top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1339 E., 2026/4116 K. — Yurt Dışı Çalışmada Daha Sıkı İlişkili Türk Hukuku

 

2026/1339 E., 2026/4116 K. · 30 Nisan 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 29 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Yurt dışında çalışan işçinin alacaklarında uygulanacak hukuk, çalışma yeriyle sınırlı tutulmadı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan dönemde tarafların tabiiyeti, yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki bağları ile ücretin Türkiye'de ödenmesini birlikte değerlendirdi. Bu koşullarda daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunu belirterek yabancı hukuka dayanan ret kararını bozdu. İşçilik alacaklarının Türk hukukuna göre incelenmesi istendi; işçinin bütün talepleri doğrudan kabul edilmedi.

 

Hukuki İlke

 

Hukuk seçimi bulunmayan çalışma döneminde, sözleşmenin daha sıkı ilişkili olduğu hukuk somut bağlantı unsurları birlikte incelenerek belirlenebilir.

 

Sonuç

 

İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar kaldırıldı; Türk hukuku uygulanarak alacakların incelenmesi için ilk derece kararı bozuldu. Dosya İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneği Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — m. 24, 27/1, 27/2, 27/4
    Hukuk seçimi, mutad işyeri ve daha sıkı ilişkili hukuk ile tarihsel uygulanma tartışması.

  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — m. 153/1, 153/5
    İptal kararının kesinliği ve geriye yürüme yasağı.

  • 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun — m. 18
    5718 sayılı Kanunun 27. maddesini değiştiren hüküm; Daireye göre maddi hukuka ilişkin bu değişiklik yalnız yürürlüğünden sonra ortaya çıkan olgu ve ilişkilere uygulanabilir.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2024/1636 E., 2025/2551 K.

 

DAVA TARİHİ : 30.09.2021

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi

 

SAYISI : 2021/644 E., 2024/324 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı ... Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti. (Şirket) işçisi olarak asıl işvereni davalı Şirketin olduğu ... 23.03.2016-14.07.2016 tarihleri arasında dış cephe montaj ustası olarak çalıştığını, ücretin 2.200,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin haksız, mesnetsiz ve bildirimsiz feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirket nezdinde herhangi bir çalışması bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre yargılama yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirketin zamanaşımı def'inde bulunduğu, dosya kapsamında bulunan ... İş Kanunu'nun 99. maddesinin; "Maaş, tazminat, ikramiye, komisyon ve çeşitli hizmet ödemelerinin veya bu hizmetlere dair tazminatların ödenmesine ilişkin dava bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı, maaş veya ek ödemelerin ödenmesi gereken tarihten itibaren başlar. Zamanaşımı, işçinin iş teftiş hizmetleri nezdinde ücretlerinin ödenmesine ilişkin sözlü veya yazılı talepte bulunması veya süresi dolmamış karar, ikrar beyanı, yükümlülük veya mahkeme celbi bulunması halinde kesintiye uğrar." şeklinde düzenlendiği, zamanaşımı süresinin 15.07.2016 tarihi itibarıyla işlemeye başladığı, 30.09.2021 olan dava tarihi itibarıyla 1 yıllık sürenin geçtiği ve davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, davanın 4 yıl 9 ay 15 gün sonra açıldığı ve sürenin kesildiği hususunda delil sunulmadığı belirtilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, fesih tarihi ve emsal Yargıtay kararları dikkate alındığında davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de yerinde olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

 

2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davalı müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı ve vekâlet ücretine ilişkindir.

 

Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.

 

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.

 

Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.

 

Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.

 

Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.

 

Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.

 

İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.

 

Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü Kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.

 

Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, asıl işveren davalının ... ülkesinde bulunan şantiyesinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyesinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.

 

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; davacının, 23.03.2016-14.07.2016 tarihleri arasında hukuk seçimi anlaşması bulunmadan davalı Şirketin ... ülkesindeki işyerinde çalıştığı, davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile işçinin tâbi olduğu ... sistemi ve ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında çalışma döneminin tamamı için daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.

 

Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

 

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

 

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,

 

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Yurt Dışı Çalışmada Uygulanacak Hukuk

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Yabancı İş Hukukunda Zamanaşımı ve Dönem Ayrımı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Yurt Dışı İşçilikte Dönemlere Göre Uygulanacak Hukuk

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Yurt Dışı Çalışmada Mutat İşyeri Hukuku

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihat Arama

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2026/1339

 

Karar No

2026/4116

 

Karar Tarihi

30 Nisan 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı İçtihat Arama

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page