top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Fazla Mesai İspatında İmzalı Puantaj

 

2025/7980 E., 2026/1070 K. · 10 Şubat 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 20 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İşçinin imzaladığı puantaj varken fazla mesai ve tatil alacakları tanık anlatımıyla hesaplanabilir mi? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, puantajın kapsadığı dönemde bu alacakların tanık anlatımına göre değil, imzalı kayıtlara göre belirlenmesi gerektiğini açıkladı. Bölge adliye mahkemesi, bordroların gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle tanık anlatımlarına dayanan sonucu yerinde bulmuştu; Daire bu yaklaşımı o dönem için kabul etmedi. Hesabın bordrodaki saat ve günlerle sınırlı olarak gerçek ücretten yapılmasını, zamanaşımının da iş ilişkisine uygulanan yabancı iş kanununa göre her ay için gözetilmesini isteyen Daire, bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, bu dosyada işçinin imzasını taşıyan puantajın kapsadığı dönemde fazla çalışma ve tatil alacaklarının tanık anlatımına göre değil, bu kayıtlara göre hesaplanması gerektiğini kabul etti.

 

Sonuç

 

Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırıldı ve ilk derece mahkemesi kararı oy birliğiyle bozuldu; davalı yararına duruşma vekâlet ücretine ve peşin harcın istek hâlinde iadesine hükmedilerek dosya ilk derece mahkemesine, bozma kararının bir örneği bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

İlk derece mahkemesi, puantaj kaydı bulunan dönemdeki fazla çalışma ve tatil alacaklarını bu kayıtlara göre, imzalı bordrolarda yazılı saat ve gün sayılarıyla sınırlı olarak gerçek ücretten yeniden hesaplayıp tahakkukları düşecek ve dönemsel alacaklarda, iş ilişkisine uygulanan yabancı iş kanunundaki bir yıllık zamanaşımını her ay için ayrı gözetecek; Daire, ıslahla istenen ihbar tazminatı kısmının da bu kanundaki süre ıslah tarihinde dolduğu için reddedilmesi gerektiğini belirtti. Davalının bu konular dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmedi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — m. 2, 8
    Dairenin dayanağı: zamanaşımının maddi hukuka ait olup hukuki ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbi olması; bu nedenle iş ilişkisine uygulanan yabancı iş kanunundaki sürenin esas alınması.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Mevzuat Notu: Bu karardan sonra 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete, 31 Temmuz 2026) belirsiz alacak davası kaldırıldı; kısmi davada talebin tahkikatın sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabileceği ve artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılacağı hükme bağlandı. Karardaki ıslah ve zamanaşımı değerlendirmesi, kararın verildiği tarihteki hükümlere göredir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2025/1527 E., 2025/1729 K.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 60. İş Mahkemesi

 

SAYISI : 2024/207 E., 2025/131 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.

 

Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderidi.

 

Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.

 

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

 

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ...'daki şantiyelerde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, dönüş için uçak biletinin sağlanması ve çıkışının yapılması istendiğinde müvekkiline ibraname, geçmişe yönelik toplu bordro ve diğer bir kısım belgelerin irade fesadı altında imzalatıldığını, hukuken geçerli olmadıklarını, son ücretinin net 2.500,00 Euro olduğunu, işyerinde ilk üç ay gündüz vardiyasında haftanın 7 günü 07.00-19.00, daha sonra iş sözleşmesi feshedilene kadar gece vardiyasında 19.00-07.00 saatleri arasında çalıştığını, vardiya değişimlerinde çalışmasının 24 saat olduğunu, ayrıca hem Türkiye'nin hem de ...'nın ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen hak kazandığı işçilik alacaklarının ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının ücretinin 2.500,00 Euro olmadığını, 167.000,00 Ruble olarak belirlendiğini, bu miktardan vergi kesintisi yapıldığında ücretinin 145.000,00 ...'ye karşılık geldiğini, ücretin içinde yapmış olduğu fazla çalışmaların da yer aldığını, ... üzerinden hak kazandığı ücretlerin Euro'ya çevrilerek ödendiğini, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, süre sonunda iş sözleşmesinin ikale ile sonlandırıldığını, kendisine 11.614,53 Euro ödeme yapıldığını, davacının baskı altında yabancı dilde hazırlanan belgeleri irade fesadı ile imzaladığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının yapmış olduğu fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının puantaj kayıtları ile sabit olduğunu, hak kazandığı alacakların bordrolara yansıtılmak suretiyle kendisine ödendiğini, davacının bordroları ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığını, davacının yıllık ücretli izinlerini Türkiye'de kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarih ile dava tarihi dikkate alındığında davanın 1 yıllık süre içerisinde açıldığı, zamanaşımının söz konusu olmadığı, davacının iddiasına itibar edilerek ücretinin net 2.500,00 Euro olduğunun kabul edildiği, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, dosya kapsamındaki imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ödemeleri ek mesai ücreti adı altında bordrolarda tahakkuk ettirilmiş ise de bunlar ücretin parçası kabul edildiğinden hesaplanan tutardan mahsup edilmediği gerekçesiyle kıdem tazminatı, ücret ve yıllık ücretli izin alacağı talebi reddedilmek diğer talepler hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; fesih ve muacceliyet tarihleri itibarıyla hüküm altına alınan alacaklar yönünden zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, ücret bordrolarının incelenmesinde davacıya fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları karşılığı tahakkuk yapıldığı, ancak ücret bordrolarının gerçeği yansıtmadığı, bu hâliyle ücret bordrolarına itibar edilemeyeceği, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

 

1. Uyuşmazlığa zamanaşımı yönünden de Rus hukukunun uygulanması gerektiğini,

 

2. Rus hukukunda ihbar tazminatı bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini,

 

3. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceğini,

 

4. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini,

 

5. İmzalı ücret bordrolarına göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödendiğini

 

6. Faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık; ücretin miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile faiz başlangıç tarihi noktasındadır.

 

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

 

2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit ..., Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.

 

Somut uyuşmazlıkta davacının ... hukukuna tâbi çalışmasının sona erdiği tarihte yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır.

 

İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri belirsiz alacak davası olarak talep edilmiş olup bu alacaklar bakımından zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Buna göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi hatalıdır.

 

İhbar tazminatı yönünden ise dava, kısmi dava şeklinde açılmıştır. Davacı vekili, 29.09.2022 tarihli dilekçesi ile söz konusu talebini ıslah etmiş; davalı vekili ise yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Buna göre, ihbar tazminatı alacağı yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolmamış ise de ıslah tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu hâlde davalı tarafın ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'ine değer verilerek ıslah dilekçesi ile talep edilen ihbar tazminatı miktarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i dikkate alınmadan karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

 

3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

 

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

 

Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.

 

Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.

 

Somut uyuşmazlıkta tanık beyanlarına göre davacının günde 12 saat çalıştığı, hafta tatili gününde normal çalışma süresinin üzerinde yapılan çalışma saatinin de eklenmesiyle haftalık 26,83 saat fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hesaplanmıştır.

 

Dosya kapsamında davacı imzası taşıyan puantaj kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece puantaj kayıtlarına itibar edilmeksizin tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmıştır. Öncelikle puantaj kaydı bulunan dönem bakımından tanık beyanlarına göre dava konusu alacak taleplerinin tespit edilmesi hatalıdır. Puantaj kayıtlarının bulunduğu dönem bakımından, bu kayıtlara göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması gereklidir. Buna karşılık davacının ücreti, bordrolarında görünen ücretten farklı olarak tespit edilmiş olduğundan, dosya kapsamında yer alan ücret bordrolarındaki çıplak ücretin gerçek ücreti yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda; imzalı ücret bordrolarında yer alan tahakkuklar gerçek ücret yerine düşük ücretten yapıldığından, bu bordrolarda yazılı olan fazla çalışma saatiyle sınırlı olmak üzere ancak gerçek ücretten hesaplama yapılmalı, mevcut tahakkuklar da mahsup edilerek fazla çalışma ücreti yeniden belirlenmelidir.

 

Aynı ilke ve esaslar hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri bakımından da geçerli olup bordroda tahakkuk eden hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısına göre gerçek ücret üzerinden hesaplama yapıldıktan sonra mevcut tahakkuklar mahsup edilerek sonuca gidilmelidir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeple;

 

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

 

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

 

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Fazla Mesaide Bordro Hilesi ve Zamanaşımı

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

İş Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2025/7980

 

Karar No

2026/1070

 

Karar Tarihi

10 Şubat 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page