top of page

Kira Bedelinin Uyarlanması Davası: Şartları, Süreci ve Kira Tespitinden Farkı

Yazarın fotoğrafı: Av. Mete ŞAHİN
Av. Mete ŞAHİN
4 gün önce
6 dakikada okunur

Kira bedelinin uyarlanması davası, sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülemeyen olağanüstü bir durumun kira ilişkisindeki dengeyi çekilmez ölçüde bozması hâlinde başvurulan bir yoldur. Dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138. maddesidir. Uyarlamada amaç, sözleşmeyi ortadan kaldırmak değil, değişen koşullara göre yeniden dengelemektir.


Uygulamada bu dava çoğu zaman kira tespit davasıyla karıştırılır. Oysa iki dava farklı hükümlere dayanır, farklı şartlara tabidir ve farklı sonuçlar doğurur. Aşağıda uyarlama davasının şartları, kimlerin açabileceği, arabuluculuk zorunluluğu, görevli mahkeme ve kira tespit davasından farkı ayrı ayrı ele alınmaktadır.


Kira bedelinin uyarlanması davasını konu alan Avukat Mete Şahin başlık görseli.

1. Kira Bedelinin Uyarlanması Davası Nedir?


Kira sözleşmesi, tarafların karşılıklı edimlerini zamana yayan sürekli edimli bir sözleşmedir. Sözleşme kurulurken taraflar, o günün ekonomik ve fiilî koşullarına göre bir bedel üzerinde anlaşır. Aradan geçen sürede beklenmeyen bir gelişme yaşanırsa, başlangıçtaki denge tek taraf aleyhine ağır biçimde bozulabilir.


6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi, bu durumda borçluya hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı tanır. Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönme hakkını kullanır; ancak sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih hakkı söz konusu olur. Kira sözleşmesi sürekli edimli bir sözleşme olduğu için burada geçerli olan yaptırım fesihtir.


Maddenin son fıkrası, hükmün yabancı para borçlarında da uygulanacağını açıkça belirtir. Bu nedenle kira bedelinin döviz üzerinden kararlaştırıldığı sözleşmelerde de uyarlama talebi gündeme gelebilir.


2. Uyarlama Davasının Şartları


Kanun metni, uyarlama talebini birbirini tamamlayan dört şarta bağlamıştır. Bu şartlardan birinin gerçekleşmemesi, talebin reddine yol açar.


2.1. Öngörülemeyen ve Öngörülmesi Beklenmeyen Olağanüstü Durum


Sözleşmenin yapıldığı sırada tarafların bildiği ya da makul biçimde hesaba katması gereken gelişmeler bu kapsamda değildir. Aranan, sözleşme kurulurken öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumdur. Bu ölçüt, sözleşmenin yapıldığı tarihe göre değerlendirilir; dava tarihindeki koşullara göre değil.


Bu nedenle, sözleşme kurulurken zaten var olan ya da yakın dönemde ortaya çıkacağı bilinen bir gelişmeye dayanılarak uyarlama istenmesi güçtür. Buna karşılık, sözleşmeden çok sonra ortaya çıkan ve piyasanın tamamını etkileyen olağanüstü gelişmeler değerlendirmeye alınır.


2.2. Durumun Talepte Bulunandan Kaynaklanmaması


Olağanüstü durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkmış olması gerekir. Kendi ticari tercihi, yatırım kararı veya ihmali nedeniyle ödeme güçlüğüne düşen taraf, bu güçlüğü uyarlama sebebi olarak ileri süremez. Aynı şekilde, sözleşmeyi ağır şartlarla bilerek kabul etmiş olmak da tek başına uyarlama hakkı vermez.


2.3. Dengenin Dürüstlük Kuralına Aykırı Ölçüde Bozulması


Kanun, her dengesizliği değil, ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine gerçekleşen değişikliği yeterli sayar. Bedelin bir miktar düşük ya da yüksek kalması bu eşiği karşılamaz; aranan, sözleşmeye devam etmeyi çekilmez hâle getiren nitelikli bir bozulmadır.


Bu değerlendirmede kiralananın niteliği, kullanım amacı, sözleşmenin süresi, kararlaştırılan artış kuralı ve emsal kira bedelleri birlikte ele alınır. İşyeri kiralarında, kiralananın işletmeye kattığı değer ve sektörün genel durumu da tabloya dâhil edilir.


2.4. Borcun Henüz İfa Edilmemiş veya Çekince ile İfa Edilmiş Olması


Dördüncü şart, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktadır. Kanun, borcun henüz ifa edilmemiş olmasını veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan hakların saklı tutularak ifa edilmiş olmasını arar. Kira bedelini çekince koymadan ödemeye devam eden taraf, ödediği dönemler bakımından talebini zayıflatır.


Bu nedenle uyarlama düşünülen dönemde ödemelerin ihtirazi kayıt ile, yani uyarlama hakkı açıkça saklı tutularak yapılması önem taşır. Çekince, ödeme dekontuna düşülen açıklama veya karşı tarafa gönderilen yazılı bildirim ile ortaya konabilir.


Kira uyarlama davasında aranan dört şartı özetleyen bilgi görseli.

3. Davayı Kim Açabilir?


Uyarlama davası yalnızca kiracıya tanınmış bir imkân değildir. Kiracı bedelin indirilmesini, kiraya veren ise bedelin artırılmasını talep edebilir. Belirleyici olan sıfat değil, dengenin kimin aleyhine bozulduğudur.


Uzun süreli işyeri kiralarında, sözleşmedeki artış kuralı piyasa gerçekliğinin çok gerisinde kalmışsa kiraya veren; kiralananın kullanım değeri beklenmedik biçimde düşmüşse kiracı talepte bulunur. Her iki hâlde de aynı dört şart aranır.


4. Kira Tespit Davası ile Uyarlama Davası Arasındaki Fark


İki dava da kira bedeli üzerinde sonuç doğurur; ancak dayanakları ve şartları ayrıdır. Farkın doğru kurulması, açılacak davanın türünü ve zamanını belirler.


  • Dayanak: Kira tespit davası Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesine, uyarlama davası ise 138. maddesine dayanır.

  • Süre şartı: Kira tespitinde beş yıldan uzun süreli ya da beş yıldan sonra yenilenen sözleşme ölçütü gündeme gelir. Uyarlamada böyle bir süre şartı yoktur.

  • Aranan olgu: Tespitte hakkaniyete uygun bedelin belirlenmesi yeterlidir. Uyarlamada ayrıca olağanüstü durum ve dengenin çekilmez ölçüde bozulması aranır.

  • Dava açma süresi: Kira tespitinde 345. maddedeki otuz günlük bildirim ve dönem kuralları sonucu etkiler. Uyarlamada kanunda böyle bir süre öngörülmemiştir.

  • Sonuç: Tespitte yeni dönem bedeli belirlenir. Uyarlamada sözleşme yeni koşullara göre dengelenir; bu mümkün değilse fesih gündeme gelir.


Kanun, kira bedelinin yabancı para olarak kararlaştırıldığı sözleşmelerde beş yıl geçmedikçe bedelde değişiklik yapılamayacağını düzenlerken aşırı ifa güçlüğü hükmünü açıkça saklı tutmuştur. Dolayısıyla döviz üzerinden kurulan kira ilişkilerinde beş yıllık sınır, uyarlama talebinin önünde engel oluşturmaz.


5. Arabuluculuk, Görevli Mahkeme ve Yargılama


5.1. Dava Şartı Arabuluculuk


Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler dışında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Uyarlama davası da bu kapsamdadır. Arabuluculuk aşaması atlanarak açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.


6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun ilgili hükmü uyarınca sürecin son tutanakla sonuçlanması gerekir. Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecinin işleyişine ilişkin ayrıntılar kira hukuku sayfasında yer almaktadır.


5.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme


6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca kiralanan taşınmazlara ilişkin ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Yetki bakımından ise taşınmazın bulunduğu yer ile davalının yerleşim yeri mahkemesi gündeme gelir.


5.3. İnceleme ve Deliller


Yargılamada kira sözleşmesi, ödeme kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar ve varsa çekince beyanları incelenir. Kiralananın durumunun yerinde görülmesi için keşif yapılması ve emsal kira bedelleri yönünden bilirkişi incelemesine başvurulması olağandır.


Uyarlama, geçmişe dönük bir alacak hesabı değildir. Uygulamada uyarlama, kural olarak talebin ileri sürüldüğü dönemden itibaren sonuç doğurur; bu nedenle talebin zamanında ve usulüne uygun biçimde ortaya konması belirleyicidir.


6. Uyarlama Talebinin Sonuçları


6.1. Sözleşmenin Yeni Koşullara göre Dengelenmesi


Şartların gerçekleştiği kabul edilirse hâkim, sözleşmeyi ortadan kaldırmak yerine edimler arasındaki dengeyi yeniden kuracak bir bedel belirler. Bu belirleme, kiralananın niteliği, konumu, kullanım amacı ve emsal kira bedelleri birlikte değerlendirilerek yapılır.


Uyarlama, tarafların üzerinde anlaştığı diğer sözleşme hükümlerini kendiliğinden değiştirmez. Talep yalnızca kira bedeline yönelikse, sözleşmenin süresi, kullanım amacı ve diğer yükümlülükler aynen devam eder.


6.2. Uyarlamanın Mümkün Olmaması ve Fesih


Kanun, uyarlamanın mümkün olmadığı hâlde borçluya sözleşmeden dönme hakkı tanır; ancak kira gibi sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih söz konusu olur. Fesih, sözleşmeyi ileriye etkili biçimde sona erdirir; geçmiş dönemdeki edimleri geri almaya imkân vermez.


Bu ayrım pratikte önemlidir. Fesih hâlinde kiralananın tahliyesi, teminatın iadesi ve varsa kullanım dönemine ilişkin alacaklar ayrıca değerlendirilir.


7. Ankara ve Yenimahalle’de Süreç


Uyarlama davasında yetki, taşınmazın bulunduğu yere göre belirlendiği için Ankara’daki bir kiralanan bakımından dosya, taşınmazın bağlı olduğu yargı çevresindeki sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yenimahalle sınırları içindeki taşınmazlar için de aynı kural geçerlidir.


Bu nedenle ilk adımda kiralananın adresi, sözleşmenin tarihi ve artış kuralı ile ödemelerin nasıl yapıldığı birlikte değerlendirilir. Tahliye, kira artışı ve kira tespiti başlıklarının birbirinden ayrılması, açılacak davanın türünü doğru belirlemeyi sağlar.


8. Süreci Yürütürken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar


  • Ödemeleri durdurmayın. Uyarlama talebi, kira borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemenin kesilmesi temerrüt ve tahliye riskini doğurur.

  • Çekinceyi yazılı hâle getirin. Uyarlama hakkının saklı tutulduğu, ödeme açıklamasında veya karşı tarafa gönderilen bildirimde açıkça belirtilmelidir.

  • Sözleşme metnini koruyun. Artış kuralı, süre, kullanım amacı ve kiralananın nitelikleri uyarlama değerlendirmesinin temelini oluşturur.

  • Emsal verileri toplayın. Aynı bölgedeki benzer nitelikteki taşınmazlara ilişkin güncel kira bilgileri, dengenin bozulup bozulmadığını ortaya koymada kullanılır.

  • Doğru davayı seçin. Şartları oluşmuşsa kira tespiti, oluşmamışsa uyarlama gündeme gelebilir. İki talebin birbirinin yerine kullanılması hak kaybına yol açabilir.


Sık Sorulan Sorular


1. Kira uyarlama davası beş yıl dolmadan açılabilir mi?


Evet. Uyarlama davası Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesine dayanır ve bu maddede beş yıllık bir süre şartı öngörülmemiştir. Beş yıl ölçütü, kira tespit davasına ilişkin ayrı bir düzenlemedir.


2. Uyarlama davasından önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?


Evet. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. Bu aşama tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilir.


3. Uyarlama davası ile kira tespit davası arasındaki temel fark nedir?


Kira tespitinde hakkaniyete uygun bedelin belirlenmesi yeterlidir. Uyarlamada ise ayrıca öngörülemeyen olağanüstü bir durum ve dengenin çekilmez ölçüde bozulması aranır.


4. Uyarlama davasını kiraya veren de açabilir mi?


Açabilir. Kanun, talebi taraf sıfatına göre değil, dengenin kimin aleyhine bozulduğuna göre değerlendirir. Kiraya veren bedelin artırılmasını isteyebilir.


5. Uyarlama kararı geçmiş kira dönemlerini kapsar mı?


Kural olarak kapsamaz. Uygulamada uyarlama, talebin usulüne uygun biçimde ileri sürüldüğü dönemden itibaren sonuç doğurur.


6. Sözleşmede artış oranı belirlenmişse uyarlama istenebilir mi?


Belirlenmiş olması tek başına engel değildir. Ancak kararlaştırılan kuralın varlığı, öngörülebilirlik değerlendirmesinde dikkate alınır ve talebin şartlarını ağırlaştırabilir.


7. Kira bedelini çekince koymadan ödedim, hakkım düşer mi?


Ödenen dönemler bakımından talep zayıflar. Kanun, borcun henüz ifa edilmemiş olmasını ya da uyarlama hakkı saklı tutularak ifa edilmiş olmasını arar. Bu nedenle ihtirazi kayıt konulması önem taşır.


8. Enflasyon tek başına uyarlama sebebi sayılır mı?


Tek başına yeterli kabul edilmez. Aranan, sözleşme kurulurken öngörülemeyen olağanüstü bir durumun dengeyi dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede bozmasıdır. Bu değerlendirme somut sözleşmeye göre yapılır.


9. Uyarlama davası hangi mahkemede açılır?


Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer ile davalının yerleşim yeri mahkemesi gündeme gelir.


10. Dava sürerken kira ödemeye devam etmeli miyim?


Evet. Dava açılmış olması ödeme yükümlülüğünü askıya almaz. Ödemelerin kesilmesi, temerrüt ve tahliye talebiyle sonuçlanabilir.


11. Kira bedeli döviz üzerinden kararlaştırılmışsa ne olur?


Kanun, döviz üzerinden kararlaştırılan kira bedellerinde beş yıllık sınırı düzenlerken aşırı ifa güçlüğü hükmünü açıkça saklı tutmuştur. Bu nedenle bu sözleşmelerde de uyarlama talebi ileri sürülebilir.


12. İnceleme için hangi belgeler hazırlanmalıdır?


Kira sözleşmesi, varsa ek protokoller, ödeme dekontları ve çekince beyanları, taraflar arasındaki yazışmalar ile kiralananın kullanım amacına ilişkin belgeler hazırlanmalıdır. Değerlendirme için iletişim sayfasındaki bilgiler üzerinden randevu alınabilir.


Yasal Uyarı: Bu web sitesinde yer alan bilgiler, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bu sitedeki bilgilerin kullanımı, hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. İçerikte yer alan bilgilere dayanarak hareket etmeden önce, özel hukuki durumunuzla ilgili olarak mutlaka bu alanda çalışan bir avukata danışmanız tavsiye edilir.


Yorumlar


bottom of page