AİLE HUKUKU · KISMEN BOZMA / ONAMA
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Temyiz Edilmeyen Boşanma ve Eşin Ölümü
2025/5202 E., 2025/7097 K. · 10 Eylül 2025
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026
Kararın Özeti
Boşanma hükmünü temyiz etmeyen eş, temyiz süresi dolduktan sonra ölürse evlilik ölümle mi boşanmayla mı sona erer? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının davasının kabulünü erkek temyiz etmediği ve ölüm süre dolduktan sonra gerçekleştiği için evliliğin boşanmayla sona erdiğini kabul etti. İlk derece mahkemesinin sadakat ihlali saydığı, kadının başka bir erkekle samimi fotoğraflarını güven sarsıcı davranış olarak niteleyen Daire, kadını ağır kusurlu sayan bölge adliye mahkemesinin aksine tarafları eşit kusurlu buldu. Tazminat isteyen eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiğinden erkek yararına hükmedilen tazminatları bozdu.
Hukuki İlke
Daire, kadının davasının kabulüne ilişkin hükmü temyiz etmeyen erkeğin temyiz süresi geçtikten sonra ölmesi karşısında evliliğin ölümle değil boşanmayla sona erdiğini kabul ederek kusur ve tazminata ilişkin temyiz itirazlarını incelemeye devam etti.
Sonuç
Daire oy birliğiyle, bölge adliye mahkemesi kararını kusur belirlemesi ve erkeğe hükmedilen tazminatlar yönünden kadın yararına bozdu; kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarını reddederek bozma kapsamı dışındaki temyize konu bölümleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onadı. Dosya bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Kusur belirlemesi ile erkeğe hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar, tarafların eşit kusurlu olduğu gözetilerek yeniden ele alınacak; erkeğin davasının kabulü dâhil diğer temyize konu bölümler onandı.
İlgili Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 174
Dairenin tazminat isteyen eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiğine ilişkin dayanağı.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 370/1
Dairenin bozma dışında kalan temyize konu bölümleri onamasının usul dayanağı.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1399 E., 2024/859 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma - Mal Paylaşımı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 14. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/49 E., 2022/396 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından; erkeğin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinden sonra vefat ettiği, davanın konusuz kaldığı, ne var ki fer'îler yönünden hüküm kurulması gerektiği belirtilerek erkeğin birleşen davasının kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı -davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı- davalı kadın vekilinin evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasına karşılık davalı -davacı erkek vekilince zina hukuki nedenine dayalı olarak, zina olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin zina hukuki nedenine dayalı davasının ve kadının asıl davasının reddine, erkeğin birleşen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının ise kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir. Kararın davacı -davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, kendi davasının reddi ve fer'îler yönünden istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu belirtilerek kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı davasının da kabulüne karar verilmiş, karara karşı kadın vekili tarafından 02.09.2024 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkeğe 24.07.2024 tarihinde tebliğ edilmiş, erkek tarafından süresinde temyiz isteminde bulunulmamıştır. Dolayısıyla, temyiz süresi geçtikten sonra davalı -davacı erkek 11.09.2024 tarihinde vefat etmiştir. Hüküm davacı -davalı kadın vekili tarafından ise yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Bu durumda, davacı -davalı kadının asıl boşanma davasının kabulü kararının erkek tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği, bu nedenle taraflar arasındaki evliliğin ölümle değil boşanma ile sona erdiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan yapılan yargılama ve toplanan delillerden, İlk Derece Mahkemesince; davacı- davalı kadına fotoğraflar, mesaj ve telefon kayıtları esas alınarak sadakat yükümlülüğünü ihlal vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de kadının başka bir erkek ile samimi şekilde fotoğraflarının bulunmasının güven sarsıcı davranış boyutunda olup sadakat yükümlülüğünü ihlal olarak değerlendirilmesi doğru görülmemiştir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen erkeğin kusurlu davranışları da dikkate alındığında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurludur. Hal böyle iken kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesine göre, boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre az kusurlu olması gerekir. Mahkemece; kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve erkek lehine hükmedilen tazminatlar yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davacı- davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Zina İddiasında Duyuma Dayalı Tanık
Telefon Hattı ve Güven Sarsıcı Davranış
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5202
Karar No
2025/7097
Karar Tarihi
10 Eylül 2025
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI