top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

USUL HUKUKU  ·  BOZMA  ·  TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Hüküm ile Gerekçe Arasındaki Çelişki

 

2024/299 E., 2025/711 K. · 12 Kasım 2025

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Mahkeme, duruşmada açıkladığı hükümde hata yaptığını gerekçeli kararda kabul ederse bu karar denetlenebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hüküm sonucuyla gerekçede varılması gerektiği belirtilen sonuç arasındaki açık uygunsuzluğun kararı kendi içinde çelişkili kıldığını ve esası incelenebilecek bir hüküm bulunmadığını kabul etti. Bölge adliye mahkemesi, direnme kararında açıkladığı tutarın hatalı olduğunu gerekçede belirtmiş, gerekçeli karar kısa karara aykırı olamayacağı için hüküm fıkrasını değiştirmemişti. Kurul, düzeltme, açıklama ya da tamamlama yoluyla giderilemeyen böyle bir hatayı hâkimin kendiliğinden düzeltemeyeceğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle usulden bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Kurul, kısa kararda düzeltme, açıklama ya da tamamlama yollarıyla giderilemeyecek bir hata bulunduğunda hâkimin bunu gerekçeli kararda kendiliğinden düzeltemeyeceğini, bu dosyada hüküm sonucu ile gerekçede varılması gerektiği belirtilen sonuç arasındaki açık uygunsuzluğun kararı denetlenemez kıldığını ve direnme kararının bu nedenle usulden bozulması gerektiğini kabul etti.

 

Sonuç

 

Direnme kararı oy birliğiyle usulden bozuldu. Bozma nedeniyle tarafların temyiz itirazları bu aşamada incelenmedi. Dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Bölge adliye mahkemesi, hüküm ile gerekçesi birbiriyle uyumlu yeni bir karar verecek; tarafların esasa ilişkin itirazları Kurulca incelenmedi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 298/2
    Kurulun ön sorun değerlendirmesinin dayanağıdır; gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna uygun olmasını arar.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 294, 297
    Hükmün yargılamanın sona erdiği duruşmada oluşturulup tefhim edilmesini ve hüküm sonucunun içeriğini düzenler; Kurul, bu hükümlere uygun bir hüküm ve gerekçe bulunmadığını belirledi.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 304, 305, 305/A
    Kurulun, kısa karardaki hatanın bu yollarla giderilemediği durumda hâkimin kendiliğinden düzeltme yapamayacağını belirtirken andığı hükümlerdir.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 373/2
    Dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesinin dayanağıdır.

  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 36
    Kurulun, hükmün kısa karara uygun yazılıp gerekçe içermesi kuralını bağladığı adil yargılanma hakkını güvence altına alır.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2023/1953 E., 2023/2065 K.

 

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.04.2023 tarihli ve

 

2021/8883 Esas, 2023/2467 Karar sayılı BOZMA kararı

 

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

İlk Derece Mahkemesince verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

 

Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne verildikten ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek temyiz eden davalı ... A.Ş. vekilinin duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. ÖN SORUN

 

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının HMK'nın 298/2. maddesine uygun olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre kararın usul yönünden bozulmasının gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

 

II. GEREKÇE

 

1. Hukuk Muhakemeleri Usulünde yargıcın inceleme ve yargılama sonucu taraflara yükletilen külfeti, görevi ve tanınan haklar ile yetkileri gösteren beyanı, yani uyuşmazlığı sonuçlandıran karar olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 507) hüküm, HMK'nın 294. maddesinde düzenlendiği üzere yargılamanın sona erdiği duruşmada oluşturulur ve tefhim edilir.

 

2. Hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle gerçekleştirilir. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son karardır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.

 

3. Yargılama sonunda tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve 297. maddeye uygun şekilde oluşturulan hüküm sonucunu tefhim etmesi asıldır (HMK md. 297/2).

 

4. Ancak kanun koyucu gerekçenin nihai kararın tefhim edildiği anda düzenlenmesinin her zaman mümkün olmayabileceğini öngörmüş, buna ilişkin olarak da HMK'nın 294. maddesinde "Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir." düzenlemesine yer alan imkânı tanımıştır.

 

5. Böyle bir durumda sonradan yazılan gerekçenin tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur. Nitekim 298/2. maddede bu durum “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde açıkça düzenlenmiştir.

 

6. Tefhim edilen kısa kararda mahiyeti itibariyle hükmün tashihi (md. 304), tavzihi (md.305) ve tamamlanması (md. 305/A) usulleriyle giderilemeyecek bir hata bulunması hâlinde, gerekçeli kararın yazılması aşamasında bu durum fark edilse bile nihai kararı vermekle dosyadan el çeken hâkimin bu hatayı kendiliğinden düzeltmesi mümkün olmadığından yanlışlık ancak kanun yollarına başvurulması hâlinde bu mercilerce düzeltilebilecektir.

 

7. Hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardandır. Aksi durumda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve yargılamanın aleniyeti ilkelerine, bu ilkeler gözetilerek HMK'da yer verilen ve yukarıda bahsi geçen hükümlere aykırılık oluşur.

 

8. Herhangi bir nedenle kısa kararda benimsenen sonucu, gerekçeli kararı yazarken vicdanına ve hukuki görüşüne uygun bulmayan hâkimin gerekçeli kararında kısa kararla çelişen bir durumu benimsemesi hâli ve bunun yarattığı etki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gerekçesinde tartışılmış ve böyle bir durumun yargılamanın aleniyetini zedeleyeceği tespit edildikten sonra, yazılan gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerektiğine, aksi hâlde mahkeme kararlarına güvenin sarsılacağına işaret edilerek neticeten bu uygunsuzlukların tek başına bozma nedeni teşkil ettiği kabul edilmiştir.

 

9. Tüm bu açıklamalar ışığında direnme kararı incelendiğinde; temyiz istemine konu direnme kararının son celsede tesis edilen kısa karar ve devamında gerekçeli karara işlenen hüküm fıkrasında "Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı ...Ş. 310.980,87 USD'si ile sınırlı olarak sorumlu olmak üzere toplam 1.323.487,86 USD'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" denilmiş olmasına rağmen, karar gerekçesinde "…davalı ... İnş. Tic. Turz. A.Ş'nin ilk zarardan da sorumlu tutulması için yapılan hesaplama sırasında, adı geçen davalı yönünden, ilk hasar tutarı olan 335.980,87 USD ile ikinci hasar tutarı olan 1.012.506,99 USD toplamı olan 1.348.487,86 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalı ...Ş. yönünden 25.000,00 USD'lik muafiyet bedelinin mahsubundan sonra belirlenen 310.980,87 USD ile ikinci hasar tutarı olan 1.012.506,99 USD toplamı 1.323.487,86 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak gerekçeli karar tefhim edilen kısa karara aykırı olamayacağından ve HMK'nın 304. maddesi kapsamında bir maddi hata söz konusu olmadığından tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar yazılmıştır." şeklinde açıklama bulunduğu anlaşılmaktadır.

 

10. Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sonucuyla gerekçe içeriğine bakıldığında aslında vermek istediği hüküm arasında, Özel Dairenin HMK'nın 373/5. maddesi çerçevesinde yaptığı inceleme sonucunda tesis ettiği gönderme kararında da belirtildiği üzere açık bir uygunsuzluk mevcuttur.

 

11. Bu uygunsuzluk, hükmü kendi içinde çelişkili kılar ve henüz HMK'nın 297 vd. hükümlerine uygun tesis edilmiş bir hüküm/gerekçe bulunmadığından ortada işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılması mümkün, denetlenebilir bir kararın varlığından bahsedilemez.

 

12. Hâl böyle olunca direnme kararının salt usule ilişkin bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

 

III. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Direnme kararının usulden BOZULMASINA,

 

Bozma sebebine göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

 

İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,

 

Dosyanın HMK’nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — Kısa Karar ile Gerekçeli Karar Çelişkisi

Tüm Usul Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 

Esas No

2024/299

 

Karar No

2025/711

 

Karar Tarihi

12 Kasım 2025

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page