top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
İş Kazasında Kaçınılmazlık ve Kusur

 

2026/1293 E., 2026/5243 K. · 21 Nisan 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İş kazasında ölen işçinin yakınlarının tazminat davasında, bünyesel etkenler incelenmeden olayın büyük bölümü kaçınılmazlığa bağlanabilir mi? Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kaçınılmazlığın işveren mevzuattaki bütün önlemleri alsa bile önlenemeyecek durumları ifade ettiğini; bünyesel etkenlerin ise uygun illiyet bağı ve işverenin sağlık gözetimi yükümlülüğü çerçevesinde ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtti. İlk derece mahkemesi, işvereni az oranda kusurlu bulan ve olayın büyük bölümünü kaçınılmazlığa bağlayan rapora dayanarak davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinafları esastan reddetmişti. Daire yeni kusur raporu istedi; bölge adliye mahkemesi kararı kaldırıldı, ilk derece kararı oy birliğiyle bozuldu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, kaçınılmazlığı işverenin mevzuattaki bütün önlemleri almasına rağmen önlenemeyen durumlar olarak tanımladı; işçinin ölümünde bünyesel etkenlerin payı, işe giriş ve periyodik muayene ile sağlık gözetimi yükümlülükleri ve uygun illiyet bağı açıklığa kavuşturulmadan olayın büyük ölçüde kaçınılmaz sayılamayacağını kabul etti.

 

Sonuç

 

Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırıldı ve ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu; tarafların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine ve her iki taraf vekili için takdir edilen duruşma avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verildi; dosya ilk derece mahkemesine gönderildi, bozma kararının bir örneği de bölge adliye mahkemesine iletildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

İlk derece kararı, olayın büyük bölümünü kaçınılmazlığa bağlayan kusur kabulü nedeniyle bütünüyle bozuldu. İlk derece mahkemesi, iş sağlığı ve güvenliği alanından ve ilgili tıp dallarından bilirkişilerin yer aldığı heyetten bünyesel etkenleri ve işverenin önlem yükümlülüklerini irdeleyen yeni bir kusur raporu alacak, usuli kazanılmış hakları gözeterek tazminat istemlerine yeniden karar verecek.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir. Kişisel verileri korumak için bazı bilgiler site tarafından ayrıca “...” ile gizlenmiştir.

 

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2024/1961 E., 2024/2418 K.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : Yenişehir 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi

 

SAYISI : 2019/413 Esas, 2024/478 Karar

 

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından katılma yoluyla temyzi edilmek ve de taraf vekilleri tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacılar vekili özetle, müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğundan bahisle tüm müvekkilleri için 1.000,00’er TL maddi, davacı eş .. için 100.000,00 TL manevi, davacı çocuklar .. ve .. için 75.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, aşamalarda maddi tazminat istemlerini davacı eş ... yönünden 1.866.435,85 TL’ye, davacı çocuk ... yönünden 339.947,05 TL’ye, davacı çocuk ... yönünden 55.652,61 TL’ye artırmıştır.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda özetle müteveffanın ölümünde davalı işverenin herhangi bir kusur ve kastının bulunmadığı, bazı tanıkların müteveffanın mide rahatsızlığı olduğunu beyan ettikleri, Adli Tıp Kurumu raporu ve uzman heyetten oluşan bilirkişi raporunda davalı tarafa kusur izafe edilemediği, bu hâliyle meydana gelen ölüm olayı ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince göğüs hastalıkları uzmanının da bulunduğu heyetten kusur raporu alınması gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

 

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davalı işverenin %20 oranında kusurlu olduğu, kaçınılmazlığın ise %80 oranında etkili olduğu kabulünden hareketle davacı eş ... lehine 1.866.435,85 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... lehine 339.947,05 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... lehine 37.843,77 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A.Temyiz Sebepleri

 

Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle, davalı işverenin %100 kusurlu olduğunun, davalı şirketin de taraf olduğu iş kazasının tespiti dosyasında alınan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen raporla sabit olduğunu, istinaf kaldırma kararı sonrasında alınan 26.01.2020 tarihli rapor ve 07.06.2021 tarihli ek raporda da davalı işverenin %100 kusurlu bulunduğunu ve olayda kaçınılmazlık bulunmadığının açıkça belirtildiğini, ara karar olmadan, bilirkişi görevlendirilmeden ve bilirkişi ücreti yatırılmadan dosyaya giren 12.07.2021 tarihli raporun yok hükmünde olduğunu, bu rapora dayanılarak kusur değerlendirmesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yok hükmündeki 12.07.2021 tarihli raporu esas alan 17.06.2022 tarihli raporda davalı işverenin %20 kusurlu, olayın %80 kaçınılmazlık olduğu kabul edilmiş ise de bu raporun da hükme esas alınamayacağını, Mahkemenin 16.11.2022 tarihli ara kararıyla davalı işverenin %100 kusurlu olduğunu kabul eden raporlar doğrultusunda hesap raporu alınmasına karar verdiğini ve bu ara kararın davacılar lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğunu, Mahkemenin kendi ara kararından dönerek taraf olmadıkları ... rücu dosyasında alınan rapora ve davalıyı %20 kusurlu gösteren raporlara dayanmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı işverenin %100 kusurlu olduğu ve olayda kaçınılmazlık bulunmadığı kabul edilerek maddi tazminat hesabı yapılması gerekirken davalıyı %20 kusurlu kabul eden değerlendirmeyle karar verilmesinin hatalı olduğunu, eş lehine hükmedilen 30.000,00 TL ve çocukların her biri lehine hükmedilen 25.000,00 TL manevi tazminatın çok düşük olduğunu, ekonomik koşullar, enflasyon, paranın alım gücü ve yasal faiz oranları dikkate alındığında bu miktarların manevi tatmin sağlamaktan uzak olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

 

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müteveffanın vefat ettiği 2009 yılına ait sağlık kayıtlarının celbi sonucunda ölüm tarihi öncesine ait sağlık kayıtlarında astım, akut bronşit, akut sinüzit, kronik sinüzit, miyalji, göğüs ağrısı gibi hastalıklarının mevcut olduğunun görüldüğünü, bu kayıtlar dikkate alınarak doğal ölüm olayı ve tarafların sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin bu kayıtlar değerlendirilmediği için yetersiz bulduğu raporu hükme esas almasının usule aykırı olduğunu, gece bekçisi olan müteveffanın işi ile doğal ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunmadığını, gerek eldeki dosyada gerekse bu dosya ile ilişkili olarak yürütülen rücu dava dosyasında müteveffanın sağlık kayıtları yer almasına rağmen doğal ölümün sebeplerinin bu kayıtlar çerçevesinde incelenmediğini, kişinin bünyesinden kaynaklanan iş kazası niteliğindeki olaylarda işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sigortalının bünyevi yatkınlığı ve genel sağlık durumunun olayın uygun illi kısmi sebebi olabileceğinin gözetilmesi gerektiğini, hesap raporunda barınma ve yemek bedellerinin hatalı belirlendiğini, pasif dönem hesabının AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, müteveffanın EYT kapsamında emekli olabilme ihtimalinin değerlendirilmediğini, davacı tarafın ilk hesap raporuna itirazı bulunmadığı halde sonraki asgari ücret değişiklikleri dikkate alınarak hesaplama yapılmasının kazanılmış haklarını ihlal ettiğini, kaçınılmazlık ilkesinin olaya uygulanış şeklinin haksız ve adaletsiz sonuçlar doğuracak nitelikte olduğunu, hesaplanan tazminat tutarlarının dosya kapsamı ile uyumsuz olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

 

Dosya kapsamından, kaza tarihinde 28 yaşında olan davacılar murisinin .. ili, .. ilçesi, .. Köyünde bulunan davalı şirkete ait tavuk çiftliğinde bekçi olarak çalışmakta iken 11.11.2009 tarihinde işyeri sahasında geçirdiği rahatsızlık sonucu saat 21.00 sıralarında sırt üstü yatar durumda ölü olarak bulunduğu, olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin kararın Dairemizce onanması sonucu kesinleştiği, Kurum tarafından da olayın iş kazası olarak kabul edildiği, Adli Tıp Kurumu raporunda kişinin travmatik bir tesirle veya zehirlenerek öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığı, otopsi sonucunda kişinin ölümünün mide içeriği aspirasyonuna bağlı olduğunun bildirilmiş olmasına karşın trakea ve ana bronşlarda tıkayıcı vasıfta içerik tanımlanmaması, alınan organ parçalarının histopatolojik tetkikinde mide içeriği bulguları tespit edilmemesi, dış muayenede travmatik bulgu saptanmaması ve raporda belirtilen diğer tıbbi bulgular birlikte değerlendirilerek kişinin ölümünün otopside tanısı konulamayan kendinde mevcut bir hastalık sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, ölümüne neden olan hastalığın yapılan otopsi sonucu da tespit edilememiş olması, işyeri koşullarının bilinmemesi, işe giriş ve periyodik muayenelerinin bulunmaması nedeniyle kişinin ölüm olayında iddia edildiği üzere çalışma koşullarının ve uzun çalışma süresinin etkisi ile katkısı olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılamadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.

 

Yine dosya kapsamından, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce alınan 23.05.2018 tarihli kusur raporunda davalı işverene kusur izafe edilemeyeceği yönünde görüş bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra alınan 26.01.2020 tarihli kusur raporu ve aynı heyet tarafından düzenlenen ek kusur raporunda davalı işverenin %100 oranında kusurlu kabul edildiği, 17.06.2022 tarihli kusur raporunda davacılar murisinin %50, davalı işverenin %50 oranında kusurlu kabul edildiği, Mahkemece hükme esas alınan 17.06.2022 tarihli kusur raporu ile bu raporu doğrulayan 03.02.2024 tarihli kusur raporunda ise davalı işverenin %20 oranında kusurlu olduğu, olayda kaçınılmazlığın %80 oranında etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği, ayrıca geri çevirme kararı üzerine celbedilen rücu dosyası kapsamında müteveffanın ölüm tarihinden önceki döneme ait sağlık kayıtlarında astım, akut bronşit, akut sinüzit, kronik sinüzit, miyalji ve göğüs ağrısı gibi rahatsızlıklarına ilişkin tıbbi kayıtların bulunduğu anlaşılmaktadır.

 

İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.

 

Öte yandan kaçınılmazlık; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. İş kazasının meydana gelmesinde sigortalının bünyesel rahatsızlıklarının veya genel sağlık durumunun etkili olup olmadığı meselesi ise kaçınılmazlık kavramından ayrı olarak, olay ile zarar arasındaki uygun illiyet bağı, işverenin sağlık gözetimi ve denetim yükümlülüğü ile varsa bünyesel faktörün zarara etkisi kapsamında değerlendirilmelidir.

 

Somut olayda, ... sigortalının işyeri sahasında sırt üstü yatar durumda ölü olarak bulunduğu, ölüm nedeninin Adli Tıp Kurumu raporunda otopside tanısı konulamayan kendinde mevcut bir hastalık sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği şeklinde açıklandığı, dosya kapsamına alınan tıbbi kayıtlarda ölüm öncesi döneme ilişkin çeşitli solunum sistemi rahatsızlıkları ve göğüs ağrısı şikâyetlerinin bulunduğu, hükme esas alınan kusur raporlarında ise müteveffanın bilincini kaybedip yere düşmesine neden olan tıbbi durumun ne olduğu, bu durumun müteveffanın bünyesel rahatsızlıkları ile bağlantısı, bünyesel faktörlerin ölüm olayına etkisi ve derecesi, işverenin işe giriş ve periyodik muayene yükümlülükleri ile sağlık gözetimi kapsamında alması gereken önlemler ve olay ile çalışma koşulları arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususları yeterli açıklıkta ortaya konulmadan olayın %80 oranında kaçınılmazlık olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır.

 

Bu hâliyle olayın, işverenin alabileceği tüm önlemleri almış olması hâlinde dahi önlenmesi mümkün bulunmayan dışsal ve kaçınılmaz bir olay olarak kabul edilmesi yerinde değildir. Dosya kapsamına alınmış bulunan tıbbi kayıtlar ve rücu dosyası kapsamındaki belgeler de değerlendirilmek suretiyle, müteveffanın ölümünde bünyesel faktörlerin etkili olup olmadığı, etkili ise bunun derecesi, bu faktörler ile çalışma koşulları, uzun çalışma süresi, sağlık gözetimi, işe giriş ve periyodik muayene yükümlülükleri arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, işverenin somut olayda hangi önlemleri alması gerektiği, bu önlemlerin alınıp alınmadığı ve taraflara izafe edilebilecek kusur bulunup bulunmadığı hususlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir.

 

Mahkemece yapılacak iş; iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişiler ile göğüs hastalıkları uzmanı ve Adli Tıp alanında uzman hekimin de yer aldığı bilirkişi heyetinden, dosya kapsamındaki tüm kusur raporlarını, Adli Tıp Kurumu raporunu, müteveffanın temin edilmiş tıbbi kayıtlarını ve rücu dosyası kapsamındaki belgeleri birlikte değerlendiren, kaçınılmazlık kabulünün somut olay bakımından oluşa uygun düşmediğini göz önünde bulunduran, bünyesel faktörleri ve bu faktörlerin olaya etkisini irdeleyen, tarafların kusur durumunu denetime elverişli biçimde ortaya koyan yeni bir kusur raporu aldırmak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında karar vermekten ibarettir.

 

Bu açıklamalar doğrultusunda, olayın oluş şekli ve dosya kapsamındaki tıbbi veriler gözetilmeden, müteveffanın ölümünde etkili olabilecek bünyesel faktörler değerlendirilmeden ve olayda hatalı biçimde davalı işverenin %20 oranındaki kusuru ile birlikte %80 oranında kaçınılmazlık bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle,

 

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

 

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

 

Davalılar avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, davacı avukatı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine,

 

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — İş Kazasında Görev Dışı Talimat ve Kusur

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — İş Kazası Tazminatında Gelir Mahsubu

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — İş Kazasında Hizmet İlişkisinin İspatı

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

İş Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2026/1293

 

Karar No

2026/5243

 

Karar Tarihi

21 Nisan 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page