top of page

Ana Sayfa › İçtihatlar

 

İŞ HUKUKU  ·  BOZMA

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1492 E., 2026/3949 K. — Gerçek Ücretin Belirlenmesinde Banka Ödemeleri ve Fazla Çalışma

 

2026/1492 E., 2026/3949 K. · 28 Nisan 2026

 

İçerik Sorumlusu: Av. Mete ŞAHİN · Son Güncelleme: 28 Ekim 2026

 

Kararın Özeti

 

İşçilik alacakları davasında mahkeme, şirket yetkilisinin banka hesabından yapılan ek ödemeleri de aylık ücretin parçası saymıştı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu ödemelerin fazla çalışma karşılığı olduğunu gösteren tanık anlatımlarını ve bordrolarla uyumlu banka kayıtlarını değerlendirdi. Fazla çalışma ödemelerinin temel ücret hesabına katılmasını hatalı buldu. Ayrıca önceki dönemin çalışma bitiş saatinin delillere göre düzeltilmesini istedi. Alacak hesaplarının bu esaslarla yeniden yapılması için hüküm bozuldu; bütün işçilik talepleri reddedilmedi.

 

Hukuki İlke

 

Banka hesabına gelen ödemenin ücret veya fazla çalışma karşılığı olduğu ayrıştırılmalı; aynı kayıtlar temel ücret hesabına nitelikleri gözetilerek yansıtılmalıdır.

 

Sonuç

 

İstinaf kararı kaldırıldı; ücretin belirlenmesi ve fazla çalışma hesabındaki hatalar nedeniyle ilk derece hükmü bozuldu. Dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneği kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.

 

Kararın Tam Metni

 

Aşağıdaki metin, kararın resmî kaynaktaki metnidir.

 

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

 

SAYISI : 2025/2610 E., 2025/3137 K.

 

DAVA TARİHİ : 04.02.2021

 

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 5. İş Mahkemesi

 

SAYISI : 2024/379 E., 2025/188 K.

 

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

 

I. DAVA

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 15.11.2017-02.12.2020 tarihleri arasında kaynak ustası olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 4.500,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca haftanın 7 günü 08.30-22.00 saatleri arasında çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, 2019 yılı Ekim ayından fesih tarihine kadar ücret alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

 

II. CEVAP

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin 02-03-04.12.2020 tarihlerindeki devamsızlığı nedeniyle müvekkilince haklı nedenle sona erdirildiğini, işyerinde elden ödeme bulunmadığını, davacının ücrete ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının hak kazandığı tüm alacaklarının banka aracılığıyla ödendiğinin sabit olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

 

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.12.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 15.11.2017-02.12.2020 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, son ücretinin aylık 4.500,00 TL olduğu, davacının devamsızlık tutanaklarından önce davalıya iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiği yönünde ihtar çektiği, davacı tanıklarının da davacının alacaklarını istemesi nedeni ile iş sözleşmesinin davalı tarfça feshedildiğini beyan etmeleri ve davacının eksik ücret alacağının bulunması karşısında iş sözleşmesinin davalı işverence haklı neden olmadan feshedildiği bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının işyerinde fazla çalışma yaptığı, bir kısım hafta tatiller ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, söz konusu çalışmalarının karşılığı ödenmediği gibi davacının ödenmeyen bakiye ücret ile yıllık izin ücreti alacaklarının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

IV. İSTİNAF

 

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki kayıt ve belgeler ile davacı tanıklarının davacının alacaklarını istemesi nedeni ile iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini beyan etmeleri, davacının noter kanalı ile işverene karşı düzenlediği ihtarnamenin tarihi ve içeriği ile devamsızlık tutanaklarının niteliği itibarıyla işveren tarafından her zaman düzenlenebilecek tutanaklar olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği, ispat yükü kendisinde olan işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat edilemediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı; davacının yaptığı işin niteliği, dinlenen tanık beyanları, emsal ücret araştırmasının sonucu ve davacının beyanı ile uyumlu olarak banka hesap hareketlerinde davacıya Y.B. tarafından ek ücretlerin ödenmiş olması birlikte dikkate alındığında, Mahkemece davacının tespit edilen aylık ücretinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacıya bakiye ücret alacağının ödendiğinin, bakiye yıllık izninin kullandırıldığının yahut ücretinin ödendiğinin usulünce ispat edilemediği, dinlenen tanık beyanları ile davalı işyerinde fazla çalışma yapıldığının, hafta tatilleri ile bir kısım genel tatil günlerinde çalışıldığı hususlarının ispatlandığı; ancak söz konusu çalışmaların karşılıklarının ödendiğinin işveren tarafından kanıtlanamadığı, davacı tanıklarının davalı işyerinde hangi dönemlerde çalıştıklarını açıkça beyan ettikleri, bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

 

V. TEMYİZ

 

A. Temyiz Sebepleri

 

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

 

1. İş sözleşmesinin davacının mazeretsiz ve bildirimsiz devamsızlığı sebebiyle haklı nedenle sona erdirildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının reddi gerektiğini,

 

2. Davacının aylık ücret miktarının hatalı belirlendiğini, bordrolar ve banka kayıtlarının dikkate alınası gerektiğini,

 

3. Davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını, tahmini hesaplamalarla yapılan fazla çalışma ücretinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu; ayrıca davacı tanıklarının hizmet döküm cetvellerinin dosya arasına alınarak davacıyla hangi dönemlerde birlikte çalıştığının tespiti ile buna göre söz konusu alacakların hesabı gerektiğini, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu,

 

4. Yıllık izinlerin davacı tarafından kullanıldığını,

 

5. Davacının ödenmeyen ücret alacağının da bulunmadığını,

 

6. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

 

B. Değerlendirme ve Gerekçe

 

Uyuşmazlık, davacının aylık ücretinin miktarı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, bakiye ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.

 

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

 

2. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça ücretin aylık net 4.500,00 TL olduğu, bordroların gerçek ücreti yansıtmadığı, aylık ücretinin bir kısmının doğrudan davalı tarafça bankaya yatırıldığı, bakiyesinin ise Şirket müdürü olan Y.B. tarafından yine bankaya ödendiği iddia olunmuştur. Görüldüğü üzere, dava dilekçesinde ücretin elden ödendiğine ilişkin herhangi bir iddia yer almamaktadır. Davalı ise işyerinde elden ödeme bulunmadığını, davacının ücrete ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ücretin bordrolarda belirtilen miktar kadar olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, tanık beyanları, emsal ücret verileri ve davacının beyanı ile uyumlu olarak banka hesap hareketlerinde davacıya Y.B. tarafından yapılan ek ücret ödemeleri birlikte değerlendirilerek davacının son aylık net ücretinin 4.500,00 TL olduğu yönündeki iddiasını ispatladığı kabul edilmiştir.

 

Dosya kapsamında dinlenilen davacı tanıkları da işyerinde ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığını beyan etmişlerdir. Davacı tanığı Z.I. "..Akdin feshinde davacı 4.500,00 TL civarında net ücret alıyordu, maaşların bir kısmı şirket hesabından bir kısmı da muhasebecinin hesabından banka aracılığıyla ödenirdi. ... Fazla çalışma ücretleri banka aracılığıyla ödenirdi. Benim döneminde ben bankadan aldım ancak önceki dönemlerde elden ödeme de olmuş.."; davacı tanığı B.K. "Akdin feshinde davacının net maaşını bilemiyorum ancak ikizim de usta olduğu için maaşlarımız aynı olabilir ben ayrıldığımda 4.500,00 TL civarında net ücret alıyordum, maaşların bir kısmı şirket hesabından bir kısmı da muhasebecinin hesabından banka aracılığıyla ödenirdi."; davacı tanığı M.K. ise "Akdin feshinde davacının ortalama 4.500,00 ya da 4.500,00 TL nin üzerinde maaş alıyor diye biliyorum. Maaşın tamamı bankaya yatardı. ... fazla mesailerimiz de muhasebeci Y. B. tarafından onun adına maaştan sonra yatırılırdı," şeklinde açıklamalarda bulunmuşlardır. Davalı tanıkları da ücretin bankaya yatırıldığını ifade etmişlerdir.

 

Davacı tanığı M.K. beyanına göre Y.B. tarafından yatırılan ödemelerin fazla çalışma ücretine ilişkin olduğu sabit olup davacıya ait banka hesap hareketlerinin incelenmesinde de, davacının geçmiş dönem ücretine ilişkin farklı bir iddiası da bulunmadığı dikkate alındığında, aylık ücretinin Y.B. tarafından yapılan ödemenin dâhil edilmesi hâlinde dahi 4.500,00 TL'yi bulmadığı anlaşılmaktadır. İmzasız ücret bordroları ile banka kayıtları uyumlu olup davacının ücretinin eksik ödendiği yolunda bir iddiasının bulunmadığı 2019 yılı Ekim ayı öncesi dönemde dahi iddiasını ispata yarar bir ödeme kaydı bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla davacının aylık ücretinin bordrolarda belirtilen miktarlar kadar kabul edilmesi ve işçilik alacaklarının buna göre hesaplanması gerekirken son ücretinin net 4.500,00 TL olarak kabul edilmesi ve işçilik alacaklarının buna göre hesaplanması hatalı olmuştur.

 

Kabule göre de, davacının bakiye ücret alacağı hesaplanırken de davacının beyanından hareketle, 2019 yılı Ocak ayı ile Eylül ayı arasında ücretinin eksiksiz ödendiği, bu aylarda yapılan tüm ödemelerin ortalamasının net 3.205,67 TL olduğu kabulü ile hesaplamalar yapılmıştır. Belirtmek gerekir ki, bu döneme ilişkin imzasız ücret bordroları ile banka kayıtları dikkate alındığında söz konusu ödemelerin içinde fazla çalışma ücreti tahakkuklarının da yer aldığı anlaşılmakta olup ortalama aylık ücret miktarının tespitinde fazla çalışma ücretlerinin de dâhil edilmesi hatalı olmuştur.

 

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

 

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

 

Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.

 

Somut olayda, davacı taraf haftanın 7 günü 08.30-22.00 saatleri arasında çalıştığını ileri sürmüş olup İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanığı Z.I'nın farklı bölümde çalışması sebebiyle görgüye dayalı bilgi sahibi olmadığından hareketle onun dışındaki diğer tanık beyanları dikkate alınarak davacının 2020 yılına kadar üç hafta tatilinin ikisinde çalıştığı kabulü ile iki hafta süresince haftanın 4 günü 08.30-22.00, haftanın 3 günü 08.30-18.30 saatleri arasında; bir hafta süresince ise haftanın 4 günü 08.30-22.00, 2 günü 08.30-18.30 saatleri arasında çalıştığı; 2020 yılı itibarıyla ise de bir hafta süresince haftanın 3 günü 08.30-21.00, diğer 3 günü 08.30-18.30 saatleri arasında; diğer hafta haftanın 3 günü 08.30-21.00, 2 günü 08.30-18.30 saatleri arasında çalıştığı kabulü ile hesaplama yapılmıştır.

 

Ancak davacının 2020 yılı ve sonrası çalışma dönemi bakımından kabul edilen çalışma saatlerinde isabetsizlik bulunmamakta ise de, dosya kapsamında dinlenilen davacı tanığı M.K. beyanı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davacının 2020 yılına kadar olan çalışmalarında mesaisinin 22.00'ye kadar değil; 21.30'a kadar devam ettiğinin kabulünün dosya kapsamına daha uygun olacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının 2020 yılına kadar olan çalışmaları bakımından iki hafta süresince haftanın 4 günü 08.30-21.30, haftanın 3 günü 08.30-18.30 saatleri arasında; bir hafta süresince ise haftanın 4 günü 08.30-21.30, 2 günü 08.30-18.30 saatleri arasında çalıştığı kabulü ile hesaplama yapılmalıdır.

 

VI. KARAR

 

Açıklanan sebeplerle;

 

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

 

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

 

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

 

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

 

28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Benzer Kararlar

 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Fazla Çalışmada Bordro ve Saat Hesabı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — İmzasız Bordroda Ödeme Mahsubu

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — Gerçek Ücret, İndirim ve Mahsup

Tüm İş Hukuku Kararları ›

 

İlgili Sayfalar

 

İçtihat Arama

 

Benzer bir uyuşmazlıkla ilgili görüşmek isterseniz iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Özet ve açıklamalar site tarafından hazırlanmıştır; karar metni resmî kaynaktan alınmıştır.

 

KARAR KÜNYESİ

 

Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

 

Esas No

2026/1492

 

Karar No

2026/3949

 

Karar Tarihi

28 Nisan 2026

 

Oy Durumu

Oy birliği

 

Resmî Kaynak

Adalet Bakanlığı İçtihat Arama

 

HUKUKİ DESTEK

Av. Mete ŞAHİN Hukuk Bürosu

 

Bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir; kendi dosyanızın değerlendirilmesi için büroyla iletişime geçebilirsiniz.

Işınlar Mah. İvedik Cad. No: 116/1, Yenimahalle/Ankara

 

0552 725 25 18

WhatsApp ile Yazın

İletişim ve Yol Tarifi

 

ÇALIŞMA ALANLARI

İş Hukuku Davaları

Tüm Çalışma Alanları ›

 

HESAPLAMA ARAÇLARI

İşçilik Alacakları Hesaplama

Tüm Hesaplama Araçları ›

bottom of page