Tam ve Kısmi Islah: Eski ve Yeni Dönemde Faiz ve Zamanaşımı

Güncelleme tarihi: 2 gün önce

Av. Mete ŞAHİN · Hukuki kontrol tarihi: 26 Ekim 2026
Kısmi davada alacağı bilirkişi raporundaki tutara yükseltmek, faizin başlangıcını değiştirmek ve zamanaşımı riskini gidermek üç ayrı meseledir. Alacağın tamamının istenmesi, işlemi kendiliğinden “tam ıslah” yapmaz. Artırılan tutara da her durumda ıslah tarihinden faiz işlemez. Borçlu daha önce alacağın tamamı için temerrüde düşmüşse ve faiz istemi bu tarihi kapsıyorsa, sonradan artırılan bölüm için de önceki tarihin esas alınması gündeme gelir.
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren HMK m.109/4, kısmi davada bir defalık talep artırımı ve artırılan bölümde zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması bakımından yeni bir düzenleme getirmiştir. Bu hüküm faiz başlangıcını ayrıca düzenlememektedir. Önceden açılmış belirsiz alacak davaları içinse eski HMK m.107’yi koruyan özel geçiş hükmü bulunmaktadır. Bu nedenle dava tarihi kadar, davanın türü ve daha önce yapılmış işlemler de önem taşır. 7589 sayılı Kanun, m.19–20, geçici m.1/10 ve m.26
Dosyanızdaki Sorudan Başlayın
Dosyadaki Sorun | Önce İncelenecek Açıklama |
|---|---|
Aynı alacağın yalnız miktarı artırılacak. | |
Artırılan tutarın faizi ıslah tarihinden başlatılmış. | |
İlk dilekçede dava tarihi istenmiş; daha eski tarihten faiz talep edilecek. | |
Dava 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış. | |
Mahkeme hüküm vermiş. |
İçindekiler
1. Kısmi Dava, Kısmi Islah Ve Tam Islah Aynı Şey Midir?
Kısmi dava, bölünebilir bir alacağın yalnız bir bölümünün dava edilmesidir. Islah ise tarafın yargılamada yaptığı usul işlemini düzeltmesidir. Birincisi başlangıçta mahkemeden ne kadar istendiğini, ikincisi görülmekte olan davada hangi işlemin değiştirildiğini anlatır. HMK m.109 ile m.176–181 bu nedenle birlikte, fakat farklı işlevleri gözetilerek okunmalıdır.
Örneğin 300.000 TL olduğu düşünülen araç bedelinin başlangıçta yalnız 10.000 TL’si istenebilir. Daha sonra bilirkişi 280.000 TL hesapladığında talebin 280.000 TL’ye yükseltilmesi, alacağın tamamına yöneliktir. Bununla birlikte, yalnız miktarın değiştirilmesi nedeniyle işlem “davanın tamamen ıslahı” niteliği kazanmaz.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Dilekçenin başlığı değil, yapılan değişikliğin içeriği belirleyicidir. “Tam ıslah dilekçesidir” denilerek yalnız miktar artırılması, tam ıslaha bağlanan bütün sonuçların elde edilmesini sağlamaz. Özellikle zamanaşımı bakımından adlandırmaya güvenilmemelidir. Bu yaklaşım, aşağıda incelenen HGK’nın 15.03.2022 tarihli kararındaki tam ıslah ve miktar artırımı ayrımıyla da uyumludur.
Temel Kavramların Karşılaştırılması
İşlem | Ne yapılır? | Kritik nokta |
|---|---|---|
Kısmi dava | Bölünebilir alacağın bir bölümü istenir. | Dava konusu miktar ile toplam alacak aynı değildir. |
Kısmi ıslah | Belirli bir usul işlemi veya mevcut talep düzeltilir. | Eski rejimde yalnız miktar artırımı tipik örnektir. |
Tam ıslah | Dava tamamen ıslah edilir; yeni dava dilekçesi sunulur. | HMK m.180’deki bir haftalık süre ve değişikliğin gerçek kapsamı önemlidir. |
HMK m.109/4 artırımı | Mevcut kısmi davada talep konusu özel hükümle artırılır. | Bir defalık özel yol, ıslah kurumundan ayrı değerlendirilir. |

2. Kısmi Islah Nasıl İşler?
Kısmi ıslahta yargılama bütünüyle yeniden kurulmaz; düzeltilen işlem ve ıslahın kapsamı esas alınır. Örneğin, aynı vakıalara dayanılarak istenen 10.000 TL alacağın 100.000 TL’ye yükseltilmesi, eski uygulamada kısmi ıslahla yapılabilen bir miktar artırımıdır. Bilirkişi raporunun tamamına ulaşılması bu niteliği değiştirmez.
HMK m.176 uyarınca her taraf aynı davada bir kez ıslah hakkına sahiptir. Önce kısmi, sonra tam ıslah için ayrı ayrı birer hak yoktur. Islah kural olarak tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir. HMK m.181, kısmen ıslah edilen işlemin yapılması için bir haftalık süre verilmesini düzenler. Düzeltme ve yeni talep aynı dilekçede açıkça yapılmışsa, sırf “bir hafta sonra ikinci dilekçe sunulması” gerektiği düşüncesiyle işlem ertelenmemelidir.
Miktar artırılırken her alacak kaleminin önceki tutarı, artırılan bölümü ve yeni toplamı ayrı gösterilmelidir. Faiz türü ve başlangıcı da aynı açıklıkta yazılmalıdır. Böylece, örneğin “toplam 80.000 TL” denildiğinde bunun 80.000 TL ek talep mi, yoksa önceki miktarı da içeren toplam mı olduğu konusunda tereddüt oluşmaz.
Artırılan talebin gerektirdiği dava harcı tamamlanır. Harç yatırılması ise tek başına talebin usulen geçerli olduğu, zamanaşımına uğramadığı veya istenen faiz tarihinin doğru olduğu anlamına gelmez.
Mevcut Talebi Artırmak İle Yeni Talep Eklemek Ayrıdır
Başlangıçta istenmiş fazla çalışma ücretini artırmak ile dilekçede hiç bulunmayan bağımsız bir alacak kalemini eklemek aynı işlem değildir. Yargıtay İBBGK’nın 08.05.2026 tarihli, E.2021/8, K.2026/1 kararı, ilk dilekçede yer almayan yeni talebin kısmen ıslahla davaya eklenemeyeceğini kabul etmiştir. Resmî Gazete nüshasının 37 ve 39. sayfalarındaki çoğunluk gerekçesi, mevcut talebi genişletme veya değiştirme ile yeni vakıalara dayanan tamamen yeni talep arasında ayrım yapmaktadır.
Kısmen ıslahla yeni talep eklenmesine ilişkin bu karar, mevcut bir faiz isteminin başlangıcının değiştirilmesini doğrudan çözen bir karar olarak okunmamalıdır.
3. Tam Islah Nedir? Bir Haftalık Süre Ne İçindir?
Tam ıslah, davanın tamamen ıslah edilerek yeni dilekçeyle yürütülmesidir. Örneğin aynı olayla bağlantılı olarak dava sebebinin ve talep sonucunun bütünüyle değiştirilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Yalnız talep miktarının büyümesi ise yeterli değildir. Tam ıslah, önceki davayla tamamen ilgisiz bir uyuşmazlığı bütün dava şartlarından bağımsız biçimde aynı dosyaya taşıma aracı da değildir.
HMK m.180’e göre davayı tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bir hafta içinde yeni dava dilekçesi vermelidir. Vermezse ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve dava önceki hâliyle sürer. Bu süreyi, kısmi ıslahta işlemin tamamlanması için verilen süreyle veya HMK m.178’deki gider ve zarar teminatına ilişkin bir haftayla karıştırmamak gerekir.
Yeni dilekçe; vakıaları, dayanakları ve sonuç istemini kendi içinde tamamlamalıdır. Miktarın, faiz türünün ve başlangıcının hangi hukuki nedenle değiştirildiği açıkça kurulmalıdır. “Önceki bütün açıklamalarımız geçerlidir” denilerek yeni talebin belirsiz bırakılması, tam ıslahın amacına uygun değildir.
Tam Islah Bilirkişi Raporunu Ortadan Kaldırır Mı?
Hayır, “tam ıslah yapılınca dosyadaki bütün deliller yok olur” denilemez. HMK m.179/2; ikrar, tanık anlatımları, bilirkişi raporu ve keşif gibi bazı işlemleri ıslahın geçersizleştirici etkisinin dışında tutar. Bununla birlikte, davanın yeni konusu bakımından önceki rapor yetersiz hâle gelebilir. Örneğin önce yalnız bir eşyanın değeri hesaplanmışken yeni talep farklı zarar kalemleri içeriyorsa ek inceleme gerekebilir.
Tam Islah Daha Eski Faiz Veya Zamanaşımı Koruması Sağlar Mı?
Tam ıslah, maddi hukukta bulunmayan bir temerrüt tarihini oluşturmaz. Zamanaşımına ilişkin sonuç da işlemin gerçekten tam ıslah olup olmadığına ve ileri sürülen hakkın kapsamına bağlıdır. HGK’nın 15.03.2022 tarihli, E.2019/8-238, K.2022/319 kararının 34 ve 37–41. paragraflarında gerçek tam ıslahın ilk davanın devamı olması açıklanırken, somut kısmi davadaki miktar artırımı bakımından bakiye alacağa yönelik zamanaşımı savunması kabul edilmiştir. Bu nedenle kararın yalnız tam ıslaha ilişkin paragrafı alınarak her miktar artırımına uygulanamaz.
4. 31 Temmuz 2026’da Ne Değişti?
7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. HMK m.107’nin kaldırılması ve m.109/4’ün eklenmesi, Kanun’un m.26/c hükmü gereğince aynı gün yürürlüğe girmiştir.
7589 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen HMK m.109/4, alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği hâllerde talebin aynı davada bir kez, tahkikat sona erinceye kadar ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılmasını sağlar. Artırılan bölüm için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Bu, eski kısmi dava uygulamasındaki önemli bir riski değiştirmektedir.
Konu | 31.07.2026 öncesindeki kısmi dava rejimi | Yeni HMK m.109/4 |
|---|---|---|
Miktar artırımı | İddianın genişletilmesi yasağı aşamasında, kural olarak ıslah veya karşı tarafın açık rızası gerekir. | Bir defalık özel artırma yolu tanınır. |
Son aşama | Islah için kural olarak tahkikatın sonu önemlidir. | Hüküm açıkça tahkikatın sona ermesini sınır alır. |
Bakiye bakımından zamanaşımı | Dava dışı bırakılan bölüm için süre ilerlemeye devam edebilir. | Artırılan bölümde de dava tarihinden kesilme kabul edilir. |
Faiz başlangıcı | Önceki temerrüt, alacağın niteliği ve faiz istemi incelenir. | Yeni hüküm faiz için ayrıca bir başlangıç tarihi koymaz. |
Yeni yol, HMK m.176 anlamında ıslah olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle HMK m.109/4’e uygun miktar artırımı, tek başına ıslah hakkının kullanılmasıyla özdeş değildir. Ancak buradan “önce özel artırma, sonra ıslah ile mutlaka ikinci bir miktar artırımı yapılabilir” biçiminde sınırsız bir sonuç çıkarılmamalıdır. Hükmün bir defalık kullanım sınırı ve sonraki işlemin niteliği birlikte değerlendirilir.
Ayrıca yeni hükümde, eski belirsiz alacak davasındaki gibi hâkimin vereceği iki haftalık özel artırma süresi yazılı değildir. Bilirkişi raporunun tebliğinden sonra artırım yapılacaksa, mahkemenin ara kararları ve tahkikatın kapanacağı aşama dikkatle izlenmelidir.

5. Eski Kısmi Davalar Ve Eski Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?
Önceden Açılmış Belirsiz Alacak Davaları
7589 sayılı Kanun’un geçici m.1/10 hükmü, kaldırılmadan önce açılmış davalar bakımından eski HMK m.107’nin uygulanmasını sürdürmektedir. Bu davalar yalnız yeni kanun nedeniyle kendiliğinden kısmi davaya dönüşmez. Eski m.107 şartlarıyla açılmış bir davadaki talep belirleme/artırma işlemi de sırf dilekçenin başlığı nedeniyle klasik kısmi dava ıslahıyla eş tutulmamalıdır.
2020’de 7251 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değiştirilen eski m.107/2, alacak belirlenebilir olduğunda tahkikat sona ermeden hâkimce verilecek iki haftalık kesin süreyi düzenliyordu. Bu süre içinde talep belirlenmezse dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Geçiş hükmü kapsamındaki dosyalarda bu yapı gözetilir.
Faiz bakımından eski belirsiz alacak davası ile eski kısmi dava da ayrılmalıdır. HGK’nın 02.10.2018 tarihli, E.2016/1070, K.2018/1392 kararında, HMK m.107 şartlarıyla alacağın tahsili amacıyla açılmış davada, daha önce temerrüt yoksa sonradan kesinleştirilen alacağın tümü bakımından dava tarihinin esas alınacağı açıklanmıştır. Önceki temerrüt bulunup bu tarihten faiz istenmişse, artırılan tutar yönünden de aynı istem değerlendirilir. Talep belirleme dilekçesinin yanlışlıkla ıslah sayılması veya faiz isteminin orada tekrarlanmaması, karardaki belirsiz alacak davasında artan bölümün faizsiz bırakılmasını haklı kılmamıştır.
Bu açıklama, her küçük tutarlı işçilik davasının belirsiz alacak davası olduğu anlamına gelmez. Davanın hukuki niteliği, başlangıç dilekçesi, tahsil veya tespit istemi, alacağın belirlenebilirliği ve faiz talebinin sınırı birlikte incelenir. HGK’nın 2018 kararında tartışılan “kısmi eda–külli tespit” gerekçesi çoğunlukça benimsenmemiştir; bu karşı görüş kararın sonucu gibi aktarılmamalıdır.
Önceden Açılmış Kısmi Davalar
Kanun, eski kısmi davaları açıkça HMK m.109/4 dışında bırakan ayrı bir hüküm koymamıştır. Bununla birlikte bu tespit, eski bütün dosyaların ve tamamlanmış işlemlerin yeni kurala göre baştan değerlendirilmesi anlamına gelmez. HMK m.448, usul hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanmasını öngörür.
Bu çerçevede, 31.07.2026 tarihinde devam eden, tahkikatı bitmemiş ve henüz artırımı yapılmamış kısmi davada yeni artırma yolundan yararlanılabileceği güçlü bir yorumdur. Fakat yeni usulün devam eden davaya uygulanması ile daha önce dolmuş zamanaşımının ortadan kalkması ayrı sorulardır. Önceden oluşmuş zamanaşımı savunmasının yeni düzenlemeyle mutlaka etkisizleştiği söylenemez.
Bu değerlendirme için yapılan kontrolde, 26.10.2026 itibarıyla söz konusu geçiş sorununu bütün yönleriyle kesinleştiren resmî tam metin bir yüksek mahkeme kararı doğrulanamamıştır. Bu yüzden geçiş bakımından tek ve tartışmasız bir içtihat varmış gibi hareket edilmemelidir.
Örneğin 2025’te ıslah edilmiş ve aynı yıl karara bağlanmış bir dosyanın faiz hükmü, 2026 düzenlemesiyle kendiliğinden değişmez. Buna karşılık 2025’te açılmış fakat 2026 sonbaharında hâlâ tahkikatı süren bir dosyanın henüz yapılmamış artırım işlemi ayrıca değerlendirilmelidir. “Dava eski olduğu için yeni hüküm hiçbir şekilde uygulanmaz” genellemesi de “yeni kanun bütün eski riskleri kaldırdı” genellemesi de sağlıklı değildir.
6. Faiz Neden Her Zaman Islah Tarihinden Başlamaz?
Faiz başlangıcını doğru belirlemek için dört tarih ayrılmalıdır:
Muacceliyet: Borcun ödenmesinin istenebileceği zaman.
Temerrüt: Borçlunun gecikmenin hukuki sonuçlarına tabi olduğu zaman.
Dava veya artırım tarihi: Talebin yargılamada ileri sürüldüğü zaman.
Talep edilen faiz başlangıcı: Davacının sonuç isteminde gösterdiği zaman.
TBK m.117’de kural, muaccel borç için borçluya ihtar yapılmasıdır. Kararlaştırılmış belirli ifa gününün geçmesi gibi ihtarsız temerrüt hâlleri de vardır. Haksız fiilde ise temerrüt bakımından fiilin işlendiği tarih esas alınır. Hangi kuralın uygulanacağı, alacağın gerçek hukuki sebebine bağlıdır. Belirli alacak türleri için öngörülen özel faiz başlangıcı hükümleri ayrıca gözetilir.
Mahkeme ayrıca HMK m.26 uyarınca talep sonucuyla bağlıdır. Daha eski bir temerrüt tarihi bulunması, davacının yalnız dava tarihinden istediği faizin kendiliğinden önceki tarihe götürülmesini sağlamaz. Önceki tarih zaten istenmişse mesele o talebin değerlendirilmesidir; ilk kez daha eski tarih isteniyorsa talebin değiştirilmesi ayrıca ele alınır.
Örnek A: Dava Öncesi Temerrüt Varsa
Bir işçi, vadesi gelmiş fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin tamamını kalem kalem isteyerek işvereni temerrüde düşürmüş olsun. Kısmi davada her kalemden 100 TL talep etmiş, sonrasında fazla çalışma istemini 7.000 TL’ye artırmış olsun. Başlangıç dilekçesi ve artırım istemi önceki temerrüt tarihini kapsıyorsa, 6.900 TL’lik ek bölümün faizinin mutlaka artırım tarihinde başlaması gerektiği söylenemez.
Burada araştırılacak konu, önceki temerrüdün yalnız 100 TL’ye mi yoksa aynı döneme ait alacağın tamamına mı ilişkin olduğudur. İhtar bütün alacağı kapsıyorsa, borçlunun gecikmesi alacağın bilirkişi tarafından hesaplandığı gün başlamış olmaz.
Örnek B: Dava Öncesi Temerrüt Yoksa
Eski rejime tabi kısmi para alacağı davasında daha önce temerrüt oluşturan bir ihtar, belirli vade veya başka hukuki sebep bulunmuyorsa, ilk istenen bölüm için dava, sonradan artırılan bölüm için ıslah tarihinin esas alınması gündeme gelebilir. Bu sonuç, “kısmi ıslahın her olayda faizi ileriye attığı” şeklinde genellenmemelidir; önceki temerrüdün bulunmadığı varsayımına dayanır.
Örnek C: Önceki Temerrüt Var, Fakat Dilekçede Dava Tarihi İstenmişse
Borçlu 1 Mart’ta temerrüde düşmüş olsa bile, davacı 1 Haziran’da açtığı davada yalnız “dava tarihinden faiz” istemiş olabilir. Bu durumda miktarı artırmak ile ilk 10.000 TL’nin faiz başlangıcını 1 Mart’a çevirmek ayrı değişikliklerdir. Daha eski faiz isteniyorsa, yalnız yeni toplam yazılmamalı; faiz başlangıcının da değiştirildiği ve bunun hangi vakıaya dayandığı açıklanmalıdır.

7. İhtarnamede Miktar Yazmıyorsa Temerrüt Oluşur Mu?
İşçilik alacaklarında tutarın ihtarnamede yazılmamış olması, tek başına temerrüdü engellemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03.07.2025 tarihli, E.2025/4690, K.2025/5819 kararının gerekçesinin 6. paragrafında, muaccel alacakların tek tek belirtilmesi şartıyla ihtarla temerrüt oluşturulabileceği, alacak miktarlarının yazılmasının gerekmediği açıklanmıştır. Kararın somut olayında arabuluculuk son tutanağı değerlendirilmiş; önceki temerrüt yerine dava ve ıslah tarihlerinden faiz kurulması hatalı bulunmuştur.
Örneğin “ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerimin tamamının ödenmesini istiyorum” içerikli bir talep, yalnız “bütün haklarım saklıdır” şeklindeki genel bir beyanla aynı değildir. İlki ödeme çağrısı içerir; ikincisi tek başına ödeme ihtarı niteliğini kesin olarak göstermez.
Somut ihtar değerlendirilirken şu belgeler birlikte okunmalıdır:
İhtarnamenin tam metni ve hangi kalemlerle dönemleri kapsadığı.
Borçluya tebliğ tarihi ve tebliğ belgesi.
Ödeme için tanınmış süre varsa, bu sürenin sonu.
Alacakların o tarihte muaccel olup olmadığı.
Dava ve artırım dilekçelerinde istenen faiz türü ile başlangıcı.
Noterde ihtar düzenlendiği gün, her durumda temerrüt günü değildir. Tebliğ daha sonra yapılmış veya ödeme için süre tanınmış olabilir. Ayrıca önceki ihtarın kapsamı dışında kalan sonraki dönem alacağı için aynı tarih otomatik kullanılmaz.
8. Faiz Başlangıcını Geriye Çekmek İçin Mutlaka Tam Islah Mı Gerekir?
Her faiz tarihi değişikliğini zorunlu olarak tam ıslah saymak da, ıslahla bütün faiz tercihlerinin serbestçe değiştirilebileceğini söylemek de doğru değildir. HMK m.176, usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesine izin verir; bunun somut faiz talebine etkisi, ilk istemin kapsamı, kullanılan usul yolu ve ilgili içtihatla birlikte değerlendirilir. Mevcut faiz istemini sürdürmek, başlangıç tarihini değiştirmek, faiz türünü değiştirmek ve bağımsız yeni talep eklemek ayrı sorulardır.
Üç durum ayrılmalıdır:
Önceki temerrüt tarihi zaten istenmişse: Miktar artırımında bu tarihten faiz istemi sürdürülür. İstemin kabulü, temerrüdün artırılan kısmı da kapsamasına bağlıdır. Sırf miktar büyüdüğü için yeni bir temerrüt tarihi aranmaz.
İlk dilekçedeki daha geç tarih değiştirilecekse: Talebin kapsamı genişlemektedir. Uygulanacak usul, ıslah hakkının durumu ve değişikliğin hangi miktarı kapsadığı açıkça değerlendirilmelidir. Sadece miktar artırımı, faiz tarihinin de değiştirildiğini her zaman göstermeyebilir.
Başlangıçta hiç bulunmayan bağımsız talep eklenecekse: 2026 içtihadı birleştirme kararının sınırı ayrıca önem kazanır. Bu durum, mevcut faiz istemindeki tarihin değiştirilmesiyle özdeş değildir.
Önceki tarihte temerrüt gerçekleşmiş olması, daha geç tarihle sınırlandırılmış istemin değiştirilmesi için tek başına yeterli değildir. Bu değişiklik yapılacaksa, hangi tutarın faiz başlangıcının hangi usuli dayanakla değiştirildiği açıkça yazılmalı; ıslah hakkının daha önce kullanılıp kullanılmadığı da araştırılmalıdır. İlk dilekçeden beri önceki temerrüt tarihinin istendiği bir dosyada ise ayrıca tarihi değiştirmek gerekmez. Bu iki durumun aynı kabul edilmesi, gereksiz tam ıslah işlemlerine veya mevcut ıslah hakkının yanlış kullanılmasına yol açabilir.
Faiz Türü Değişikliğine Sınır Koyan Karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.01.2024 tarihli, E.2023/6597, K.2024/448 kararında, başlangıçta tür belirtilmeden istenen faiz yasal faiz olarak kabul edilmiş; ıslahla en yüksek banka mevduat faizine geçilmesi uygun bulunmamıştır. Bankacılık işleminden doğan tazminata ilişkin bu kanun yararına bozma kararının IV/C/3 bölümünün 1–2. paragrafları, faiz türünün değiştirilmesi bakımından somut bir sınırlama içerir.
Bu kararı, her türlü faiz başlangıcı değişikliğini yasaklayan bir karar gibi genişletmek doğru olmaz. Aynı şekilde HMK m.176’dan hareketle faiz türünün veya tarihinin her dosyada sınırsız değiştirilebileceği de ileri sürülemez. Bu yazıdaki değerlendirme, “kısmi ıslahla tarih kesin değişir” veya “tam ıslahla satış tarihinden faiz mutlaka alınır” şeklinde bir sonuç garantisi içermemektedir.
Faiz İsteminin Tekrarlanmaması Başlangıç Tarihini Çözer Mi?
İBBGK’nın 24.05.2019 tarihli, E.2017/8, K.2019/3 kararının ilkesi, başlangıçta faiz istenen kısmi davada ıslah yoluyla miktar artırılırken faiz talebinin tekrar edilmemesinin artırılan bölümde faiz istemini ortadan kaldırmamasıdır. Bu ilke, 07.05.2024 tarihli resmî Yargıtay kararının V/C/3 bölümünün 11–12. paragraflarında aktarılıp uygulanmıştır. Faiz isteminin mevcut olması ile faizin hangi tarihten başlayacağı farklı sorulardır.
9. Araç Bedeli Örneğinde Satış Tarihinden Faiz İstenebilir Mi?
Anlaşmalı boşanma protokolünde devri öngörülen aracın devredilmediğini ve daha sonra satıldığını düşünelim. Açılan davada aracın bedelinin yalnız 10.000 TL’si istenmiş, bilirkişi toplam bedeli daha sonra belirlemiş olsun.
İlk soru, davanın başlangıçtan beri araç bedeli için mi açıldığı, yoksa başlangıçta devir/tescil istenirken sonradan bedel talebine mi geçileceğidir. İlk durumda aynı para alacağının miktarının artırılması söz konusudur. İkinci durumda talep sonucunun ve uygulanacak usul yolunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Dava konusu şey yargılama sırasında devredilmişse HMK m.125 gibi özel hükümler de gündeme gelebilir; her değişiklik doğrudan tam ıslaha indirgenmemelidir.
İkinci soru, para borcu bakımından temerrüdün ne zaman gerçekleştiğidir. Protokolün ve boşanma hükmünün içeriği, kesinleşme, belirlenmiş ifa günü, yapılan ihtarlar ve seçilen hukuki talep birlikte incelenir. Aracın satılmış olması, tek başına bedel alacağının her durumda satış gününden faiz taşıdığını göstermez. Sözleşmeye veya protokole aykırılık, gerekçesi kurulmadan haksız fiille eş tutulamaz.
Satış veya başka bir önceki tarihten faiz istenebilmesi için o tarihin ilgili talep bakımından hukuken geçerli bir faiz başlangıcı olması ve dilekçedeki istemin bunu kapsaması gerekir. Tam ıslah başlığı bu iki koşulun yerine geçmez.
10. Zamanaşımı Bakımından En Önemli Riskler Nelerdir?
Eski Rejimde Bakiye Alacak İçin Süre İşleyebilir
Eski kısmi dava uygulamasında, yalnız dava edilen bölüm için zamanaşımının kesilmesi ve kalan bölüm için sürenin devam etmesi önemli bir risktir. “Fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır” ibaresi bu süreyi kendiliğinden kesmez. HGK’nın 2022/319 sayılı kararında da somut miktar artırımı bu nedenle zamanaşımı def’iyle karşılaşmıştır. Yeni HMK m.109/4 bu eski kuralla aynı sonucu doğurmaz; dönemler ayrılmalıdır.
Örneğin 100.000 TL’lik alacağın 10.000 TL’si süresinde dava edilmiş, kalan bölüm ilgili süre dolduktan sonra eski rejime göre artırılmış olabilir. Davalının usulüne uygun zamanaşımı def’i, artırılan 90.000 TL yönünden sonuç doğurabilir. Dilekçede “tam ıslah” başlığı kullanılması, yalnız miktar artırılan bu örnekte kendiliğinden koruma sağlamaz.
İhtar Temerrüt Doğurabilir; Zamanaşımını Mutlaka Kesmez
İhtarın faiz bakımından yararlı olması ile zamanaşımının kesilmesi aynı etki değildir. TBK m.154, dava, icra takibi veya borcun ikrarı gibi kesilme sebeplerini düzenler. Alacaklının yalnız ihtar göndermesi, genel olarak zamanaşımını kesen bir sebep değildir. Süre hesabında varsa diğer kesilme ve durma nedenleri ayrıca araştırılmalıdır.
Yeni Hüküm Dava Açılmadan Önce Dolmuş Süreyi Gidermez
HMK m.109/4, artırılan bölümde kesilme tarihini dava tarihine bağlar. Dava açılmadan önce dolmuş zamanaşımına dayanan def’i, yeni hüküm tek başına etkisizleştirmez. Zamanaşımı alacak hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmadığından, davalının usulüne uygun savunması önemlidir. Ayrıca eski derdest dosyalarda yürürlükten önce dolmuş sürelerin durumu, geçiş bölümünde açıklanan ayrı sorundur.
11. Ek Dava Açıp Birleştirmek Daha Mı Avantajlıdır?
Ek dava; önceki davada istenmeyen bölüm veya ayrı bir talep için başvurulabilecek bir yol olabilir. Bağlantı koşulları varsa HMK m.166 kapsamında birleştirme gündeme gelir. Bununla birlikte birleştirme, ek davanın açılış tarihini ilk davanın tarihine dönüştürmez.
Ek dava özellikle bağımsız yeni bir talebin usulüne uygun ileri sürülmesi bakımından değerlendirilir. Buna karşılık yeni harç ve gider, dava şartları ve varsa arabuluculuk kapsamı ayrıca incelenir. Eski rejimde bakiye için zamanaşımı süresi zaten dolmuşsa, ek dava açmak da bu sorunu kendiliğinden çözmez.
Yeni HMK m.109/4’ün aynı davadaki artırım için öngördüğü zamanaşımı etkisi, sırf birleştirme nedeniyle ek davaya otomatik taşınmaz. Dolayısıyla mevcut alacağın artırılması amaçlanıyorsa, özel artırma yolunun uygulanabilirliği önce değerlendirilmelidir. “Ek dava her zaman daha güvenlidir” biçiminde bir tercih kuralı yoktur.
Aynı taraflar arasındaki aynı talep hakkında HMK m.303 anlamında kesin hüküm oluşmuşsa, ek dava bu sonucu aşmanın yolu değildir. Daha önce talep edilmiş ve karara bağlanmış faiz ile hiç dava edilmemiş bölüm ayrılmalıdır. Bu nedenle, hükümde reddedilmiş veya sınırlandırılmış bir faiz istemi için doğrudan “faiz farkı davası” açılabileceği varsayılmamalıdır.
12. Faiz Tarihi Farkının Parasal Etkisi Nasıl Hesaplanır?
Faizin Türü Ve Oranı Başlangıç Tarihinden Ayrıdır
Faiz başlangıcının doğru seçilmesi, doğru faiz türünün seçildiği anlamına gelmez. İşçilik alacaklarında genel ayrım şöyledir:
Alacak | Genel olarak uygulanan faiz |
|---|---|
Kıdem tazminatı | 1475 sayılı Kanun m.14 uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz. |
Bakiye ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve UBGT ücreti | 4857 sayılı Kanun m.34 kapsamında mevduata uygulanan en yüksek faiz. |
İhbar tazminatı ve kullanılmayan yıllık izin ücreti | Kural olarak yasal faiz. |
Kıdem tazminatında, hak kazanma koşulları ve istem gözetilerek fesih tarihine bağlanan özel başlangıç değerlendirmesi yapılır; diğer alacakların tümüne aynı tarih otomatik taşınmaz. 9. HD’nin 27.05.2013 tarihli, E.2012/580, K.2013/15837 kararında da yıllık izin ücretinde yasal faiz esas alınmıştır. Faiz türüne ilişkin özel hükümler ve talep sınırı ayrıca korunmalıdır.
2026 değişikliği faiz oranı bakımından da önemlidir. 7589 sayılı Kanun m.10 ile değişen 3095 sayılı Kanun m.1, 31.07.2026’dan itibaren genel kanuni faiz hesabını TCMB reeskont oranına bağlamıştır. Sözleşmeyle oran belirlenmemişse esas, önceki yılın 31 Aralık günündeki kısa vadeli reeskont oranının %80’idir. 30 Haziran oranı önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa, ikinci yarıyıl için 30 Haziran oranının %80’i uygulanır.
Dolayısıyla önceki döneme ait bir sabit oran, sonraki bütün günlere taşınamaz. Hesapta dönemlerin yürürlükteki kuralları, uygulanabilir özel hükümler ve varsa sözleşme veya ödeme planı birlikte ele alınmalıdır. Bu yazı, belirli bir günün TCMB veya banka verisine dayalı güncel sayısal oran ilan etmemektedir.
İki Başlangıç Tarihi Arasındaki Fark
Başlangıç tarihinin etkisi, aynı tutar için iki hesap karşılaştırılarak bulunur: biri kabul edilen geç tarihten, diğeri hukuken savunulan erken tarihten başlatılır. Faiz türü, ilgili dönem oranları, ödeme tarihleri ve hesapta kullanılan ana para aynı esaslarla ele alınmalıdır.
Yalnız yöntemi gösteren varsayımsal örnek: Artırılan bölüm 10.000 TL, iki tarih arasındaki süre 365 gün ve örnek yıllık basit faiz oranı %30 kabul edilirse, erken başlangıcın farkı 3.000 TL’dir. Buradaki %30, güncel yasal faiz veya fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi olduğuna ilişkin bir tespit değildir.
Hesap mantığı: 10.000 × 0,30 × 365 / 365 = 3.000 TL. Oranlar dönem içinde değişiyorsa ilgili dönemler ayrı hesaplanır. En yüksek mevduat faizinde ise ilgili alacak için uygulanacak yönteme ve fiilî oranların ispatına dikkat edilir; bütün kalemler tek bir tahmini oranla hesaplanamaz.
Her iki hesapta geç tarihten sonraki ana para ve oranlar aynıysa, bu tarihten sonraki ortak faiz kısmı farkı değiştirmez. Ayrıca TBK m.121 uyarınca faiz farkına kendiliğinden bileşik faiz eklenmez. Bu nedenle “bugüne kadar fark” sorusunda önce hangi dönemlerin gerçekten farklı olduğu bulunmalıdır.
Faiz başlangıcı ve alacak türüne uygun oran belirlendikten sonra hukuki faiz hesaplaması yapılabilir.
13. Dilekçe Hazırlamadan Önce Hangi Kontroller Yapılmalı?
Davanın türü ve tarihi: Kısmi dava mı, geçiş hükmüyle korunan eski belirsiz alacak davası mı?
Önceki işlemler: Islah veya özel artırım hakkı kullanılmış mı; tahkikat sona ermiş mi?
Talebin kapsamı: Yalnız miktar mı artıyor, faiz başlangıcı mı değişiyor, bağımsız yeni talep mi ekleniyor?
Temerrüt belgesi: İhtar, tebliğ, ödeme süresi, belirli vade veya ilgili başka olay hangi tarihi destekliyor?
Kalem ve dönem eşleşmesi: Önceki ödeme çağrısı, artırılan tutarın tamamıyla aynı alacak ve dönemi kapsıyor mu?
Zamanaşımı: Her kalem için başlangıç, süre, kesilme ve durma nedenleri ayrı incelenmiş mi?
Sonuç istemi: İlk tutar, artırım, yeni toplam, faiz türü ve başlangıç açık mı?
Harç ve tebligat: Artırımın gerektirdiği işlem ve giderler tamamlanmış mı?
Ankara ve Ankara Batı mahkemelerindeki işçilik veya diğer alacak davalarında da esas olan, ülke genelinde uygulanan bu kuralların dosyanın tarihleriyle eşleştirilmesidir. Yerel uygulama takibi; kanun, talep sonucu ve tebligat belgelerinin yerini tutmaz.
Hüküm Verilmişse İzlenecek Yol
Mahkeme artırılan bölüme ıslah tarihinden faiz uygulamış ve hüküm vermişse, öncelikle başvurulabilecek kanun yolu, süre ve kesinlik koşulları değerlendirilir. Dava öncesi temerrüt ile dilekçelerdeki faiz istemi karşılaştırılarak, faiz başlangıcındaki hukuki hatanın hangi belge ve ilkeye dayandığı gösterilmelidir. Bu aşamada sırf yeni bir “tam ıslah dilekçesi” verilmesi hükmü değiştirmez.
Özellikle ilk tutara önceki temerrütten, artırılan bölüme ise ıslah tarihinden faiz verilmişse, şu belgeler birlikte okunmalıdır:
Belge | Kontrol Edilecek Bilgi |
|---|---|
İhtar ve tebliğ belgesi | Ödeme çağrısı hangi alacakları ve dönemleri kapsıyor? Tebliğden sonra ödeme süresi verilmiş mi? |
İlk dava dilekçesi | Hangi tutar için, hangi tür faiz, hangi başlangıçtan istenmiş? |
Artırım veya ıslah dilekçesi | Yeni toplamın tamamı için faiz istemi nasıl kurulmuş? Başlangıç tarihi ayrıca değiştirilmiş mi? |
Gerekçeli karar | Mahkeme temerrüdü hangi tarihte kabul etmiş; artırılan bölüm için farklı tarih kullanmasını açıklamış mı? |
Hüküm fıkrası | İlk tutar ve ek bölüm için yazılan tarihler, gerekçedeki kabul ve talep sınırıyla uyumlu mu? |
Gerekçede önceki temerrüdün kabul edilip hükümde artırılan tutara ıslah tarihinden faiz verilmesi, somut biçimde incelenmesi gereken bir tutarsızlık olabilir. Sonuç, ihtarın kapsamı ve dilekçelerdeki istem görülmeden kesinleştirilmemelidir; kanun yolu başvurusunda yalnız “faiz yanlış” denilmesi yerine bu belge ve tarih ilişkisi açıklanmalıdır.
HMK m.304’teki tashih açık yazı ve hesap hatalarına; m.305’teki tavzih ise hükmün açıklanmasına ilişkindir. Hükümdeki hakkın esasını genişleterek faizi daha eski tarihe götürmek, kural olarak bu yolların sınırını aşar. Açık yazım hatası olasılığı ayrı incelenir; tavzih veya tashih başvurusu düşünülmesi, kanun yolu süresinin gözden kaçırılmasına neden olmamalıdır.
HMK m.357 uyarınca bölge adliye mahkemesinde ıslah istenemez. Kaldırma veya bozma sonrasında dosya ilk dereceye döner ve yeniden tahkikata ilişkin işlem yapılırsa HMK m.177/2’nin özel koşulları ayrıca değerlendirilir; uyma ile oluşan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. HMK m.177, 304–305 ve 357
14. Sık Sorulan Sorular
Tam Islah İle Kısmi Islahın En Temel Farkı Nedir?
Kısmi ıslah belirli bir usul işlemini veya mevcut talebi düzeltir. Tam ıslah davanın tamamen ıslah edilmesini ve HMK m.180 uyarınca yeni dava dilekçesi verilmesini içerir. Ayrım, talep edilen para miktarının büyüklüğüne bağlı değildir.
Islah Dilekçesinde Faizi Tekrar Yazmadıysam Faiz Hakkım Kaybolur Mu?
Başlangıçtaki kısmi dava dilekçesinde faiz istenmişse, ıslah yoluyla miktar artırılırken bu istemin tekrar edilmemesi artırılan bölüm için faiz talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İBBGK’nın 2019/3 sayılı kararının ilkesi bu yöndedir. Ancak bu ilke, faizin hangi gün başlayacağını veya daha önce sınırlandırılmış bir istemin değişip değişmediğini tek başına çözmez; önceki temerrüt ve talebin kapsamı ayrıca değerlendirilir.
HMK m.109/4 Artırımı Islah Hakkını Kullanmak Anlamına Gelir Mi?
Yeni düzenleme, HMK m.176’daki ıslahtan ayrı bir artırma yolu öngörür. Bu yolun kullanılması tek başına ıslahla özdeş değildir. Ancak aynı davada bir defalık artırım sınırının daha sonra hangi işlemlere izin vereceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Eski Kısmi Davalar Yeni Hükmün Açıkça Dışında Mı Bırakıldı?
Hayır, bu yönde ayrı bir açık istisna yoktur. Buna karşılık tamamlanmış işlemler ve yürürlükten önce dolmuş zamanaşımı süreleri otomatik olarak silinmez. Devam eden tahkikatta yeni usulün uygulanmasıyla eski zamanaşımı savunmasının durumu ayrılmalıdır.
Eski Belirsiz Alacak Davalarında HMK m.107 Devam Eder Mi?
Evet. 7589 sayılı Kanun’un geçici m.1/10 hükmü, kaldırılmadan önce açılmış davalarda eski m.107’nin uygulanmasını sürdürür. Davanın gerçekten bu madde kapsamında açılıp açılmadığı dosyadan belirlenmelidir.
Islah Edilen Bölüme Faiz Daima Islah Tarihinden Mi İşler?
Hayır. Önceki temerrüt artırılan bölümü de kapsıyor ve talep buna uygunsa, daha eski tarih esas alınabilir. Yargıtay 9. HD’nin 2025/5819 sayılı kararı bu ayrım bakımından önemlidir. Önceki temerrüt bulunmayan eski kısmi davalar farklı değerlendirilir.
İhtarnamede Rakam Yazılmaması İşvereni Temerrütten Kurtarır Mı?
Tek başına kurtarmaz. Muaccel işçilik alacakları tek tek belirtilmiş ve ödenmeleri istenmişse, miktar yazılmamış olması temerrüdü engellemez. Tebliğ, verilen süre ve kapsanan alacak dönemleri yine incelenir.
Dava Tarihinden İstenen Faiz Daha Eski Tarihe Çekilebilir Mi?
Maddi hukukta daha eski başlangıç bulunmalı ve talep değişikliği usulüne uygun yapılabilmelidir. Yalnız miktarı artırmak, faiz tarihini değiştirmekle aynı değildir. Islah hakkının kullanılmış olması ve faiz isteminin kapsamına ilişkin içtihatlar ayrıca incelenir. Her durumda tam ıslah gerektiği veya ıslahla tarih ve türün mutlaka değiştirilebileceği söylenemez.
Zamanaşımının Dava Tarihinde Kesilmesi, Faizin De O Gün Başlaması Mıdır?
Hayır. Zamanaşımı ve temerrüt faizi farklı kurumlardır. HMK m.109/4’ün zamanaşımı cümlesi, bütün artırılan tutara otomatik dava tarihinden faiz verilmesini açıkça düzenlememektedir.
Tam Islah Sonrasında Yeni Dilekçe Verme Süresi Nedir?
HMK m.180 uyarınca tam ıslah bildiriminden sonra bir haftadır. Bu sürede yeni dava dilekçesi verilmezse ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve önceki dava devam eder. Kısmi ıslah ve teminat süreleriyle karıştırılmamalıdır.
Ek Dava Birleştirilince İlk Davanın Tarihinden Açılmış Sayılır Mı?
Hayır. Birleştirme, ek davanın açılış tarihini geriye götürmez. Zamanaşımı ve faiz bakımından ek davanın kendi koşulları ve önceden oluşmuş temerrüt ayrıca değerlendirilir.
Hükümden Sonra Islah İle Faiz Hatası Düzeltilebilir Mi?
Islah kural olarak tahkikat bitmeden yapılır; verilmiş hükmün faiz sonucunu değiştiren bir kanun yolu değildir. Faiz başlangıcına ilişkin hukuki hata, başvuru şartları ve süreleri içinde ilgili kanun yolunda ileri sürülmelidir. Maddi hata düzeltmesi veya tavzih, hükümde tanınan hakkın esasını değiştirme aracı olarak kullanılamaz.
Kaynaklar Ve Kararların Kapsamı
Karar künyesi kadar, kararın hangi soruyu çözdüğü de önemlidir. Aşağıdaki karşılaştırma, yukarıda açıklanan içtihatların kapsamını birlikte gösterir:
Karar | Bu Yazıda Desteklediği Ayrım | Tek Başına Desteklemediği Sonuç |
|---|---|---|
Başlangıçta istenen faizin ıslah yoluyla miktar artırımında tekrar edilmemesi, artan bölümde faiz istemini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. | Faizin her olayda ilk dava tarihinden başlayacağı. | |
Muaccel işçilik alacaklarının tek tek belirtilmesi ve önceki temerrüdün kapsamı önemlidir; ihtarda tutar yazılmaması tek başına engel değildir. | Tebliğ, vade ve alacak kapsamı incelenmeden her ihtarın yeterli sayılması. | |
Gerçek tam ıslah ile kısmi davada yalnız miktar artırımı ayrılmalıdır. | Dilekçeye “tam ıslah” denilerek bütün bakiye için zamanaşımı koruması elde edilmesi. | |
Somut olayda yasal faizden en yüksek mevduat faizine geçiş uygun bulunmamıştır. | Her türlü faiz başlangıcı değişikliğinin aynı şekilde yasak olduğu. | |
Kısmen ıslahla ilk dilekçede bulunmayan bağımsız yeni talep eklenmesi sınırlandırılmıştır. | Mevcut alacağın miktarı ile faiz tarihine ilişkin bütün sorunların aynı kararla çözülmesi. |
Mevzuat: 6100 sayılı HMK’nın güncel metni; HMK’nın ilk kabul metni; 7251 sayılı değişiklik Kanunu; 7589 sayılı Kanun; 6098 sayılı TBK, ilgili temerrüt ve zamanaşımı hükümleri. İlk kabul metinleri, sonraki değişiklikler dikkate alınarak kullanılmıştır.
Doğrudan resmî tam metinleri incelenen kararlar: HGK, 02.10.2018, E.2016/1070, K.2018/1392; HGK, 15.03.2022, E.2019/8-238, K.2022/319; 11. HD, 18.01.2024, E.2023/6597, K.2024/448; 9. HD, 03.07.2025, E.2025/4690, K.2025/5819; 9. HD, 27.05.2013, E.2012/580, K.2013/15837; İBBGK, 08.05.2026, E.2021/8, K.2026/1 — TBB sunucusundaki Resmî Gazete nüshası.
Künye kontrolü: 2018 tarihli HGK kararının esas numarası UYAP’ın resmî dizinindeki biçimiyle verilmiştir. 2022 tarihli kararın daire bağlantısını içeren tam esas numarası ise HGK’nın 07.06.2023 tarihli, E.2023/481, K.2023/609 kararındaki açık atıftan ayrıca doğrulanmıştır.
2019 kararı için erişim açıklaması: İBBGK’nın 24.05.2019 tarihli, E.2017/8, K.2019/3 kararının ilkesi, 07.05.2024 tarihli resmî uygulama kararının ilgili bölümlerinden doğrulanmıştır. 2019 kararının Resmî Gazete bağlantısı bu kontrol sırasında erişim sorunu verdiğinden, doğrudan bu PDF’nin tamamının incelendiği varsayılmamıştır.
Metindeki örnekler açıklama amacıyla oluşturulmuştur; gerçek kişilerin dosyalarını tanımlamaz. Mevzuat ve karar içerikleri dışında değerlendirme, karşılaştırma ve örnek anlatımları bu rehber için hazırlanmıştır.


Yorumlar