İŞ HUKUKU · İÇTİHADI BİRLEŞTİRME
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu: Destek Karinesi
2016/5 E., 2018/6 K. · 22 Haziran 2018
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 21 Ekim 2026
Kararın Özeti
Çocuğun ölümü nedeniyle anne ve babanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında, destek ilişkisinin ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şart değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılıktan doğan bu davalarda çocukların anne ve babaya destek olduğunun karine kabul edilmesi gerektiğine de karar verdi. Sosyal güvenlik geliriyle özel hukuk tazminatı ayrıldı; ancak rücu edilebilen ödemelerin hesapta indirileceği açıklandı. Her davanın tazminat miktarı ayrıca hesaplanır.
Hukuki İlke
Anne ve babanın destekten yoksun kalma talebinde sosyal güvenlik geliri bağlanması destek ilişkisinin ispat şartı değildir; çocuğun destekliği karine olarak kabul edilir.
Sonuç
Gelir bağlanması şartının aranmayacağına esas hakkında oy birliğiyle; çocukların anne ve babaya destek olduklarının karine sayılacağına üçte iki oy çokluğuyla içtihatlar birleştirildi.
İlgili Mevzuat
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m. 53/3, 55, 114/2, 417
Destekten yoksun kalma, hesap ve sözleşmeye aykırılık.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu — m. 3/1-7, 20, 21, 34/1-d
Hak sahipliği, ölüm geliri ve rücu edilebilen ödemeler.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 322, 364
Aile içi yardım ve nafaka açıklaması.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
Yargıtay Başkanlığından:
YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME
BÜYÜK GENEL KURULU KARARI
ESAS NO :2016/5
KARAR NO :2018/6
KARAR TARİHİ :22.06.2018
ÖZET: Anne-babanın, çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık
sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı
davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik
Kurumundan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun
kalma tazminatı davalarında çocukların anne-babaya destek olduklarının
karine olarak kabulünün gerektiği.
I. GİRİŞ
A. İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KONUSUNDAKİ BAŞVURU
Hukukçu-Araştırmacı ... 18.02.2015 tarihli dilekçesinde; çocuğun ölümü üzerine anne-
babanın destekten yoksun kalma tazminatı istemlerine ilişkin olarak Yargıtay 21. Hukuk Dairesi kararları ile Yargıtay
4. Hukuk Dairesi, 11. Hukuk Dairesi, 17. Hukuk Dairesi, 19. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları arasında
görüş aykırılığı olduğunu ileri sürerek, bu aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
B. YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULUNUN KARARI VE İÇTİHADI BİRLEŞTİRMENİN
KONUSU
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca, haksız fiil sonucu müşterek çocuklarının ölümü nedeniyle anne ve
babanın destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyecekleri konusunda Daireler arasında görüş aykırılığı
bulunduğuna ve bu aykırılığın İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca içtihatları birleştirme yoluyla giderilmesi
gerektiğine karar verilmiştir.
Ne var ki, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında içtihadı
birleştirme konusunun somutlaştırılması gerektiğinin, belirlenen içtihadı birleştirme konusunun gerçek ihtilafı
saptamaya yeterli olmadığının belirtilmesi üzerine içtihadı birleştirme konusunun belirlenebilmesi amacıyla oturuma
ara verilmiş, ikinci oturumda kararları arasında içtihat aykırılığı olduğu belirtilen Özel Daireler tarafından birlikte
hazırlanan mutabakat metni göz önünde bulundurularak, içtihadı birleştirmenin konusunun “Anne-babanın,
çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı
davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranıp
aranmayacağı, çocukların anne babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerekip gerekmediği hakkındadır.”
şeklinde belirlenmesine 2/3 çoğunlukla ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verilmiştir.
C. GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
Dördüncü Hukuk Dairesinin 01.04.2003 gün ve 2002/13497 E. - 2003/3904 K.; 29.11.2007 gün 2007/13191 E.-2007/15103K.; 13.05.2010 gün 2009/10317 E. - 2010/5922 K.; 15.03.2012 gün 2011/1496 E. - 2012/4208 K.
Onbirinci Hukuk Dairesinin 06.12.1974 gün 1974/3301 E. - 1974/3477 K.;18.05.1974 gün 1974/1820 E. —
1974/1686 K.; 11.10.2005 gün 2004/10735 E. - 2005/9566 K.
Ondokuzuncu Hukuk Dairesinin 06.10.1992 gün 1992/2629 E. 1992/4737 K.; 22.12.1995 gün 1995/7680 E.
—1995/11614 K.
Yirmibirinci Hukuk Dairesinin, 06.11.2003 gün 2003/8772 E. - 2003/9009 K., 09.11.2004 gün 2004/8605 E.
- 2004/9466 K., 10.10.2005 gün 2005/8163 E., 2005/9062 K.; 12.02.2009 gün 2008/8348 E. - 2009/1968 K.
Hukuk Genel Kurulunun 17.10.1973 gün 1971/4-899 E. - 1973/798 K. sayılı kararları.
D. GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLARDA BELİRTİLEN
GÖRÜŞLERİN ÖZETLERİ
1. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Görüşü
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi görüş yazısında özetle; uzun yıllar uygulamalarının "genel yaşam deneyimleri ve
hayatın olağan akışı yetişkin bir insanın anne-babasına her halükarda ve belirli düzeyde destek olacağı" yönünde
olduğu, 21. Hukuk Dairesi dışındaki diğer dairelerin görüşlerinin de aynı doğrultuda bulunduğu, Dairelerinin görüşleri
doğrultusunda içtihat aykırılığının giderilmesinin gerektiği,
2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Görüşü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi görüş yazısında özetle; ölen desteğin, sağlığında, talepte bulunanlara destek olup
olmadığının uyuşmazlık konusu olması hâlinde, bu durumun saptanmasında somut olayın özelliklerinin ve fiili
karinelerin dikkate alınması gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında destek tazminatı isteminde bulunan
anne ve babaya, ölen evladın her halükarda ve belli biçimlerde de olsa maddi destek sağladığının fiili bir karine olarak
kabul edildiği, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin görevine giren davalar bakımından ise uyuşmazlığa konu destek
kavramının somut olgularla ortaya konması yerine sosyal güvenlik hukuku bağlamında belirgin bir kriter olarak ortaya
çıkan ana-babaya Sosyal Güvenlik Kurumundan aylık bağlanması olgusuna değer izafe edildiği, bu nedenle içtihatların
birleştirilmesinin yerinde olacağı,
3. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin Görüşü
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi görüş yazısında özetle; bir kimsenin ücretsiz olarak diğer bir kimsenin kısmen ve
tamamen bakımını üstlenmesine destek denildiği, çocukların, çalışma çağında ve gelir sahibi ise ana babaya destek
olabilecekleri, yine bakım ihtiyacının yoksulluk anlamına gelmediği gibi bu tazminatı isteyenlerin maddi durumu ne
derece iyi olursa olsun bir gün zarurete düşüp düşmeyecekleri ve ölenin yardımına muhtaç olup olmayacaklarını
önceden kestirmenin ve bu konuda kesin bir yargıya varılmasının mümkün bulunmadığı, destek tazminatında Sosyal
Güvenlik Kurumunca ölüm aylığı kaleminden bağlanan dul ve yetim aylıklarının sigortalının sağlığında belli prim
ödemesi karşılığında olup, bunun dahi rücu edilemeyecek yararlardan olduğundan destek tazminatından
indirilmeyeceği, somut taleple ilgili olarak anne ve baba destek tazminatı talep edebileceklerinden, Yargıtay 4. Hukuk
Dairesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi içtihatları doğrultusunda içtihatların birleştirilmesi
gerektiği,
4. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin Görüşü
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi görüş yazısında, destek tazminatı ile ilgili konuların uzun süreden beri
Dairelerinin görevi dışında olduğundan bu hususta bir görüş bildirme olanağı bulunamadığı,
5. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin Görüşü
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi görüş yazısında, özetle; iş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davalarında sosyal güvenlik hukukunda sınırları çizilen “hak sahipliği” kavramı ile bireysel hukukun (Tazminat Hukuku) konusu olan “desteklik” kavramının birbirinden farklılık arz ettiği, ancak bu farklılığın bireysel hukukun konusunu oluşturan
destekten yoksun kalma tazminatının değerlendirilmesi sırasında sosyal güvenlik hukuku kapsamında ilgililere yapılan
ödemelerden rücuya tabi olanlarının göz ardı edilmesi neticesini doğurmayacağı, bunun aksi bir uygulamanın iş
kazasında sorumluluğu bulunan işveren veya üçüncü kişilerden mükerrer tahsile neden olabileceği, Yargıtay 21. Hukuk
Dairesinin değişik kararlarında Sosyal Güvenlik Kurumundan iş kazası nedeniyle gelir almasa bile anne ve babanın
ölen sigortalının desteğinde olduğundan maddi zararlarının hüküm altına alınması gerektiğinin vurgulandığı, fakat
burada dikkat edilmesi gereken hususun anne ve babaya gelir bağlanmaması nedeni olup bu noktada yeterli araştırma
yapılmamışsa Yargıtay 21. Hukuk Dairesi uygulamalarına göre yerel mahkeme kararının bozulduğu, yapılan araştırma
neticesinde eğer anne veya babaya sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaları veya Kurumlardan aylık almaları
nedeniyle gelir bağlanmamışsa artık onların (anne ve babanın) ölenin maddi desteğine muhtaç olmadıklarının
kabulünün gerektiği, ama anne ve babaya gelir bağlanmaması nedeni eş ve çocuklardan artan hisse kalmamasına
dayanıyorsa bu kez her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerinin asgari ücretin net tutarından daha az
olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere kendilerine gelir veya aylık
bağlanmamış olması koşuluyla ölenin maddi desteğine muhtaç olduklarının kabulünün gerekeceği, yani sosyal
güvenlik hukuku kapsamında hak sahibi olmadıkları için kendilerine gelir bağlanmasa dahi anne ve babanın ölen
sigortalının desteğinde olabileceğinin Yargıtay 21. Hukuk Dairesince kabul edildiği, özü itibariyle anne ve babanın
mevcut ekonomik verilerine göre ölenin desteğinde olup olamayacağının gözetildiği bir sistemin benimsendiği, bu
nedenle içtihatların Yargıtay 21. Hukuk Dairesi görüşü gibi birleştirilmesi gerektiği,
6. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Görüşü
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu görüş yazısında özetle; Dairelerin görüşleri ve Hukuk Genel Kurulu kararları
çerçevesinde, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu vefat eden işçinin anne ve babasının destekten yoksun kalma
tazminatı zararının varlığının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 34. maddesindeki
şartların gerçekleşmiş olması koşuluna bağlanması yönündeki Yargıtay 21. Hukuk Dairesi görüşü ile haksız fiil sonucu
vefat edenin anne babasının destekten yoksun kalma tazminatının varlığının Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi
gereğince değerlendirilerek, somut olayın özellikleri dikkate alınarak fiili bir karine olarak anne ve babaya her hâlde
destek olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay 4., 11. ve 17. Hukuk Dairesi kararları arasında özellikle
anne ve babanın destek zararlarının değerlendirilmesi konusunda içtihat farklılığının bulunduğu, içtihatların
birleştirilmesi gerektiği,
Belirtilmiştir.
II. ÖNSORUN
İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin içtihadı birleştirmeye konu kararlarının iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle
sigortalı işçinin ölümü üzerine anne ve babanın talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu,
iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölüm hâlinde açılan destekten yoksun kalma tazminatı davalarında
sorumluluğun işverene ait bulunduğu ve işverenin sorumluluğunun 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
hükümlerine göre belirlendiği, diğer taraftan bu tür davalarda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirlerin
peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının hükmolunacak tazminattan indirilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu ve
anne-babaya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespitinin uyuşmazlığın çözümünde önem arz ettiği, bu nedenle içtihat
farklılığı olduğu belirtilen Yargıtay 21. Hukuk Dairesi kararları ile diğer Özel Daire kararları arasında konu
bakımından farklılık bulunduğu belirtilerek, birleştirmeye gerek olup olmadığı ön sorun olarak gündeme getirilmiştir.
Ön soruna ilişkin yapılan değerlendirmede; içtihadı birleştirmenin konusunun destekten yoksun kalma
tazminatına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünün genel hükümlere göre belirlenmesi gerektiği, bu nedenle iş
kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ile diğer Özel Dairelerde görülen
destekten yoksun kalma tazminatı davaları arasında konu bakımından farklılık bulunmadığı belirtilerek, Yargıtay
Kanunu'nun 16/1'inci maddesinin 5’inci bendine göre içtihatların birleştirilmesi gerektiğine birinci oturumda oy
çokluğu ile karar verilmiştir.
III. İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KONUSU İLE İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE YASAL
DÜZENLEMELER
1.Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
1.1. Hukuki Dayanağı ve Niteliği
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) genel hükümler kısmının birinci bölümünün ikinci ayrımı
“Haksız fiilden doğan borç ilişkileri” başlığını taşımakta olup haksız fiili düzenleyen kurallar bütünü ise “sorumluluk
hukuku” olarak nitelendirilmektedir. Sorumluluk hukukunun en önemli amacı, kişinin mal varlığında iradesi dışında
meydana gelmiş eksilmeyi ayni veya nakdi olarak gidermektir. Sorumluluk hukuku zarar görenin uğramış olduğu
zararı gidermeyi amaçladığından “tazminat hukuku” olarak da adlandırılmaktadır.
Öğretideki baskın görüşe göre sorumluluk hukukunda asıl olan zararı ortaya çıkaran eylemin doğrudan
muhatabı olan kişilerin uğradıkları zararın tazminidir. Bu zararın tazminini talep etmek hakkı ise doğrudan eylemin
muhatabı olan kişilere tanınmıştır (Aksi görüş S. S. Tekinay: Ölüm Sebebi ile Destekten Yoksun Kalma Tazminatı,
İstanbul 1963, s. 6-8). Eylemin muhatabı dışında üçüncü bir kişinin tazminat talebinde bulunma hakkı kural olarak
yoktur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 01.11.2017 tarihli, 2017/17-1315 E., 2017/1239 K., sayılı kararı).
Bununla birlikte bazen haksız fiil doğrudan zarar göreni etkilememekte, başkalarının da zarar görmesine
sebebiyet verebilmektedir. Özellikle zarar verici eylem sonucu bir kimsenin ölmesi hâlinde bazı kimseler ölenin
desteğinden, bakımından ve yardımlarından yoksun kalmakta, bu nedenle zarara uğramakta ve meydana gelen zararın
tazmini ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. İşte bu noktada eylemin muhatabı olmayan üçüncü kişinin tazminat talep
edemeyeceği kuralına mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 45/2'nci maddesi ve sonradan yürürlüğe giren 6098
sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53/3'üncü maddesi ile bir istisna getirilmiş ve ölüm nedeniyle zarara uğrayan
üçüncü kişilere uğradıkları zararın tazmini imkânı tanınmıştır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45'inci maddesinde;
“Bir adam öldüğü taktirde zarar ve ziyan, bilhassa defin masraflarını da ihtiva eder. Ölüm, derhal vuku
bulmamış ise zarar ve ziyan tedavi masraflarını ve çalışmaya muktedir olmamaktan mütevellit zararı ihtiva eder.
Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları taktirde, onların bu
zararını da tazmin etmek lazım gelir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 6098 sayılı
Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53'üncü maddesinin üçüncü fıkrasında da benzer bir düzenlemeye gidilmiş,
“yardımdan mahrumiyet” ifadesi yerine “destekten yoksun kalma” ibaresi kullanılmış ve ölüm hâlinde ölenin
desteğinden yoksun kalınması bir zarar olarak tanımlanmıştır. İlgili madde;
“Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
1-Cenaze giderleri.
2-Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden
doğan kayıplar.
3-Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45/2’nci ve sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı
Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3'üncü maddeleri uyarınca ölüm hâlinde ölenin yardımlarından/desteğinden
faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı tazminat olarak sorumlusundan talep edebileceklerdir (K. T.
Gürsoy: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.29, Sayı: 1, Yayın
Tarihi: 1972, s.143). Ölenin desteğinden faydalananların ölüm nedeniyle uğradıkları zararı sorumlulardan tazmin
etmelerini sağlayan hukuki kurum ise destekten yoksun kalma tazminatıdır (G.Ö. Antalya: Borçlar Hukuku Genel
Hükümler Cilt II, İstanbul 2015, s.116).
Destek hayatta olduğu süre boyunca sürekli ve düzenli olarak bir kimseye bakan veya eğer ölüm
gerçekleşmiş olmasaydı, az çok yakın bir gelecekte bu bakımı sağlayacak olan kişidir (S. S. Tekinay/ S. Akman/ H.
Burcuoğlu/ A. Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s.620; M. K. Oğuzman/ M. T. Öz: Borçlar
Hukuku Genel Hükümleri, 6. Baskı, İstanbul 2009, s.565; M.R. Karahasan Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, Cilt:1,
İstanbul 2003, s.1301; K. Tunçomağ: Türk Borçlar Hukuku, Cilt: 1, 6. Baskı, İstanbul 1976, s.506; F. Eren: Borçlar
Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017, s.777; H. Tandoğan: Türk Mes'uliyet Hukuku, İstanbul 2010,
s.300; Gürsoy, s.146.; A. Havutçu/ K. E. Gökyayla: Karayolları Trafik Kanunu'na Göre Hukuki Sorumluluk, Ankara
1999, s.156; K. E. Gökyayla: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, Ankara 2004, s.98; S. Süzek: İş Hukuku, 15. Baskı,
İstanbul 2018, s.460; G. B. Seratlı: İş Kazasından Doğan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, Ankara 2003, s.83,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27.06.2012 tarihli ve 2012/17-215 E., 2012/413 K. sayılı kararı).
Desteğini yitiren kimse, yaşamaları muhtemel süre içerisinde, desteğin sağladığı yardımlardan, hizmetlerden,
bakım ve gözetiminden mahrum kalmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı bu mahrumiyetin karşılığı olan
parasal değeri ifade eder. Bu tazminat ile güdülen amaç destek yaşamış olsaydı, yardım ettiği kimseye yapabileceği
yardım tutarını sağlamaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.05.1984 tarihli ve 1984/9-301 E., 1984/619 K. sayılı
kararı).
Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp
doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal
varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır. Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten
yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması
gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak
olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır (Tekinay, s.64 vd.;
Tunçomağ, s.506; M.Ş. Karahasan: Tazminat Hukuku, İstanbul 1996, s.249; Gökyayla: s.45vd; Tandoğan, s.299; M.
Kılıçoğlu: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, Ankara 2014, s.25; Eren, s.775, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
15.06.2011 tarihli ve 2011/17-142 E.,2011/17-411 K. sayılı ve 20.04.2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K. sayılı
kararları).
Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir
destek ilişkisi bulunmalıdır. Eğer tazminat talep eden ile destek olduğu iddia edilen arasında bir destek ilişkisi
bulunmuyor ise tazminata hak kazanmak da mümkün olmayacaktır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir
ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de kanunun nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır.
Yardımda bulunan kimsenin ölüm olayı olmasaydı gelecekte de bu yardımları yapacağına güven duyulabiliyorsa arada
destek ilişkisi ortaya çıkmış kabul edilmelidir.
Destek ilişkisinin varlığının temelinde destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması
yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hâli yardımların belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine yönelik bir beklentinin bulunmasıdır.
Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve
ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan
bahsetmek mümkün olmayacaktır (Tekinay, s.20; Oğuzman/Öz, s.565; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.622;
Tandoğan, s.301; Gürsoy, s.148; Karahasan, Tazminat, s.264; Gökyayla, s. 105; Seratlı, s.89).
Diğer taraftan bir kimse ancak ölümden önce bakmakta olduğu ve/veya sağ kalsaydı kuvvetli bir ihtimalle
ileride bakacağı kişilerin desteğidir. Bu durumda bir kimseye bakma destek olmanın en önemli şartı olarak karşımıza
çıkmaktadır (Tekinay, s.18). Bakmak, sürekli ve düzenli olması gereken yardımın gerçekleştirilmesi hâli olarak
nitelendirilmektedir. Bakma fiilen mevcut olabileceği gibi, ileride gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel de bulunabilir.
Bakma eyleminin gerçekleşebilmesi için ise desteğin bakım gücüne sahip olması gerekmektedir. Diğer bir
ifadeyle, ölümün gerçekleştiği anda veya ileride bakım gücü olmayan destek, desteğinden faydalanan için destek
sayılamayacaktır.
Bakma kavramının içeriği hususunda Kanunda herhangi bir biçim öngörülmemiştir. Bakma para ve para ile
ölçülebilecek bir kıymet olabileceği gibi bir hizmet ifası veyahut benzeri yardımlar şeklinde de olabilir. Bu nedenle
desteğin yardımının yalnızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için bir şart değildir.
Hizmet ifasının destek olarak kabul edilmesinin nedeni hizmeti gören kimsenin bu hizmetten faydalanan
kimseyi söz konusu hizmeti bir başkasına gördürmesi durumunda yapacağı belli bir masraftan kurtarmasıdır. Destek
sayılan kişinin bu hizmeti görmemesi durumunda bundan faydalanan kimse bu hizmetin ifası için bir başkasına ihtiyaç
duyacak ve bu hizmet için bu kimseye belirli bir miktar ödeme yapmak durumunda kalacaktır (Tekinay, s.21;
Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.622; Oğuzman/Öz, s.566; Gürsoy, s.148; Gökyayla; s.106; Seratlı s.91). Ölenin
hizmet edebilme gücü ve kabiliyeti para ile ifadesi mümkün olan bir mali imkân teşkil etmektedir (Karahasan
Tazminat, s.264.; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20.03.1986 gün, 1986/1585 E., 1986/2553 K. sayılı kararı).
İsviçre Federal Mahkemesi de ilke olarak, ivazsız edimlerle başkasının bakımını sağlayan ya da ona yardım
eden kimseyi destek saymıştır. Federal Mahkemeye göre destek, yalnız başkasına yaşama için gerekli ihtiyaçları
sağlayan ya da bunların tedariki için para veren kimse değildir. Yemekleri hazırlamak, elbiselere ve eve bakmak vs.
suretiyle çalışmasının doğrudan doğruya başkalarına tahsis eden kimse de destektir. Çünkü bu faaliyette bundan
yararlananın bakımını sağlar. Bundan ötürü, yalnız ev işlerini gören bir kadın da kocasının desteği sayılabilir (BGE 53
II 125/126, 57 II 182). Yardımdan yararlanan kimsenin tazminata hak kazanabilmesi için, desteğin ölümünden dolayı
yoksulluğa düşmesi gerekli değildir, durumuna uygun yaşama tarzından, para ile belirlenebilen bir zarara uğraması
yeterlidir (BGE 57 II 182/3, 59 II 463) (L. Dalamanlı/ F. Kazancı/ M. Kazancı, İlmi ve Kazai İçtihatlarla Açıklamalı
Borçlar Kanunu, İstanbul 1990, s.680).
Destekten faydalananın, destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilmesi için aynı zamanda bakım
ihtiyacının da bulunması gerekir. Bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli
olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı
yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Diğer bir ifadeyle, destekten
faydalananın yaşamakta olduğu ve hâline uygun bulunan hayat tarzında bozucu bir etkiye uğraması bakım ihtiyacı
bulunduğunun kabulünü gerektirmektedir (Tekinay, s.49; Yargıtay HGK, 21.04.1982 gün, 1979/4-1528 E.,1982/412
K. sayılı kararı).
Destek ilişkisi gerçek veyahut farazi olabilir. Ölüm olayı vuku bulmadan önce destek ilişkisi eylemli olarak
ortaya çıkmış ise gerçek destek söz konusu olacaktır. Diğer bir ifade ile ölüm zamanına kadar desteğin destekten
faydalanana sürekli ve düzenli olarak bakımı gerçek destektir (Tandoğan, s.300; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop,
s.621; Oğuzman/Öz, s.566; Gürsoy, s.146; Eren, s.780; Seratlı s.86).
Farazi destek ise az çok yakın bir gelecekte bu bakımın sağlanmasıdır. Ölüm meydana geldiği anda destek
ilişkisi henüz ortaya çıkmamış ancak ileride bu ilişkinin kurulacağı kuvvetle muhtemel ise farazi destek kavramı ortaya
çıkacaktır (Tandoğan, s.303; Tekinay, s.16; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.621; Oğuzman/Öz, s.566; Gürsoy,
s.147; Eren, s.777; Karahasan: Tazminat, s.255; Seratlı s.85). Küçük yaşta bulunan ve henüz bakım gücüne sahip
olmayan çocukların ileride anne-babasına destek olabilme ihtimalleri yargı kararlarında ve öğretide farazi destek
olarak kabul edilmektedir.
1.2.Kaynakları
818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu düzenlemelerinde destekten yoksun kalan
tazminatının üç kaynağı bulunmaktadır. Bunlar “haksız fiiller ve diğer sözleşme dışı sorumluluk sebepleri”,
“Sözleşmeden doğan sorumluluk” ve “vekâletsiz iş görme” dir.
1.2.1.Haksız fiiller ve diğer sözleşme dışı sorumluluk sebepleri
İlgili Hukuk Alanı
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu
Esas No
2016/5
Karar No
2018/6
Karar Tarihi
22 Haziran 2018
Resmî Kaynak
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI
HESAPLAMA ARAÇLARI