top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA  ·  TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: İş Kazasında Gerçek Ücret ve Temyiz

 

2022/1186 E., 2023/1240 K. · 13 Aralık 2023

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 21 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İş kazası tazminatında gerçek ücret, işçinin yaptığı iş ve mesleki niteliği açıklığa kavuşturularak belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tanık ücretlerinin ortalamasıyla yetinilen dosyada emsal araştırmasının yetersiz olduğunu kabul etti; kazanılmış usul hakları gözetilerek yeniden değerlendirme için direnme kararını bozdu. Davacıyla bir davalının temyizini ise süreden reddetti. İş kazasından doğan bu tazminat davasının adli tatilde görülebileceği belirtilerek bir haftalık uzama uygulanmadı. Ücret araştırması yönünden bozma, süresinde başvuran şirketin temyizi üzerinden verildi.

 

Hukuki İlke

 

İş kazası zararının hesabında gerçek ücret, mesleki sıfat ve emsal verilerle belirlenmeli; bu davada adli tatil uzaması uygulanmadığından her tarafın temyiz süresi ayrıca incelenmelidir.

 

Sonuç

 

Davacı ve bir davalının temyiz başvuruları süreden reddedildi. Davalı şirketin temyizi kabul edilerek direnme kararı eksik ücret araştırması nedeniyle oy birliğiyle bozuldu.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 102, 103/1-ç, 104, 348, 361, 366, 371, 373/2
    Adli tatil, temyiz, katılma ve bozma.

  • 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — m. 5, 7
    Görev ve kanun yolu hükümleri.

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m. 393, 417
    İş sözleşmesi ve gözetme borcu.

  • 4857 sayılı İş Kanunu — m. 32
    Ücret tanımı.

  • 818 sayılı Borçlar Kanunu — m. 313, 332
    2009olayına ilişkin tarihsel sözleşme ve gözetme hükümleri.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2022/1220 E., 2022/897 K.

 

KARAR : Davanın kısmen kabulüne

 

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.12.2021 tarihli ve 2020/7327

 

Esas, 2021/16791 Karar sayılı BOZMA kararı

 

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ... ve davalı ... vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

 

Direnme kararı davacı, davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; davalı ... vekilinin kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ancak temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373 üncü maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı şirket vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... tarafından kalıp ustası olarak istihdam edildiğini, davalı ...'e ait firmanın diğer davalı şirketin taşeronluğunu üstlendiğini, davalı şirket ile ...'in ...'e ait firma çalışanlarının ... ... ... ... Fabrikasında ... çeliğin gemilere yüklenmesi ve boşaltılması işinde çalışması ve adam başı günlük 80,00 TL ödenmesi konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin kalıp ustası olduğunu, ... ... yükleme işinin kendi işi olmadığını söylemesine rağmen işten çıkarılma tehdidi ile çalışmaya zorlandığını, 2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/2356 numaralı dosya ile soruşturma yürütüldüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 553.231,45 TL’ye yükseltmiş ve 80.000,00 TL manevi tazminatın da davalılardan tahsilini istemiştir.

 

II. CEVAP

 

1. Davalı ... (... A.Ş.) vekili; davacının diğer davalının çalışanı olduğunu, kazanın vinç operatörü veya vinçten kaynaklanan sebepten meydana geldiğini, müvekkili şirketin işi anahtar teslimi verdiğini, bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve müvekkili şirketin kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

 

2. Davalı ... vekili; aşamalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.

 

3. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; husumet itirazında bulunarak davaya dâhil edilmelerinin haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2017 tarihli ve 2010/72 Esas, 2017/455 Karar sayılı kararı ile; davalılar tarafından malûliyet oranına itiraz edildiğinden Kurumun davalı olarak davaya dâhil edildiği, davacının davalı işyerinde çalışmakta iken 2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu %27,2 oranında malûl kaldığı, emsal ücret araştırması yapıldığı, hükme esas alınan 22.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda davalı ... A.Ş.nin %30, davalı ...'in %50, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının yaptığı işin niteliği ve emsal ücret araştırmaları nazara alındığında 25.09.2017 tarihli hesap raporunun birinci seçeneğine göre yapılan hesaplamalara göre davacının talep edebileceği maddi zarar tutarının net 553.231,45 TL olduğu, 02.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi, kusur oranı, olayın koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu nazara alındığında 36.000,00 TL manevi tazminata karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 553.231,45 TL maddi ve 36.000,00 TL manevi tazminatın 2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

 

B. Gerekçe ve Sonuç

 

Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/165 Esas, 2019/2203 Karar sayılı kararı ile; davalıların %80 kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmenin dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, maluliyet oranı yönünden Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporların birbiriyle uyumlu olduğu, ıslah dilekçesi ile talep edilen manevi tazminatın ek dava mahiyetinde olduğu, takdir edilen manevi tazminat miktarı ile bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminde herhangi bir isabetsizlik görülmediği dava dilekçesinde davacının günlük ücretinin 80,00 TL olduğunun iddia edildiği, davacı tarafın delil listesinde savcılık aşamasında beyanları alınan tanıklar ... ... ve ... ... ...'un beyanlarına atıf yaparak tanık deliline dayandığı, bu tanıkların davacının aylık ücretine dair net bir beyanlarının bulunmadığı, öte yandan davalılar davacının asgari ücret aldığını savunmuş iseler de İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada dinlenen davalı ... tanığı ...'ın davacının günlük 60-70 TL yevmiyeyle çalıştığını; diğer davalı tanığı ... ise davacıya mesai de dâhil olmak üzere günlük 60,00 TL yevmiye ödendiğini beyan ettiği, diğer davalı tanıklarının ücrete ilişkin beyanlarının bulunmadığı, Türk Metal Sendikasının davacının alabileceği emsal ücreti aylık 900,00 TL olarak bildirdiği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davacının ücretinin günlük 70,00 TL olarak kabulünün yerinde olmadığı, davacının ücretinin davalı tanıklarının beyan ettikleri ücretin ortalaması alınarak günlük 65,00 TL olarak kabulü ile alınan 18.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun ikinci seçeneğine göre maddi tazminat hükmedilmesi gerektiği, davaya resen dâhil edilen Sosyal Güvenlik Kurumu hakkında hüküm kurulmaması ve lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte karar başlığında da Kurum adına yer verilmeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 444.165,68 TL maddi ve 36.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

 

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

 

A. Bozma Kararı

 

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı şirket ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

 

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

 

"...Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

 

Dosya kapsamından, meydana gelen iş kazası neticesinde davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %27,20 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı alt işveren ...’ın %50, davalı üst işveren ... ... En. Ters. ve Ulaş. San. A.Ş.‘nin ise %30 oranında kusurlu oldukları, davacının kaza tarihi itibariyle 23 yaşında olduğu, davacı vekilinin müvekkilinin kalıpçı ustası olduğunu beyan ettiği, SGK tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda davacının kalıp işçisi olduğunun belirtildiği, ilk derece mahkemesince alınıp itibar edilen 25/09/2017 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının asgari ücretin 4,23 katına denk gelen ücret üzerinden çalıştığı varsayımından hareketle hesaplama yapıldığı, davacı tarafın bu hesap raporuna göre maddi tazminat istemini ıslah ettiği gibi bu rapora dayanarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmadığı, bölge adliye mahkemesince alınıp itibar edilen 18/06/2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda ise TÜİK tarafından tespit edilen ve asgari ücretin 1,35 katına asgari geçim indirimi ilave edilmek suretiyle belirlenen ücret ile tanık beyanlarının davacı iddiasını doğruladığı kabul edilmesi haline asgari ücretin 3,78 katına asgari geçim indirimi ilave edilmek suretiyle belirlenen ücret üzerinden iki ihtimalli bir hesaplama yapıldığı, bölge adliye mahkemesince asgari ücretin 3,78 katına asgari geçim indirimi ilave edilmek suretiyle belirlenen ücret üzerinden yapılan hesaplama ihtimaline üstünlük tanınmak suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

 

Taraflar arasındaki uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.

 

Somut olayda davacının davalı ...’a ait işyerinde tam olarak hangi sıfatla çalıştığı tereddütsüz olarak belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

 

Mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının davalı ...’a ait işyerinde tam olarak hangi sıfatla çalıştığını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, kalıpçı ustası olduğu sonucuna varıldığı takdirde, emsal ücret araştırmasının eksik yapıldığını dikkate alarak sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki tecrübesi ve işyerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ve meslek odalarından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, sigortalının işyerinde usta olmayan kalıpçı veya başka bir sıfatla çalıştığının belirlenmesi halinde ise sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki tecrübesi ve işyerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK‘den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan ve meslek odalarından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, bu şekilde elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, ilk derece mahkemesince alınıp itibar edilen 25/09/2017 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının asgari ücretin 4,23 katına denk gelen ücret üzerinden çalıştığı varsayımından hareketle hesaplama yapan rapora itirazı bulunmaması nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözetmek, alınacak yeni hesap raporunda bu 25/09/2017 tarihli hesap raporunda belirlenen bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi diğer bir deyişle bilinen dönemin ileri çekilmemesi gerektiğini dikkate almak ve bunlar dışındaki usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

 

O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi kararı bozulmalıdır...." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

 

B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

 

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar ... ve ... A.Ş. arasında tersane tesislerinde kurulacak yan tesislerin bina ve makine temelleri işlerinin yapımı konusunda 2009 tarihinde sözleşme imzalandığı, soruşturma dosyasında ve yargılama aşamasında dinlenen tanık anlatımlarından davacının davalılar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirket işyerinde istihdam edildiği sabit olup davacı vekilinin davanın tarafları arasındaki ilişki ve ücretlendirme hususunun adam başı günlük 80,00 TL şeklinde olduğunu ifade ettiği ancak bu iddiayı doğrulayan tanık anlatımı bulunmadığı, davalılar arasında imzalanan sözleşmede, "adam-saat yapılacak işler" karşılığının 65,00 TL olarak belirlendiği, davalı taraf ücretin asgari ücret olduğunu ileri sürmüş ise de davalı tanıklarının bildirdiği ücretin ortalamasının da 65,00 TL olduğu gözetilerek asgari ücretin 3,78 katı üzerinden yapılan seçenek hesaplamaya itibar edilmesi gerektiği vurgulanmak suretiyle önceki gerekçe de tekrar edilerek direnme kararı verilmiştir.

 

VI. TEMYİZ

 

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

 

Direnme kararına karşı süresi içinde davacı, davalı şirket ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

 

B. Temyiz Sebepleri

 

1. Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesince hangi konularda rapor düzenlenmesi istendiği belirtilmeden dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişinin hukuki değerlendirme yaptığını, davacının asıl mesleğinin Kurum müfettişi raporunda inşaat kalıpçısı olduğundan bahisle inşaat kalıpçılarının TÜİK emsal verilerine göre değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, kazanın inşaat işi dolayısıyla olmadığını, kaza davalı şirketin davalı ...'in işçilerini günlük 80,00 TL yevmiye karşılığı kendi işinde çalıştırması sırasında yani gemi yükleme işi yapılırken meydana geldiğini, asgari geçim indiriminin ücretten çıkarılarak hesaplama yapılmasının ve davacıya %20 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın düşük takdir edildiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

 

2. Davalı ... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mazeretin belgelenmediği gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve savunma hakkını ortadan kaldırıldığından kararın bu yönden bozulması gerektiğini, bilirkişi raporlarındaki afaki ücret tespitlerinin gerçeği yansıtmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını, limanda yükleme işinde çalıştığı sırada günlük 65,00 TL almasının mümkün olmadığını, olaydaki kusurunun ve ... sağlık sorununun kazadan kaynaklandığının belirlenmesi gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

 

3. Davalı Şirket vekili, 18.06.2019 tarihli bilirkişi hesap raporundaki ikinci seçenekteki hesaplamanın hükme esas alınmasının yeterince gerekçelendirilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla birinci seçenekteki hesaplamanın dosya kapsamına daha uygun olduğunu, davacının iş kazası geçirdiği esnada sapancılık yaptığını, asgari ücretle çalışan niteliksiz işçi olduğunu, yaşı ve deneyiminin de bunu teyit eder mahiyette olup bu nedenle de pozisyonunun usta, şef veya vasıflı işçi gibi tanımlarla ifade edilmesinin hatalı olacağını, tanık beyanlarının ücret hesabında dikkate alınmasının hatalı ve yerleşmiş içtihatlara aykırı olduğunu, ... İnşaat ile yapılan sözleşme uyarınca her bir işçinin günlük maliyetinin 65,00 TL olarak kararlaştırıldığını, bu miktara sosyal sigorta primi, yol, yemek gibi tüm giderlerin dâhil olduğunu, öte yandan müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığı gibi davacının kusur oranının daha yüksek olduğunu, diğer davalı ile müvekkili arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, ayrıca olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

 

C. Uyuşmazlık

 

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş kazasından kaynaklanan tazminat istemli eldeki davada; davacının hangi sıfatla çalıştığının tereddütsüz belirlenerek bozma kararında belirtilen esaslar çerçevesinde emsal ücret araştırması yapılması ve yapılan araştırma neticesinde belirlenen gerçek ücret doğrultusunda 25.09.2017 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının asgari ücretin 4,23 katına denk gelen ücret üzerinden çalıştığı varsayımı ile yapılan hesap raporuna itirazının bulunmadığı ve raporda bilinen ve bilinmeyen dönem başlangıç-bitiş tarihleri yönünden davalılar lehine oluşan usuli haklar da gözetilerek karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

 

D. Gerekçe

 

1. İlgili Hukuk

 

1. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 313 ve 332, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 393 ve 417 nci maddeleri.

 

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 102, 103, 104 ve 348 ilâ 366 ncı maddeleri.

 

3. 5521 sayılı Mülga İş Mahkemeleri Kanunu’nun (5521 sayılı Kanun) 1 inci ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 1, 5 ve 7 nci maddeleri

 

2. Değerlendirme

 

A. Davacı ve davalı ... vekillerinin temyizi yönünden;

 

1. Hukuk Genel Kurulunda uyuşmazlığın esasının görüşülmesinden önce, direnme kararının davacı vekiline 05.08.2022, davalı şirket vekiline 10.08.2022, davalı ... vekiline 27.07.2022 tarihinde; temyiz dilekçelerinin davacı vekiline 15.09.2022, davalı ... vekiline 13.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 24.08.2022, davalı ... vekilinin 02.09.2022 tarihli temyiz dilekçesi ile kararı temyiz ettikleri ve eldeki davanın iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde adli tatile tâbi bir dava olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre davacı ve davalı ... vekillerinin temyiz başvurularının süresinde olup olmadığı ve süre aşımı nedeniyle reddinin gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilmiştir.

 

2. Hizmet akdi, mülga 818 sayılı Kanun'un 313 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. 818 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran 01.07.2012 yürürlük tarihli 6098 sayılı Kanun’un 393 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de ona zamana ve yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” tanımı yapılmıştır.

 

3. Bu hâliyle denilebilir ki, hizmet sözleşmesi bir yanda işçinin iş görme borcunu, öte yanda işverenin ücret ödeme borcunu ihtiva eden, taraflardan her birinin öteki tarafın edimine karşı borç yüklendiği, iki taraflı bir sözleşmedir.

 

4. İş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Kanun'un 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel hâlleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi ile birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.

 

İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi hâlinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten ... tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." düzenlemesi bulunmaktadır.

 

5. Bunun yanında 818 sayılı Kanun'un 332 nci maddesi gelişen teknoloji ve diğer veriler gözetilerek revize edilmiş ve 6098 sayılı Kanun'un 417 nci maddesinde bu doğrultuda hükümlere yer verilmiştir. Bu madde; “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

 

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

 

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan ... sorumluluk hükümlerine tabidir.” şeklinde düzenlenmiştir.

 

6. Öte yandan 818 sayılı Kanun'un 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş bir yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Kanun'un 417 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenleme ile, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusundaki tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüm ve vücut bütünlüğünün bozulması veya kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan zararların tazmininde sözleşmeden ... sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. İşverenin gözetme borcu iş (hizmet) sözleşmesinden kaynaklandığından işçi ve hak sahipleri iş kazası nedeniyle açacağı maddi ve manevi tazminat davasında sözleşmeden ... sorumluluk hükümlerine dayanabilecektir. Bu nedenle iş kazalarından kaynaklı tazminat davaları iş mahkemelerinde görülmektedir.

 

7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli tatil süresi” başlıklı 102 nci maddesi; “Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar” şeklinde düzenlenmiştir.

 

8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103 üncü maddesinde yer alan; “(1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:

 

a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.

 

b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.

 

c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.

 

ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.

 

d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından ... iptal işleri.

 

e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.

 

f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.

 

g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

 

ğ) Çekişmesiz yargı işleri.

 

h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

 

(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.

 

(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.

 

(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.” şeklindeki hüküm ile de adli tatilde görülecek dava ve işlerin neler olduğu hüküm altına alınmıştır.

 

9. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un “Adli tatilin sürelere etkisi” başlıklı 104. maddesi; “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” şeklindedir.

 

 

Karşılaştırmalı Okuma

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: İşe Başlatmamadan Sonra Ücret İspatı

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İş Hukuku Davaları

İşçilik Alacakları Hesaplama

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 

Esas No

2022/1186

 

Karar No

2023/1240

 

Karar Tarihi

13 Aralık 2023

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page