İŞ HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Fazla Mesai Tanığında Resen Araştırma
2026/543 E., 2026/2509 K. · 23 Mart 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026
Kararın Özeti
İşverene karşı kendi davası bulunan tanıkların fazla mesai anlatımı, mahkemenin kendiliğinden bulduğu kararlarla desteklenebilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, aynı döneme ilişkin ve kesin hâle gelmiş mahkeme kararlarının destekleyici olgu sayılabileceğini, ancak işçi bunlara delil olarak dayanmadıkça mahkemenin kendiliğinden araştırıp tanık beyanına itibar edemeyeceğini belirtti. Bölge adliye mahkemesi, tanıkların açtığı davalarda verilen kararları elektronik ortamda inceleyerek fazla çalışma ve tatil alacaklarını tanık anlatımına göre kabul etmişti. Daire, yıllık izin cetvelinin değerlendirilmemesini ve zamanaşımı hesabındaki hatayı da bozma nedeni sayarak kararı oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, işverene karşı davası bulunan tanıkların fazla çalışma anlatımının aynı döneme ilişkin ve kesin hâle gelmiş mahkeme kararları gibi olgularla desteklenebileceğini, ancak taraflarca getirilme ilkesi gereği işçinin delil olarak dayanmadığı ve dosyaya getirmediği kararların bölge adliye mahkemesince kendiliğinden araştırılarak destek sayılamayacağını kabul etti.
Sonuç
Bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu. Dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Bölge adliye mahkemesi, menfaat birliği içindeki tanıkların anlatımını ancak taraflarca dosyaya getirilen başka delil ya da olgularla desteklenirse esas alabilecek; işverenin sunduğu yıllık izin cetvelini de işçiye gösterip beyanını alacak. Zamanaşımı hesabında arabuluculukta geçen süre 21 gün olarak dikkate alınacak.
İlgili Mevzuat
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 25/1
Dairenin, işçinin dayanmadığı kararların bölge adliye mahkemesince kendiliğinden araştırılamayacağı sonucuna vardığı taraflarca getirilme ilkesi.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir. Kişisel verileri korumak için bazı bilgiler site tarafından ayrıca “...” ile gizlenmiştir.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/729 E., 2025/1490 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/170 E., 2020/435 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yaklaşık 8 yıldır davalı Şirkette şekillendirme işçisi olarak çalıştığını, 9 ay kadar önce davalı Şirketin bir kâğıda imza attırarak müvekkilini işten çıkarttığını, müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, fazla çalışma yaptığını, ayda ortalama en az iki hafta tatilinde çalıştığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını ancak karşılıklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını, asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının kendi isteğiyle istifa ettiğini, istifa gerekçesi olarak annesinin sağlık durumunu gösterdiğini, davacının okuma yazma bilmediği iddiasının doğru olmadığını, işyerinde dinî ve resmî bayramlarda çalışma yapılmadığını, davacının kullanmadığı yıllık ücretli izni, ödenmeyen asgari geçim indirimi ve fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kendi isteği ile istifa dilekçesi vermek suretiyle işten ayrıldığı, istifa dilekçesinin irade fesadı ile düzenlendiğinin davacı tarafça ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, yıllık ücretli izininin kullanıldığının ispatının davalı işverende olduğu, davalı işveren tarafından bu hususa ilişkin sunulan belgelerden davacının bakiye 18 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı olduğu, davacıya ait ücret bordolarında fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunmadığı, dosya kapsamında davalı işyerinde çalışma gün ve saatlerini gösteren kayıtlar bulunmadığı, davacı tanıklarının davalıya karşı davası olduğu, menfaat birliği içinde oldukları anlaşıldığından davalı tanıkların anlatımına göre davacının haftada 52 saat çalıştığı, haftada 45 saati aşan 7 saat fazla çalışma yaptığı, davalı tanık anlatımlarına göre davacının hafta tatili ücreti alacağı bulunduğu, davacının ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışığını ispat edemediği, davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık anlatımları ve Türkiye İstatistik Kurumu emsal işçi raporu bir arada değerlendirildiğinde davacının net 1.750,00 TL ücretle çalıştığı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, işveren tarafından sunulan izin cetvelinde fesih tarihinden sonra 08.06.2017 tarihinde 7 günlük izin parasının davacıya ödendiğinin belirtildiği, belgenin davacı tarafından imzalandığı ancak davacıya ne kadar ödeme yapıldığına dair yazılı delil sunulmadığı, banka hesap hareketlerinde yıllık ücretli izin adı altında ödemenin yer almadığı, bu kapsamda herhangi bir mahsup işlemi yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı, asgari geçim indirimi alacağının hesap dönemi, yıllık ücretli izin alacağının ise fesih ile muaccel hâle geldiği, fesih tarihi ile ıslah tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alındığında bu alacaklar için artırılan tutarların zamanaşımından etkilenmediği, davacı tanıkları .. ve ..'nın açtıkları davaların kesinleşmiş olduğu, beyanlarına itibar edilebileceği, bu hâlde fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davacı tanık anlatımlarına göre yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm altına alınması gerektiği, davalı tarafın süresinde sunduğu dilekçe ile ıslah ile artırılan tutarlara karşı zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının buna göre hesaplanması gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacıdan alınan istifa dilekçesinin matbu ve boşluk doldurma şeklinde olduğu, bu dilekçeye itibar edilemeyeceği, uzun süre kıdemi olan işçinin nedensiz yere işten ayrılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmadan ve ihbar öneli tanınmaksızın feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının annesi felç geçirdiği ve bakacak kimsesi olmadığı için istifa ettiğini, davacının yargılama sırasında okuma yazma bilmediğini ve istifa dilekçesinin zorla imzalatıldığını ispatlamadığını,
2. Davacının okuma yazma bildiğinin davacı tarafın ilkokul diploması ve .. .. Bakanlığı .. .. .. Müdürlüğünce verilen sertifikayla müvekkili tarafından ispatlandığını,
3. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanıkların beyanına göre yapılan hesaplamanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu,
4. Kabul edilen ücret miktarının hatalı olduğunu,
5. İş sözleşmesi devam ederken ve sözleşmenin feshinden sonra ödenen izin paralarının hesaplanan alacaktan ve yıllık ücretli izin alacağından mahsup edilmediğini, sözleşmenin sona ermesinden sonra yapılan 08.06.2017 tarihli 7 günlük izin parası ödemesinin dikkate alınmadığını,
6. Alacakların bir kısmının zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücret miktarı, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Dairemizin yerleşik uygulamasında, davacının tanık anlatımlarına dayanarak talep edilen alacakların varlığını ispat etmek istemesi hâlinde, kendisi ile aynı dönemde çalışan tanık beyanları ile ispat külfetini gerçekleştirebileceği kabul edilmektedir.
Yine, çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında davacı ile salt menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Aynı ilkeler, ulusal ... ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25/1 hükmü şöyledir:
"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz."
Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde, davacı tanıklarının dava tarihinde davalı Şirkete karşı dava açtıkları, bu şekilde davacı ile menfaat birliği içinde oldukları anlaşılmakta ise de Dairece UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden yapılan incelemede tanık ...'nin açmış olduğu davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2020/1529 Esas, 2022/868 Karar sayılı kararı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının kesin olarak hüküm altına alındığı, tanık ..'nın açmış olduğu davada fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alındığı, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesinin 2021/4671 Esas, 2023/1011 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiği gözetildiğinde davacı tanık beyanlarına itibar edilebileceği belirtilmiştir. Ne var ki davacı tarafça söz konusu dosyalara delil olarak dayanılmadığı ve bu kararların davacı tarafça dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince resen yapılan araştırma ile davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanına itibar edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Taraflar arasında yıllık ücretli izin alacağı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının kıdemine göre 90 yıllık ücretli izne hak kazandığı ve 72 gününü kullandığı, bakiye 18 gün yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı kabul edilmiştir. Ne var ki davalı tarafça sunulan yıllık ücretli izin cetveli hakkında bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Belirtilen sebeple; davalı tarafından ibraz edilen yıllık ücretli izin cetveli davacı asıla gösterilerek diyecekleri sorulmalı, ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda da beyanı alındıktan sonra tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağı hakkında karar verilmelidir. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'ini ileri sürmesi üzerine fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, ıslah tarihinin 11.02.2020 olduğu ve arabuluculukta geçen 12 günlük sürenin dışlanmasıyla 30.12.2014 tarihinden önce doğan alacakların zamanaşımına uğradığı kabul edilerek resen yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Ne var ki dosya kapsamından arabuluculuğa başvuru tarihinin 19.04.2018, son tutanak tarihinin ise 10.05.2018 olduğu ve arabuluculukta geçen sürenin 12 gün değil 21 gün olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ıslaha karşı zamanaşımı def'i gözetildiğinde 21.01.2015 tarihinden önceki alacakların zamanaşımına uğradığının kabulü gerekirken 30.12.2014 tarihi esas alınarak hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/543
Karar No
2026/2509
Karar Tarihi
23 Mart 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI