AİLE HUKUKU · BOZMA
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Rızayla Verilen Ziynette Dava Hakkı
2025/9247 E., 2026/3817 K. · 8 Nisan 2026
İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026
Kararın Özeti
Kadın ziynetlerini eşine kendi rızasıyla verdiyse, iadeleri için dava açma hakkını yitirir mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ziynetlerin rızayla verilmiş olmasının bile kadının dava hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtti. İlk derece mahkemesi dilekçede ziynetlerin rızayla verildiğinin ileri sürüldüğünü kabul edip kadının, ziynetlerin rızası dışında alındığını anlatan tanıklarına itibar etmemiş, erkeğin tanıklarının kadının ziynetleri alıp evden ayrıldığı yönündeki anlatımını da gözeterek davayı ispat yetersizliğiyle reddetmiş; karar istinafta korunmuştu. Daire, dilekçede ziynetlerin rıza dışında alındığının ileri sürüldüğünü ve varlıklarının belirlendiğini vurgulayarak bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı, ilk derece kararını oy birliğiyle bozdu.
Hukuki İlke
Daire, bu dosyada dava dilekçesinde ziynetlerin kadının rızası dışında alındığının ileri sürüldüğünü ve ziynetlerin varlığının belirlendiğini gözeterek davanın ispat yetersizliğiyle reddini hatalı buldu; ziynetlerin rızayla verilmiş olmasının bile dava açma hakkını ortadan kaldırmayacağını, kadına düğünde takılan ziynetlerin bütün delillerle belirlenmesi gerektiğini kabul etti.
Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararı ortadan kaldırıldı ve ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu; peşin alınan harcın istenmesi hâlinde yatırana geri verilmesine karar verildi, dosya ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.
Kararın Dosyaya Etkisi
Ret kararı bozuldu; ilk derece mahkemesi bütün delilleri birlikte değerlendirip kadına düğünde takılan ziynetleri belirleyecek ve varlığı kanıtlananlar yönünden esas hakkında yeniden karar verecek. Daire, istemin kabulü ya da reddi yönünde bir sonuç belirlemedi.
İlgili Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 6
Dairenin hatırlattığı genel ispat kuralı: taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguları ispatlamakla yükümlü olması.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 190/1
Dairenin hatırlattığı genel ispat kuralı: ispat yükünün kural olarak iddia edilen olgudan lehine sonuç çıkaran tarafa ait olması.
Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.
Kararın Tam Metni
Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1007 E., 2025/1225 K.
DAVA TÜRÜ : Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/216 E., 2024/273 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından reddedilen davası yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; cins, nevi ve miktarlarını belirttiği düğünde takılan tüm altınların davalı erkek tarafından rızası hilafına elinden alındığını iddia ederek ziynet eşyalarının tarafına aynen iadesini, aynen iade mümkün olmadığı takdirde bedelinin faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı erkek ise savunmasında; davacı kadının evden ayrılırken ziynet eşyalarını da yanında götürdüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "... davacı dava dilekçesinde davaya konu edilen ziynetleri davalıya rızası ile verdiğini fakat davalının ziynetleri kendisine iade etmediğini savunmuştur. Dinlenen davacı tanıkları ise bu altınların davacı kadından davalı tarafından zorla alındığını iddia etmekle. Bu iddia dava dilekçesinde bulunmamakla dava dilekçesinde yer almayan bir iddia yönünden dinlenen tanıkların beyanlarına itibar edilmesi mümkün değildir. Davalı ise cevap dilekçesinde ziynetlerin kadın tarafından götürüldüğünü ileri sürmekle; dinlenen davalı erkek tanıkları kadının müşterek yaşantıyı sona erdiren olayda kadının altınları alarak evden ayrıldığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davanın niteliği gereği davacı kadın ispat yükü altında olup dinlenen davacı kadın tanıkları ve toplanan davacı delilleri ile ziynetlerin davalı erkek tarafından alınarak iade edilmediği hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmememiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı kadın vekilinin karara karşı yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hayat deneylerine göre olağan olan, bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer taraftan, söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkündür.
Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamından davaya konu ziynet eşyalarının varlığının tespit edildiği ve bedelinin hesaplandığı, gerekçede belirtilenin aksine davacı kadının dava dilekçesinde düğünde takılan ziynet eşyalarının rızası hilafına kendisinden alındığını beyan ettiği, kaldı ki kadının ziynet eşyalarını rızası ile vermiş olmasının dahi davanın açılması hakkını ortadan kaldırmayacağı anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek kadına düğünde takılan ziynet eşyaları tespit edilmek suretiyle varlığı kanıtlanan ziynet eşyaları yönünden yeniden değerlendirme yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Benzer Kararlar
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — Ziynette İspat Yükü ve Kadının Kabulü
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — Ziynet İspatında Düğün Görüntüleri
İlgili Sayfalar
Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.
KARAR KÜNYESİ
Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9247
Karar No
2026/3817
Karar Tarihi
8 Nisan 2026
Oy Durumu
Oy birliği
Resmî Kaynak
Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı
HUKUKİ DESTEK
Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu
Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.
Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara
ÇALIŞMA ALANLARI