top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

AİLE HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Ebeveyne Yabancılaşma ve Kişisel İlişki

 

2025/8016 E., 2025/11092 K. · 11 Aralık 2025

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Çocuk babasıyla görüşmek istemiyor, rapor da ilişkiyi önermiyorsa kişisel ilişki davası reddedilmeli mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu dosyada ret kararını yerinde bulmadı; ilişki kurulmamasının yabancılaşmayı tetikleyebileceğini ve çocukta önemli bir eksiklik doğurabileceğini değerlendirmeyen raporu yetersiz saydı. İlk derece mahkemesi çocuğun isteksizliği, rapor ve taraflar arasındaki husumet nedeniyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, üçlü heyetten yeni rapor alınarak kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini, uyum sürecinde yatısız düzen ile danışmanlık tedbirinin de gözetilmesini gerekli gördü. Bölge adliye kararı kaldırıldı, ilk derece kararı oy birliğiyle bozuldu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, çocuğun babaya yoğun tepki gösterip görüşmek istememesini, yabancılaşmada babanın da payı bulunmasını ve iki ebeveynin de çözüm odaklı davranmamasını birlikte değerlendirdi; babayla iletişim olmamasının çocuk üzerinde daha ağır zarar doğurabileceği sonucuna vararak kişisel ilişkinin hiç kurulmamasını uygun görmedi ve bu yönleri incelemeyen raporu yetersiz kabul etti.

 

Sonuç

 

Bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararı ortadan kaldırıldı ve ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu; peşin alınan temyiz karar harcının istenmesi hâlinde temyiz edene geri verilmesine karar verildi, dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

İlk derece mahkemesi üçlü heyetten yeni rapor alacak ve bunu diğer delillerle birlikte değerlendirerek çocuğun üstün yararına göre babayla çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verecek; Daire, uyum sürecinde ilişkinin yatısız kurulmasının ve danışmanlık tedbirinin de gözetilmesi gerektiğini belirtti.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 324/2, 339/1, 343/1, 346/1
    Dairenin dayanağı: 324. maddenin ikinci fıkrası kişisel ilişki kurma hakkının reddedilebileceği veya alınabileceği hâlleri göstermek için alıntılandı; 339., 343. ve 346. maddelerin birinci fıkraları çocuğun üstün yararı ilkesinin dayanakları arasında anıldı.

  • Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme — m. 3
    Dairenin genel ilkeleri: çocuğun üstün yararı ilkesinin dayanakları arasında anıldı.

  • Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi — m. 1
    Dairenin genel ilkeleri: çocuğun üstün yararı ilkesinin dayanakları arasında anıldı.

  • Çocuk Koruma Kanunu — m. 4/b
    Dairenin genel ilkeleri: çocuğun üstün yararı ilkesinin dayanakları arasında anıldı.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2024/983 E., 2025/1250 K.

 

DAVA TÜRÜ : Kişisel İlişki Kurulması

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : Devrek 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

 

SAYISI : 2023/153 E., 2024/105 K.

 

Taraflar arasındaki çocukla kişisel ilişki kurulması davasının yapılan yargılaması sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından tümü yönünden temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken temel ilke, “Çocuğun üstün yararı"dır (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi md.l; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 339/1, 343/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu md.4/b). Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Yine, 4721 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir" hükmü yer almaktadır.

 

Anne ve babasından veya bunlardan birinden ayrılan çocuğun anne veya babasıyla düzenli kişisel ilişki kurması ve sürdürmesi, çocuk için bir hak olduğu gibi anne veya baba için de bir haktır. Kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun bedeni ve fikri gelişimi yanında annelik veya babalık duygularının tatmini de önemlidir.

 

Dosya arasında bulunan sosyal inceleme raporunda; "...Babalar, çocuklar için yaşamlarının tüm evrelerinde önemli bir role sahip olmakla birlikte baba-çocuk ilişkisi, çocuğun babalık algısının oluşması ve babalık figürüne yüklediği anlam için kritik dönemin 0-6 yaş dönemi olduğu çünkü çocukların 0-6 yaş dilimi arasında kişiliklerinin şekillendiği yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda tespit edildiği, çocuk ile yapılan sohbet sırasında öz babasına özel bir anlam yüklemediği, babası ile ilgili olumlu bir algısının bulunmadığı ve babası ile bu zamana kadar görüşmediğini, bundan sonra da görüşmek istemediğini belirttiği görülmüştür, ...’nun yaş grubu değerlendirildiğinde, çocuğun içerisinde bulunduğu yaş dönemi dikkate alınarak ve katılım hakkı gözetilerek, kendi hayatını etkileyen böylesine bir kararda özgün iradesi ve isteğinin de göz önüne alınması gerektiği; davacı ...’nun incelemeye konu olan çocuk ...’nu 9 yaşına kadar mahkeme süreçleri daha önceki yıllarda bitmiş olmasına rağmen ihmal etmesi, onunla ilgilenmemesi, uzun süre çocuğun yetiştirilmesine katkısı olmaması, kişisel ilişki kurmaktan uzun yıllar boyunca kaçınmış olması, hatta çocuğun yaşamının hiçbir anında, iyi veya kötü gününde yanında olmaması, çocuğun da bu nedenlerle babası ile kişisel ilişki kurmak istemediğini herhangi bir etki altında kalmaksızın beyan etmesi de göz önüne alınarak birden bire kişisel ilişki kurmaya başlamasının çocuğun yararına olmayacağı..." yönünde görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmektedir.

 

İlk Derece Mahkemesince babalık hükmü ile nüfusuna kaydedilen çocuk için on yaşındayken davacı kişisel ilişki tesis edilmesini talep etmiş ise de, idrak yaşındaki çocuğun bunu istememesi, alınan sosyal inceleme raporu ile davacı ve davalı arasındaki husumete göre de kişisel ilişkinin çocuğun yüksek yararına olmayacağına kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Tüm dosya kapsamından davacı babanın kişisel ilişkiyi sürdürme konusunda istekli olduğu, çocuğun babaya yoğun bir tepkisellik gösterdiği ve görüşmek istemediğini ifade ettiği, ebeveynler arasında yaşanan problemlerin çocuklara yansıyabildiği, çocuğun düzenli iletişim kuramadığı ebeveynle güvenli bağlanmanın bozulabileceği, güvenli ilişkinin bozulması ve sonrasında da bu eksik ya da bozulmuş bağlanma sürecine etki eden etkenlerin devam etmesinin çocuğun sonraki gelişim basamaklarına da etki edeceği, bu durumun da alınan raporda belirtilenin aksine çocukta ruhsal sorunlara neden olabileceği, çocuğun tepkiselliği nedeniyle kişisel ilişkinin sonlandırılmasının da bu problemleri tetikleyebileceği ve çözümsüz bırakabileceği, çocukla ilişkilerinin geliştirilmesi, öfkenin azaltılması amacıyla birlikte desteklenmeleri gerekmektedir.

 

Davacı babanın çocuğu doğru ve yaşına uygun şekilde destekleyebilmesinin çocuğa yararlı olacağı, çocuğun babası ile kişisel ilişkisinin kurulmamasının çocuğun ebeveyne yabancılaşma sürecini tetikleyebileceği, ebeveyne yabancılaşmanın da çocuğu duygusal, ruhsal ve manevi olmak üzere her düzeyde etkileyebileceği, çocuğun genç erişkinliğe sağlıklı geçişi için hem anne hem de babanın önemli bir kaynak olduğu düşünüldüğünde, kendisine yabancılaştırılan ebeveynin düşman gibi algılanmaya devam etmesinin ve kişisel ilişki kurulmamasının çocukta önemli bir eksikliğe yol açabilecek olduğu değerlendirilmemiştir.

 

Çocuğun yaşadığı öfke ve olumsuz duyguların (bu sürece davalı da mutlaka dahil edilerek) desteklenerek çözülmesinin sorunu çözmeye yardımcı olabileceği, davacının da süreci desteklemesinin ve tarafların bu konuda iş birliği içerisinde hareket etmelerinin önemli olduğu, çocuğun baba ile görüşmesinin engellenmesinin ileri dönemlerde farklı psikolojik problemlere yol açacağı düşüncesiyle kişisel ilişki kurulmamasının uygun olmayacağı, davacının da çocuğun kendisine yabancılaşma sürecinde etkisinin olduğu, çocukluk dönemi boyunca çocukla aktif şekilde iletişim kurmadığı, davalı ile yapılan görüşmede ise geçmişte davacının talebi olmadığını, kendisinin ikinci evliliğini bozmak için bu davayı açmış olduğunu düşündüğünü beyan etmiş olması; her iki ebeveynin de çözüm odaklı davranma konusunda yetersiz kalmış olduğu, her iki tarafın da çocuğun üstün yararını düşünerek hareket etmelerinin uygun olacağı, çocuğun ileri dönem yaşantısında her iki ebeveynin varlığının çocuğun psikososyal gelişimi üzerindeki önemi ve çocuğun mevcut durumu kıyaslandığında baba ile iletişiminin olmaması çocuk üzerinde daha büyük zararlara yol açabileceği bu nedenle kişisel ilişki kurulmamasının uygun olmayacağı ancak çocuğun mevcut durumu da göz önüne alındığında çocuğun sürece adapte olması ve babası ile ilişkilerinin geliştirilmesi sürecinde kişisel ilişkinin yatısız olacak şekilde kurulmasının, danışmanlık tedbiri uygulanması hususunun da dikkate alınmasının gerektiği açıktır.

 

Açıklanan sebeplerle alınan uzman raporu yetersizdir. O halde yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınarak oluşturulacak üçlü heyetten rapor düzenlenmesi sağlanarak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra gerçekleşecek sonucu uyarınca çocuğun üstün yararı uyarınca baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

 

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

 

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — Kişisel İlişkinin Sınırlandırılması Ölçütü

Tüm Aile Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

Boşanma ve Aile Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2025/8016

 

Karar No

2025/11092

 

Karar Tarihi

11 Aralık 2025

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

Boşanma ve Aile Hukuku

Tüm Çalışma Alanları ›

bottom of page