İŞ HUKUKU · BOZMA · TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Enflasyon Zammı Taahhüdü ve Fark Ücret
2026/3965 E., 2026/4029 K. · 29 Nisan 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
İş sözleşmesi ücretin her yıl enflasyon oranında artırılmasını öngörüyorsa işveren zam yapmayı bırakabilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sözleşmede yıllık enflasyon oranında zam kararlaştırıldığını ve bu zammın yıllarca uygulandığını belirterek işverenin zam yükümlülüğü bulunmadığı kabulünü dosyaya uygun bulmadı. İlk derece mahkemesi, maddenin yalnız zam yapılırsa alt sınır koyduğunu ve işverenin tutumunun yönetim hakkı içinde kaldığını kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştu. Daire, ücretin enflasyon oranında artırılarak belirlenmesi için kararı oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, iş sözleşmesinde ücret artışının yıllık enflasyon oranından az olmayacağının kararlaştırıldığı ve zammın yıllarca bu oranda yapıldığı bu dosyada, her yıl enflasyon oranında zam yapılmasının sözleşmeyle üstlenildiğini ve ücretin bu artışlar uygulanarak belirlenmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Davalının temyiz dilekçesi süre geçtiği için reddedildi; davacının temyizi üzerine istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararı kaldırıldı ve ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu. Dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
İlk derece mahkemesi, ücreti her yıl enflasyon oranında artırılmış tutar üzerinden belirleyip fark ücret alacağını ve bu ücrete bağlı hesapları yeniden yapacak. Davacının cezai şarta ilişkin itirazı dâhil diğer itirazları yerinde görülmedi; davalının itirazları ise süre geçtiği için incelenmedi.
İlgili Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 361/1, 366, 352/1-c
Dairenin, davalının iki haftalık temyiz süresi geçtikten sonra verdiği temyiz dilekçesini reddederken dayandığı süre ve ret hükümleri.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1792 E., 2025/1829 K.
DAVA TARİHİ : 26.10.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/541 E., 2023/291 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361/1 hükmü uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(c) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar 11.11.2025 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 26.11.2025 tarihinde verilmiştir. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 01.02.2011-01.07.2021 tarihleri arasında fasılasız olarak genel müdür sıfatıyla çalıştığını, davacı ile davalı işveren arasında ilk 01.02.2011 başlangıç ve 01.02.2014 bitiş tarihli 3 yıl süreli iş sözleşmesinin, 2014 yılı itibarıyla 1 yıl süreli olarak yeniden imzalandığını, aynı koşullar ile her yıl yenilenmeye devam ettiğini, iş sözleşmesinin davalı işverence ... 4. Noterliğinin 01.07.2021 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesiyle haklı bir sebep gösterilmeksizin sona erdirildiğini, davacının son aldığı ücretin asgari geçim indirimi hariç net 15.970,00 TL ve brüt 26.831,40 TL olduğunu, taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesinin 8. maddesinde ödenecek ücret artışının yıllık enflasyon oranından aşağı olmamak üzere Yönetim Kurulu kararınca belirleneceğinin hüküm altına alındığını, ancak 2020 yılı Şubat ayında yenilenen iş sözleşmesi gereği yıllık enflasyon oranında yapılması gereken ücret artış miktarının 2020 yılı Eylül ayında yapıldığını ve 01.09.2020 tarihi itibarıyla ödenmeye başlandığını, bu nedenle davacının Şubat 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında her bir ay için 2.100,00 TL ücret alacağı olduğunu, aynı şekilde 2021 yılı Şubat ayında da sözleşmeye bağlı kalınarak ücret artışı yapılmadığını, Şubat 2021 ayından Temmuz 2021 ayına kadar yine eksik ücret üzerinden ödeme yapıldığını, özetle Şubat 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında 7 aylık, Şubat 2021-Haziran 20 21... aylık ücret farkı alacağının bulunduğunu, davacının sözleşmeye göre yıllık izin süresinin 30 gün olarak belirlendiğini, davacının toplamda 57 gün izin kullandığını, fesihle beraber kendisine 15.970,00 TL izin ücreti ödemesi yapılmışsa da bunun eksik ödendiğini, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının eksik ödendiğini kaldı ki davacının ücretine ücret artışı yapılmadan ödeme yapıldığını, bu bakımdan da yıllık ücretli izin alacağı ödemesinin eksik olduğunu, taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin 3. maddesinde cezai şart hükmü olduğunu, sözleşmenin haklı bir sebep gösterilmeden feshedilmesi nedeniyle cezai şart alacağının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret farkı, yıllık ücretli izin ve cezai şart alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inin olduğunu, davacının 04.02.2011-01.07.2021 tarihleri arasında Vakıf Genel Müdürü olarak net 15.970,00 TL ücretle çalıştığını, tüm alacak ve ücretlerinin eksiksiz ödendiğini, davacının işveren vekili sıfatını haiz olduğunu, bu nedenle iş güvencesi hükümlerine tâbi olmadığını, davacının, gerek yaşı gerekse sağlık durumu sebebiyle Vakıf Genel Müdürü olarak statüsünü yerine getirmesi gerekirken disiplin ve performans gösteremediğinden iş sözleşmesinin ... 4. Noterliğinin 01.07.2021 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesiyle feshedildiğini, tüm hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, davacının 10 yılı aşkın bir süredir devam eden çalışma süresi boyunca sadece 57 günlük yıllık ücretli izin kullandığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının özlük dosyasını kendi uhdesinde tuttuğunu, tüm bilgi ve belgelerin kendi kontrolü altında olduğunu, davacının ücretlerinin Yönetim Kurulu kararlarına uygun şekilde artırıldığını ve kendisine ödendiğini, davacı tarafa yapılacak ücret zammının Vakfın takdirinde olduğunu, davacının iş sözleşmesinin sürekli olarak yenilenmesi nedeniyle belirsiz süreli hâle geldiğini, cezai şartın belirli süreli iş sözleşmeleri için geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan 01.02.2011 tarihli iş sözleşmesinin 8. maddesinde, "…Genel Müdüre ödenecek ücret artışı yıllık enflasyon oranından aşağı olmamak üzere Yönetim Kurulu kararınca belirlenecektir.’’ hükmünün yer aldığı, bu maddeden davacıya her yıl ya da belirli dönemlerde zam yapılacağı hususu anlaşılmamakta, sadece işverence zam yapılması durumunda bunun, yıllık enflasyon oranından aşağı olmayacağına ilişkin hüküm içerdiği, ayrıca davacı vekili, 2020 yılı Şubat ayında yenilenen iş sözleşmesi gereği davacıya yıllık enflasyon oranında yapılması gereken ücret artış miktarının 2020 Eylül ayında yapıldığını, 2021 yılı Şubat ayında da sözleşmeye bağlı kalınarak ücret artışı yapılmadığını, Temmuz 2021 ayına kadar yine eksik ücret üzerinden ödeme yapıldığını beyan ettiğinden, davacıya her yıl işverence ücret artışının yapıldığı, sadece Şubat ayında yapılmadığı, bu durumun işverenin yönetim hakkı kapsamında kaldığı ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olmayıp doğruluk ve dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmediğinden davacının ücretinin bilirkişi raporundaki hesaplamalardan 1. seçenek üzerinden, net 15.970,00 TL ve brüt 22.338,48 TL olduğu kabul edilerek davacının fark kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiş, ücret farkı alacağı talebinin ve davacının iş sözleşmesi, sözleşme ile kararlaştırılan süre geçtikten çok sonra feshedildiğinden, yani kararlaştırılan süre içerisinde feshedilmediğinden şartları oluşmayan cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının son aldığı brüt ücret hükme esas alınan 22.338,48 TL olmayıp müvekkilinin son iki dönem geçerli ve hiç zam yapılmamış son brüt ücretinin ... Kurumu kayıtları ile de sabit olduğu üzere “26.831,40 TL” olduğunu, sözleşme hükümleri gereğince “10 yıl boyunca mütemadiyen her yıl Şubat ayında yıllık enflasyon oranında artış̧ yapılmış olmasının” sözleşme hükümleri bir yana uygulama bakımından da tarafların anlaşması gereği her yıl zam yapılması gerektiği hususunu tereddütte ... vermeyecek kadar net ispat edildiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesindeki hükümlere binaen, 2021 itibarıyla hak ettiği en son brüt 29.474,24 TL olduğunun kabulüne göre karar verilmesi gerektiğini,
b. Davacının sözleşmesine uygun olarak zam yapılmaması nedeniyle ücret farkı alacağının bulunduğunu ek raporun 2. seçeneğinin kabulü gerektiğini,
c. Davacının sözleşme hükümlerine göre cezai şart alacağı bulunduğu hâlde haksız ve hukuka aykırı gerekçe ile reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hesaplamalara esas ücret miktarı ve ücret alacağı ile cezai şarta hak kazanılıp kazanılmadığının ispatına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 01.02.2011 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinin "Aylık Ücret" başlıklı 8. maddesi ile “Genel Müdür'e ödenecek ücret artışı yıllık enflasyon oranından aşağı olmamak üzere Yönetim Kurulu Kararınca belirleneceği...” hüküm altına alınmış olup 28.01.2014 tarihinde imzalanan sözleşmede de aynı hükme yer verilmiştir. Sözleşmenin, 2020 yılının ikinci ayına kadar her yıl Yönetim Kurulu kararıyla enflasyon oranında zam yapılarak aynı koşullarda yenilendiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. 2020 yılı Şubat ayında ise herhangi bir artış yapılmamıştır. 19.10.2020 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla davacının 04.02.2011 tarihli belirli süreli iş sözleşmesinin 04.02.2020 tarihinde sona erdiğinden mevcut sözleşmenin 8. maddesi gereği sözleşmenin aylık net 15.970.00 TL ücret ile aynı şartlarda yenilenmesine karar verildiği ve 2021 yılının ikinci ayı itibarıyla da herhangi bir artış yapılmadığı tespit edilmiştir.
Sözleşmede her yıl enflasyon oranında ücret zammı yapılması kararlaştırıldığından ve 2020 yılına kadar her yıl enflasyon oranında Şubat ayı itibarıyla ücret zammı yapıldığından, davacının ücretinin enflasyon oranında zam uygulanarak tespiti ile hesaplama yapılması ve ödenmeyen fark ücret alacağının buna göre hüküm altına alınması gerekir. Bu husus gözetilmeden işverenin her yıl zam yapma yükümlülüğü bulunmadığı, ücret zammı yapılmamasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmadığı şeklindeki dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
B. Davacı Temyizi Yönünden
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Mühendis Kadrosuna İntibakta Takdir Hakkı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3965
Karar No
2026/4029
Karar Tarihi
29 Nisan 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI