top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Yurt Dışı Çalışmada Mutat İşyeri Hukuku

 

2026/1199 E., 2026/2117 K. · 9 Mart 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 31 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

Yurt dışında çalışan işçinin alacaklarına, hukuk seçimi yoksa her durumda Türk hukuku mu uygulanır? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kural olarak işin mutat olarak yapıldığı ülkenin hukukunun uygulanacağını; ücretin elden ödendiği, Türkiye'de prim yatırılmadığı ve sözleşmenin o ülke hukuku gözetilerek yapıldığı bu dosyada Türk hukukunun daha sıkı ilişkili sayılamayacağını belirtti. Bölge adliye mahkemesi, işverenin Türkiye'de kurulu olması, işçinin Türkiye'de işe alınması ve yaşamının ağırlık merkezinin burada bulunması gibi nedenlerle Türk hukukunu uygulamıştı. Daire, davalının sorumluluğunun da eksik araştırıldığını belirterek kararı oy birliğiyle bozdu.

 

Hukuki İlke

 

Daire, hukuk seçimi yapılmayan iş sözleşmesine kural olarak işin mutat olarak yapıldığı yer hukukunun uygulanacağını; ücretin elden ödendiği, işçi adına Türkiye'de sigorta primi ödenmediği ve sözleşmenin çalışılan ülke hukuku gözetilerek yapıldığı bu dosyada Türk hukukunun daha sıkı ilişkili hukuk olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirdi.

 

Sonuç

 

Daire, bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu. Dosya kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Dosyaya Etkisi

 

Bölge adliye mahkemesi, davalı ile dava dışı şirketin ortaklarını gösteren ticaret sicil kayıtlarını getirterek davalının sorumluluğunu belirleyecek ve alacakları işin yapıldığı ülkenin hukukuna göre değerlendirecek.

 

İlgili Mevzuat

 

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — m. 27/2, 27/4
    Dairenin, hukuk seçimi bulunmayan sözleşmede mutat işyeri hukukunu kural, daha sıkı ilişkili hukuku istisna sayarken dayandığı hükümler.

Bu bölümde karar metninde atıf yapılan hükümler gösterilmiştir. Kararda anılan hüküm, bugün yürürlükte olan metinle aynı olmayabilir.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2021/2530 E., 2025/2476 K.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi

 

SAYISI : 2017/448 E., 2021/346 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ve Şirketin bağlı bulunduğu gruba ait ..'daki şantiyelerinde 04.07.2011-26.11.2015 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin toplu işten çıkartılma sırasında gerekçe gösterilmeden davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkiline işten çıkış belgesi ve ibraname gibi birtakım evrak zorla imzalatılmak suretiyle iş sözleşmesi feshedilerek bir miktar tazminat ve ücret ödendiğini, müvekkilinin son ücretinin 1.800,00 USD olduğunu, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ../.. kanunlarına göre kurulmuş olan ve .. kanunlarına tâbi olan .. .. .. kayıtlı olan Yol-Su-Enerji .. Şirketinde çalıştığını, .. kanunlarına göre kurulmuş ve ..'da faaliyet gösteren ve müvekkili ile hiçbir bağı bulunmayan başka bir şirkete karşı Türk mahkemelerinde dava açılmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalan iş sözleşmesi gereği Emek Mecellesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin bütün hakları ödenerek feshedildiğini, davacının ücret ödeme pusulalarını herhangi bir itirazı kayıt sunmadan imzalaması sebebiyle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağı taleplerinin reddi gerektiğini, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada bulunan yurda giriş çıkış dökümünden davacının Türkiye’de bulunduğu sürelerin hesaplandığı, davalı işverenin davacının iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğine dair dosyaya herhangi bir bilgi, belge, delil sunmadığı, dinlenen davacı tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının hak kazanmış olduğu ihbar tazminatının kanuna uygun olarak hesaplandığı, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisindeki iş sözleşmesinin incelenmesinde, işveren isminin .. Şirketi olarak belirtildiği ancak dosya içerisinde bulunan . Antetli iç yazışma ile tüm GMK birimlerine yazılan 26.08.2009 tarihli, çalışan Türk işçilerinin çıkışlarına ilişkin yazının incelenmesinde, davacı işçiyi yurt dışında çalıştıran firmanın davalı Şirket olduğu, ayrıca davalı tanık beyanlarının istinabe yoluyla alınan ifadelerinde davalı Şirketin danışman firma olarak .. Şirketine hizmet verdiğini belirttikleri, davacının bu şekilde çalıştırıldığı, husumet itirazının yerinde olmadığı, görev ve yetki itirazının yerinde olmadığı, davalı işyerinin Türk kanunlarına göre, Türkiye'de kurulmuş bir işyeri olup davacı işçinin hayatını idame ettirdiği, hayatının ağırlığının bulunduğu mutad yerin Türkiye olduğu, davalı Şirket tarafından Türkiye'de işe alınıp yurt dışına götürüldüğü, Anayasa Mahkemesinin kararı da göz önüne alındığında uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, istinabe evrakları geldikten sonra dosyanın ek rapora gönderildiği ve bilirkişi ek raporu alındığı, davalı tarafın ücret miktarına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği, bunun neticesinde davacıya emek hakkı adı altında 8.000,00 USD ödeme yapıldığı, bu ödemenin iş sözleşmesinin feshine karşılık olarak yapıldığı ve Yargıtay içtihatları da göz önüne alınarak kıdem tazminatından ve bakiyesinin ihbar tazminatından mahsup edilmesinin yerinde olduğu, iş sözleşmesinin fesih tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplama yapılmasının usul, kanun ve Yargıtay içtihatları gereği olduğu, mevcut delil durumu değerlendirildiğinde, Mahkemece belirlenen %30 indirimin dosya içeriği ile uyumlu olduğu, faizin dava tarihinden itibaren uygulanması gerektiği, yargılama giderlerinin davacı aleyhine hatalı hesaplandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

 

1. Davanın Türk mahkemelerinin görev ve yetkisi açısından reddi gerektiğini,

 

2. Uyuşmazlığa .. hukukunun uygulanması gerektiğini,

 

3. Müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının çalıştığı .. Şirketi ile müvekkili Şirket arasında herhangi bir bağ söz konusu olmadığını, husumet ve organik bağ açısından öncelikle ortaklık yapısı ve sorumlulukların araştırılması gerektiğini,

 

4. Yazılı belgeler karşısında sadece tanık beyanlarına göre ücret tespiti yapılmasının hatalı olduğunu,

 

5. Davacının ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını,

 

6. Yazılı belge ve kayıtlar ve itirazı kayıt içermeyen ücret pusulaları karşısında davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarını soyut tanık anlatımları ile değil yazılı belge ve kayıtlarla ispatlaması gerektiğini, kış dönemi dışlanarak hesaplama yapılması gerektiğini,

 

7. Azerbaycan İş Kanunu'na göre ulusal ... ve genel tatil günlerine denk gelen aylarda tahakkukların ve ödemelerin yapıldığını,

 

8. Hesaplamalarda esas alınan kurun hatalı olduğunu,

 

9. Yapılan ödemelerin dışlanması, mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık, husumet ve buna bağlı olarak davalının, davacının işçilik alacaklarından sorumlu tutulup tutulmayacağı, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun belirlenmesi, alacakların ispatı ile hesaplanmasına ilişkindir.

 

1. Taraflar arasında davalı Şirkete husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

 

Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir.

 

Grup şirketleri veya holdingler bünyesinde yer alan çalışmalar açısından; çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında grubun başka şirketlerine hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan bu şirketler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Sadece şirketler arasında organik bağdan söz edilerek işçilik alacaklarından aralarında bağlantı bulunan işverenlerin birlikte sorumluluğuna gidilmesi veya birden fazla şirkette geçen çalışmalar için sadece bir şirketin sorumluluğunun yeterli görülmesi mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki aynı gruba ait olan şirketlerin aralarında organik bağ bulunması olağandır. İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında, kural olarak aynı gruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün olmaz. Bu gibi durumlarda işçilik alacaklarının hesabında, hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, iş sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi veya birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.

 

Türk uyruklu kişilerin yabancı ülkelerde o ülke vatandaşları ya da şirketleriyle birlikte kurdukları şirketler aracılığıyla aldıkları işler kapsamında çalıştırdıkları Türk işçilerinin alacaklarından yabancı kişinin şirketteki pay durumuna göre Türk firmasının sorumluluğunun irdelenmesi gerekir. Yurt dışında kurulan firmanın hâkim ortağı Türk firması ise yurt dışında bu işyerinde çalıştırılan işçiler yönünden hâkim ortağın sorumluluğuna gidilmesi mümkündür. Yabancı kişinin ortaklığı; gerçek bir ortaklık olmayıp o ülkede iş yapabilmek amacıyla salt bir formalitenin yerine getirilmesinden ibaret ise işçilik alacaklarına karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmak hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Bu durumda Türk firmasının sorumluluğu söz konusu olur.

 

Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından davacının davalı Şirket ve Şirketin bağlı olduğu gruba ait ..'daki şantiyelerde 04.07.2011-26.11.2015 tarihleri arasında çalıştığı ileri sürülmüş olup davalı vekilince davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığı gerekçesiyle husumet itirazında bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi kararında davalı Şirket dava konusu alacaklardan sorumlu tutulmuş ise de bu hususta bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içerisindeki iş sözleşmesinin incelenmesinde, işveren isminin .. Şirketi olarak belirtildiği ancak dosya içerisinde bulunan .. Antetli iç yazışma ile tüm GMK birimlerine yazılan 26.08.2009 tarihli çalışan Türk işçilerinin çıkışlarına ilişkin yazının incelenmesinde, davacı işçiyi yurt dışında çalıştıran firmanın davalı .. Şirketi olduğu, ayrıca davalı tanıklarının istinabe yoluyla alınan ifadelerinde, .. Şirketinin danışman firma olarak .. Şirketine hizmet verdiğinin belirtildiği, davacının da bu şekilde çalıştırıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalının husumet itirazının yerinde olmadığı belirtilmiştir. Ne var ki yapılan araştırma eksik olup hüküm kurmaya elverişli değildir.

 

Öncelikle davalı Şirketin ve dava dışı bahsi geçen Şirketin ortaklarını gösterir ticaret sicil kayıtları yöntemince temin edilmelidir. Bu eksiklikler giderildikten sonra açıklanan ilkeler doğrultunda davacının iddiası değerlendirilip sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi yerine, deliller tam olarak toplanmadan eksik inceleme ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

 

2. Diğer yandan belirtmek gerekir ki tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.

 

Somut uyuşmazlıkta, davacı davalının ..'da bulunan şantiyesinde çalıştığını iddia etmiş olup davalı tarafça süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde somut uyuşmazlığa .. hukukunun uygulanması gerektiği savunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta davacı ile .. Şirketi arasında iş sözleşmesi imzalanmış ise de sözleşmede hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmış; Bölge Adliye Mahkemesince de davalı işyerinin Türk kanunlarına göre, Türkiye'de kurulmuş bir işyeri olup davacı işçinin hayatını idame ettirdiği, hayatının ağırlığının bulunduğu mutad yerin Türkiye olduğu, davalı Şirket tarafından Türkiye'de işe alınıp yurt dışına götürüldüğü, Anayasa Mahkemesi kararı da göz önüne alındığında uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

 

Ne var ki tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir.

 

Somut uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, davacının ücretinin elden ödendiği, davacı adına Türkiye'de sigorta primi ödenmemiş olması ve iş sözleşmesinin .. hukuku gözetilerek yapılmış olması dikkate alındığında; mutad işyeri hukuku olan .. hukukuna nazaran daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunun kabulü de isabetli olmamıştır. Uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan .. hukukunun uygulanması gerekir.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

 

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yurt Dışı Ücretinin Brüte Çevrilmesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Yurt Dışı Çalışmada Daha Sıkı İlişkili Türk Hukuku

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Yurt Dışı Çalışmada Daha Sıkı İlişkili Hukuk

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihatlar

İş Hukuku

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2026/1199

 

Karar No

2026/2117

 

Karar Tarihi

9 Mart 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı Mevzuat ve İçtihat Programı

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page