AİLE HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Zina İspatı ve Güven Sarsıcı Davranış
2025/4638 E., 2026/504 K. · 19 Ocak 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026
Kararın Özeti
Eşin başka biriyle yoğun biçimde mesajlaşıp konuşması zina sayılır mı? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu dosyada, zina için cinsel ilişkinin kesin ya da güçlü karinelerle kanıtlanması gerektiğini, kadının bir erkekle yoğun iletişiminin ise güven sarsıcı davranış düzeyinde kaldığını belirtti. İlk derece mahkemesi erkeğin davasını zina, kadının davasını evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Daire, zina davasının reddedilip erkeğin ikinci sırada dayandığı genel boşanma sebebinin incelenmesini ve iki davadaki kusurların birlikte tartılmasını istedi; istinaf kararı kaldırılıp ilk derece kararı oy birliğiyle bozuldu.
Hukuki İlke
Daire, bu dosyada zinanın kabulünü cinsel ilişkinin kesin ya da güçlü karinelerle kanıtlanmasına bağladı; bu ölçüde kanıt bulunmadığından yoğun iletişimi güven sarsıcı davranış sayarak zina davasının reddedilmesi ve delillerin erkeğin ikinci sırada dayandığı genel boşanma sebebine göre değerlendirilmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırıldı; ilk derece mahkemesi kararı, erkeğin zina sebebine dayanan davasının kabulü yönünden kadın lehine oy birliğiyle bozuldu, her iki dava ve ekleri hakkında yeniden hüküm kurulacağından tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verildi, peşin harcın istenmesi hâlinde iadesine hükmedildi ve dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Daireye göre zina sebebine dayanan istem reddedilmeli, deliller erkeğin ikinci sırada dayandığı genel boşanma sebebine göre değerlendirilmeli ve iki davadaki kusurlar birlikte tartılarak boşanma ile ekleri hakkında yeniden hüküm kurulmalıdır. Tarafların kusur, tazminat, velayet ve nafakaya ilişkin öteki temyiz itirazları bu aşamada incelenmedi.
İlgili Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 166/1
Dairenin, zina kanıtlanmadığında delillerin erkeğin ikinci sıradaki talebinin dayandığı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine göre değerlendirilmesini istediği hüküm.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 4, 174/1, 174/2, 175
Dairenin, kusurların her dava için ayrı ayrı belirlenmesinin bu hükümlere aykırı olduğunu ve tazminat ile yoksulluk nafakası hakkında tek kusur belirlemesine göre hüküm kurulması gerektiğini belirtirken andığı hükümler.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/722 E., 2025/1007 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/642 E., 2023/1200 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, birleşen davanın kabulü, kadın lehine maddi ve manevi tazminat takdiri, velayet, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, lehine takdir edilen tazminatların miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası talebi, iştirak nafakasının miktarı, nafakaya TÜFE artış oranı uygulanması gerektiği, faiz başlangıç ve oranı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.İlk Derece Mahkemesince taraflarca açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda, erkeğin davası kapsamında kadının zina eyleminin sabit olduğu gerekçesi ile asıl davanın erkeğin asli talebi olan zina hukuki sebebine dayalı olarak kabulüne, kadının birleşen davası yönünden erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu gerekçesi ile evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle kabulüne, tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Taraflarca istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm yukarıda gösterildiği gibi temyiz edilmiştir.
Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karinelerle kanıtlanmış olmasıdır. Yapılan incelemede; davalı-davacı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karinelerle kanıtlanmış değildir. Ne var ki kadının HTS kayıtlarında F.Z isimli erkekle özellikle geceleri yoğun şekilde mesajlaşma ve konuşmasının bulunduğu ve kahvaltıya çağırdığı dikkate alınmakla eylemlerinin güven sarsıcı davranış boyutunda kaldığının kabulü gerekir. Buna göre davacı-davalı erkeğin asli talebi olan zina davasının reddine karar verilmesi ve delilerin terditli talep olan 4721 sayılı TMK 166/1 maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebi uyarınca değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2.Kabule göre de evlilik birliği sona erinceye kadar, herhangi bir sebeple açılmış boşanma davalarında taraflara yüklenmiş tüm kusurlar, birlikte değerlendirilip, tarafların kusur oranlarının bir kez belirlenmesi ve belirlenen bu orana göre maddi-manevi tazminatlar ile yoksulluk nafakası konularında her bir taraf yönünden bir kez hüküm kurulması gerekir. Tarafların kusurları bölünerek, her bir dava için ayrı kusur belirlemesi yapılıp, fer'i konularda da her bir dava için ayrı hüküm kurmak, Türk Medeni Kanunu' ndaki düzenlemelere (4721 sayılı Kanun md.4, 174/1-2, 175) aykırı düşer. Boşanma davalarında tarafların kusurlarının belirlenmesi, boşanmanın eki niteliğinde bulunan maddî ve manevî tazminat, yoksulluk nafakası gibi taleplerin sağlıklı değerlendirilerek doğru karar verilebilmesi, delillerin birlikle değerlendirilmesiyle ve kusur oranlarının birlikte takdiri ile mümkündür. Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan hususlar da dikkate alınarak her iki dava kapsamındaki tüm kusurların birlikte değerlendirilip, her iki boşanma davası hakkında karar verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının zina hukuki sebebine dayalı asıl davanın kabulü yönünden kadın yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre her iki dava ve fer'îleri yönünden yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — Güven Sarsıcı Davranış ve Kıskançlık
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4638
Karar No
2026/504
Karar Tarihi
19 Ocak 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI