ve para isteme olayları ile ilgili muhtelif konuşmalar yapıldığı, ne var ki konuşma içeriğinde davacının söz konusu paraları borç olarak istediğine dair açıklamalarının bulunduğu, iş verme yahut verilmesini sağlama karşılığı menfaat temin edildiği hususunun ispatlanmadığı, ispatlanan kısmın işveren açısından işçinin davranışları nedeniyle geçerli sebebe konu olabilecek görüşmelerden ibaret olduğu, aksi durumun ispatlanmaması nedeniyle feshin haklı nedene dayanmadığı ve davacının feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, manevi zararın ise davacı tarafından ispatlanmadığından reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan ve davacı ile .... arasındaki ses kayıtlarının çözümüne ilişkin bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı Şirketin tedarikçisi olan ...'ya iş verilmesi konusunda davacının yönlendirmede bulunduğu ve aralarında iş ilişkisi bulunan bu kişiden zaman zaman borç para istediği anlaşılmakta olup söz konusu eylemin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü kapsamında işverenin güvenini kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış niteliği taşıdığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminatın reddine ilişkin kararın ise isabetli olduğu gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili tarafından bizzat doğrulanmayan mesaj kayıtlarına göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul etmemekle beraber söz konusu konuşmalarda müvekkilinin .... isimli kişiye iş verilmesi konusunda yönlendirmede bulunduğunun anlaşılmadığını, arkadaş olan kişilerin birbirinden borç isteyebileceğini ve bunun haklı fesih sebebi olmaması gerektiğini, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, insanlık dışı muameleye maruz kaldığını, manevi yönden çöküntüye uğradığını, özel hayatına dair yazışmaların dosyaya sunulmasıyla özel hayatına müdahale edilmiş olduğunu ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.

 

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

 

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeple;

 

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

 

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Tamamlayıcı Kararlar

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Geçerli Fesihte Kıdem ve İhbar

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İş Hukuku Davaları

İşçilik Alacakları Hesaplama

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2026/1700

 

Karar No

2026/4873

 

Karar Tarihi

21 Mayıs 2026

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page