E-Ticarette Aracı Hizmet Sağlayıcı Sorumluluğuna İlişkin AYM Kararı
- Av. Mete ŞAHİN

- 7 Haz
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 8 Ağu

Anayasa Mahkemesi, 12/02/2026 tarihli ve E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararıyla, e‑ticaret pazar yerlerinin tüketiciye karşı sorumluluğu bakımından çok önemli bir iptal kararı verdi. Karar, 02/06/2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Ancak en başta altı çizilmesi gereken nokta şudur: iptal hükümleri hemen yürürlüğe girmedi; AYM, yürürlüğü Resmî Gazete yayımından başlayarak dokuz ay erteledi. Bu nedenle bugün itibarıyla doğru hukukî tablo, “iptal kararı var ama geçiş süreci devam ediyor” şeklindedir.
İnternetten alışveriş yapan vatandaş açısından bu kararın önemi büyüktür. Çünkü uyuşmazlık, elektronik ticaret yoluyla satın alınan ayıplı mal nedeniyle açılan ve manevi tazminat talebini de içeren bir davadan çıktı. AYM, bu çerçevede özellikle tüketicinin pazar yeri platformuna karşı ne ölçüde korunabildiği sorusuna odaklandı.

1. Bu Karar Hangi Tarafları İlgilendiriyor?
Karar; internet üzerinden mal veya hizmet alınan, satıcı ile tüketicinin fiziksel olarak karşı karşıya gelmediği mesafeli sözleşmeleri ve bu sözleşmelere aracılık eden elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarını ilgilendiriyor. AYM kararında aracı hizmet sağlayıcı, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamı sağlayan gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanıyor. Başka bir ifadeyle, halk arasında “pazar yeri”, “platform” veya “alışveriş uygulaması” diye bilinen yapılar bu tartışmanın merkezindedir.

2. AYM Tam Olarak Neyi İptal Etti?
AYM iki ayrı noktada iptal kararı verdi. Birincisi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.48/6(d) içinde yer alan “…ile 11 inci…” ibaresidir. Bu ibare, aracı hizmet sağlayıcının ayıplı mala ilişkin m.11’deki tüketici haklarının kullanımı bakımından sorumsuz kalmasına yol açıyordu. İkincisi ise 6563 sayılı Kanun m.9/1 hükmüdür; ancak burada iptal, hükmün tamamı bakımından değil, yalnızca “tüketici sözleşmeleri” yönünden verilmiştir. Yani karar, bütün elektronik ticareti tek kalemde yeniden yazmamış; belirli bir sorumsuzluk alanını, belirli bir kapsamda iptal etmiştir.
Bu noktada bir ayrımı ayrıca vurgulamak gerekir. 6502 sayılı Kanun’daki aynı bentte 11. ve 15. madde birlikte geçse de, somut dava ayıplı mala ilişkin olduğu için AYM, ayıplı hizmete ilişkin 15. madde yönünden inceleme yapmadı. Dolayısıyla bu kararın “ayıplı hizmete ilişkin bütün sorunları da aynı anda çözdüğü” söylenemez.
3. Karardan Önce Hukukî Durum Neydi?
Karardan önce de aracı hizmet sağlayıcıların hiçbir yükümlülüğü yok değildi. 6502 sayılı Kanun m.48 kapsamında, platformların tüketici taleplerini iletmeye ve takip etmeye elverişli bir sistem kurması; işlem kayıtlarını tutması; bazı bilgilendirme ve ispat yükümlülüklerinden sorumlu olması zaten öngörülüyordu. Yine satıcı adına bedel tahsil ettikleri bazı durumlarda teslim, ifa ve cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerde de müteselsil sorumluluk vardı. Ancak aynı bentte, ayıplı mala ilişkin 11. madde haklarının kullanımı bu sorumluluk alanının dışında bırakılmıştı.
Oysa 6502 sayılı Kanun m.11’e göre tüketici, malın ayıplı olduğunun anlaşılması hâlinde sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim haklarından birini kullanabilir.

Tüketici bu seçimlik haklardan biri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminat da talep edebilir. Buna rağmen iptal öncesi sistemde, aracı hizmet sağlayıcısı bedeli tahsil etmiş olsa bile bu m.11 hakları bakımından doğrudan sorumlu sayılmıyordu.
4. AYM, E-Ticaret Pazar Yerlerinin Sorumsuzluk Kuralını Neden İptal Etti?
AYM’nin asıl gerekçesi, tüketicinin korunması ile aracı hizmet sağlayıcının mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengenin tüketici aleyhine bozulmuş olmasıdır. Mahkeme, aracı hizmet sağlayıcılara tanınan geniş sorumsuzluk alanının, özellikle satıcıya veya sağlayıcıya ulaşılamayan durumlarda tüketiciyi korumasız bırakabileceğini vurguladı. Bu nedenle kuralların, devletin hem mülkiyet hakkını koruma hem de tüketiciyi koruma yönündeki pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaştı.
Kararın belki de en önemli cümlesi şudur: Mahkeme, aracı hizmet sağlayıcının her zaman yalnızca “pasif teknik aracı” olmadığını kabul etti. Karara göre bazı platformlar sadece iletişim kurmayı sağlamaz; kimi durumlarda satılan mal veya sunulan hizmet hakkında bilgi sahibi olabilir, hatta bunlar üzerinde kontrol sahibi hâle gelebilir. AYM bu tür aktörleri “aktif aracı hizmet sağlayıcı” olarak nitelendirdi ve karşılaştırmalı hukukta “güvenli liman” yaklaşımının esasen teknik, otomatik ve pasif platformlar için kabul edildiğini belirtti.

Başka bir ifadeyle AYM, e-ticaret pazar yerlerinin her durumda yalnızca “teknik aracı” gibi görülerek tüketiciye karşı tamamen sorumsuz bırakılmasını doğru bulmamıştır. Platformun ürün bilgisi, listeleme, ödeme, teslimat veya başvuru süreçlerinde aktif rol üstlendiği hâllerde, tüketicinin korunması bakımından aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle satıcıya ulaşılamayan veya satıcının tüketici talebini karşılamadığı durumlarda, tüketicinin ayıplı mal nedeniyle uğradığı zararı telafi edememesi önemli bir risk oluşturur. AYM kararının tüketici hukuku ve e-ticaret pazar yeri sorumluluğu bakımından asıl önemi de bu noktadadır.
5. Karar Bugün Neyi Değiştirdi, Neyi Değiştirmedi?
Bu karar, bugün itibarıyla “artık bütün pazar yerleri her olayda kesin olarak davalıdır” anlamına gelmez. Çünkü AYM bir yandan iptali belirli alanlarla sınırlı tuttu, diğer yandan iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay erteledi. Bu nedenle geçiş döneminde hem mevcut yasal metnin uygulanması hem de kararın etkisinin dosya bazında tartışılması gündemde olacaktır. En doğru yaklaşım, her somut olayın tarihine, sözleşme türüne, ayıbın niteliğine ve davanın hangi aşamada olduğuna ayrı ayrı bakmaktır.
Buradan çıkan pratik sonuç şudur: Bugün itibarıyla vatandaşın elinde çok önemli bir anayasal karar vardır; ancak bu karar henüz “otomatik sonuç doğuran sihirli anahtar” değildir. Özellikle 2 Mart 2027’ye kadar kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapması da mümkündür. AYM’nin yürürlüğü erteleme gerekçesi zaten bu alanda doğacak hukukî boşluk kaygısına dayanmaktadır.
6. Vatandaş Bugün Ne Yapmalı?
İnternetten alınan bir ürün ayıplı çıktıysa, yalnızca ürünü geri göndermek veya uygulama içinden kısa bir şikâyet açmakla yetinilmemelidir. Sipariş özeti, ilan ekran görüntüsü, ürün açıklaması, fatura/e‑fatura, teslim ve kargo kayıtları, platform içi yazışmalar, satıcı bilgileri ve varsa iade/şikâyet numaraları mutlaka saklanmalıdır. Çünkü mevcut sistemde bile aracı hizmet sağlayıcının tüketici taleplerinin iletilmesi ve takip edilmesi için sistem kurma, işlem kayıtlarını tutma ve istenildiğinde bu bilgileri verme yükümlülüğü vardır. Bu nedenle belge disiplini, bu tür uyuşmazlıklarda çok önemlidir.

Ayrıca ayıplı mal iddiasında hangi hakkın kullanılacağı da baştan netleştirilmelidir. Tüketici bazı dosyalarda bedel iadesi ister, bazı dosyalarda değişim veya onarım ister. Karar metninde de görüldüğü üzere, 6502 sayılı Kanun m.11’deki seçimlik haklar ile birlikte tazminat talebi de gündeme gelebilir. Ancak bunun her olayda otomatik kabul edileceği söylenemez; somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
7. Karşıoy Ne Diyor?
Kararda bir de karşıoy vardır. Karşıoy sahibi üye, mevcut hukuk düzeninde tüketicinin zaten tamamen korumasız olmadığını; bazı hâllerde üretici, ithalatçı ve aracı hizmet sağlayıcının da sorumluluk zincirine dâhil olabildiğini savundu. Karşıoy yazısında ayrıca, genişletilmiş sorumluluğun platform maliyetlerini artırabileceği, bunun da sonunda satıcıya ve tüketiciye daha yüksek fiyat olarak yansıyabileceği ifade edildi.
Karşıoyda dikkat çeken bir diğer nokta, mevcut içtihat uygulamasında da bazı durumlarda platformların sorumluluğuna gidildiği yönündeki vurgudur. Bu çerçevede karşıoy yazısı, Yargıtay 13. HD., E.2017/5834, K.2018/12148, 14/12/2018 ve Yargıtay 11. HD., E.2022/3467, K.2022/6446, 29/9/2022 kararlarına atıf yapmaktadır. Denge bakımından bu görüş önemlidir; ancak çoğunluk görüşü, tüketici lehine anayasal korumanın daha güçlü kurulması gerektiği yönünde olmuştur.
8. Sonuç
Sonuç olarak AYM, E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararıyla e‑ticaret pazar yerleri lehine kurulmuş bulunan geniş sorumsuzluk alanını, en azından tüketici sözleşmeleri bakımından anayasal denetime tabi tuttu ve iki önemli iptal kararı verdi. Bu karar, özellikle ayıplı mal, satıcıya ulaşılamaması, platformun aktif rolü, kaybolan tüketici başvuruları ve tazminat hakkı bakımından yeni bir dönemin habercisidir. Ancak aynı ölçüde önemli olan ikinci gerçek de şudur: karar bugün itibarıyla hemen yürürlükte değildir. Bu nedenle Ankara’da veya Türkiye’nin başka bir yerinde internetten alışveriş nedeniyle hak kaybı yaşayan vatandaş bakımından en doğru yaklaşım, dosyayı tarihleri ve delilleriyle birlikte somut olarak değerlendirmektir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Bu karar bugün yürürlüğe girdi mi?
Hayır. AYM, iptal hükümlerinin Resmî Gazete yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
2. Yürürlük tarihi hangi gündür?
Resmî Gazete yayım tarihi 02/06/2026 olduğuna göre yürürlük tarihi 02/03/2027 olarak hesaplanır.
3. Karar bütün e‑ticaret işlemlerini mi kapsıyor?
Hayır. 6563 sayılı Kanun m.9/1 yönünden iptal yalnızca tüketici sözleşmeleri bakımındandır.
4. Pazar yerleri artık her durumda otomatik sorumlu mu?
Hayır. Karar, kategorik sorumsuzluk alanını hedef alıyor; somut sorumluluğun sınırları geçiş dönemi, yeni düzenleme ve yargı uygulamasıyla netleşecektir.
5. Ayıplı hizmet de bu kararla doğrudan kapsandı mı?
Hayır. Somut uyuşmazlık ayıplı mala ilişkin olduğu için 15. madde yönünden inceleme yapılmadı.
6. Tüketicinin ayıplı malda hangi hakları var?
Sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değişim hakları vardır.
7. Tazminat istemek mümkün mü?
Karar metninde de belirtildiği üzere, tüketici seçimlik haklarından biriyle birlikte TBK hükümlerine göre tazminat da talep edebilir; ancak her dosya ayrıca değerlendirilir.
8. Satıcıya ulaşamıyorsam ne yapmalıyım?
Platform içi başvuru kayıtlarını, yazışmaları, sipariş ve ilan ekran görüntülerini saklayın; dosya özelinde hangi hukukî yolun uygun olduğu ayrıca değerlendirilmelidir.
9. Platform içi yazışmalar gerçekten önemli mi?
Evet. Mevcut sistemde aracı hizmet sağlayıcının talep ve bildirimlerin iletilmesine/takibine elverişli sistem kurma ve işlem kayıtlarını tutma yükümlülüğü bulunduğu için bu kayıtlar ispatta önem taşır.
10. Bu karar eski dosyalarda otomatik sonuç doğurur mu?
Hayır. Dosyanın tarihi, aşaması, uyuşmazlığın niteliği ve yürürlük takvimi birlikte değerlendirilmelidir.
11. 2027’ye kadar yeni yasa çıkabilir mi?
Evet. AYM, doğacak hukukî boşluğu kamu yararı bakımından önemli görerek yürürlüğü erteledi; bu süre içinde yeni düzenleme yapılması mümkündür.
12. Bu karar neden bu kadar önemli?
Çünkü karar, e‑ticaret pazar yerlerinin tüketici karşısındaki sorumluluğunu yalnızca “pasif teknik aracılık” mantığıyla değil, platformun fiilî rolü ve tüketicinin korunması ilkesiyle birlikte değerlendirdi.
Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.



Yorumlar